Bugün size okulumda, fakültemin önünde yaşanan bir olaydan bahsedeceğim. Perşembe günü, öğle molası saatlerinde Erciyes Üniversitesi - Edebiyat Fakültesi önünde bir arkadaşımız, Meliha Keskin, 5 yıl
Her şeyi günden güne normalleştirmeye çalışıyorlar. Bu gibi olaylar bizim için ancak Abd yapımı filmlerde rastlanan olaylardı. Ne zaman bu kadar duyarsız oldu yöneticiler. Çünkü "hayat devam ediyor" motto haline getirildi. Bu insan binbir emekle okuyor, belki de çalışıyor ama yalnız bırakılıyor hayatta olsuğu gibi ölürken de. Bu ülkeye yazıklar olsun!
eşinden boşanmış, çocuklarını okuturken bir yandan da üniversite okuyan bir kadın meliha keskin. en büyük çocuğu liseye gidiyor, liseli arkadaşlarıyla birlikte annesi için adalet arıyor. gerçekten yazıklar olsun. insan canı bu kadar kıymetsiz olmamalı.
kadınların iyi bir şiir yazacağına ve aşık olacağına inanmaktan ziyade yoğurda serpiştirilen çokça nane biraz tuz birkaç damla sıvıyağın acılı patos rolls'la karşılaştığındaki serinletici acısına inanıyorum. şiiri ve aşkı, kadınlara yakıştırmıyorum. bunlar bana hep erkek işi olarak gelmiştir. kadınlar, duygularını başka şekilde ifade edebilirler. mesela sadık ve anlayışlı bir karakterin incecik sardığı zeytinyağlı yaprak sarmasıyla. tabi bu bence olanı. isteyen şiir yerine sarma sarmaz baklava açar isteyen anlayışlı davranmak yerine sorun çıkarmaz. tabi bu da bence olanı. zaten konumuz ne uzun saçlılar ne saydam sözler ne de malihulya... sanırım karnım acıktı.