• 312 syf.
    ·7 günde·Beğendi·9/10
    Kitabı okurken en çok dikkat ettiğim şey savunma makanizmasıydı. Psikanalizi, psikatriye kanıtlama çabasını, Sürekli psikanalize yapılan eleştirileri alt etme çabasını...görüyordum. Kitabın ilerleyen yerlerinde fark ettimki bazı yerlerde öğrencilerine cevap veriyor. İlk başta bunu anlamak baya güç.
    Okurken dikkatimi çeken diğer bir nokta 'doğru soru' meselesi. Kendimdeki eksikliğin farkındaydım ama daha da farkına vardım. Evet bir psikolog yada bir doktor değilim konuya o kadarda hakim olmadığımdan doğru soruları bilmemem doğal belki . Ama kaçmam için bahane olmamalı. Bu yüzden Socrates ile ilgili biraz daha okumaya karar verdim.
    Öncelikle psikanalizin kurucusu olarak bildiğimiz Freud, bütün içtenliğiyle başka başka insanlardan elde ettiklerini isimleriyle ve kaynaklariyla ortaya koyuyor. Mitolojiye ne kadar hakim olduğu, vakalarda bunları kullanışı ilgi çekici. Okurken başka başka bilgilere de sahip olabileceğiniz bir insan.
    Say yayınları Freudun Psikanalize Giriş derslerini kitaplaştırmış ve bu kitapta serinin 2. kitabıdır. İlk kitaptan bağımsız gayette anlaşılırdır. Ama bir temel istiyor, yoksa oldukça zorlanılacak bir kitap. Ben
    pedagojik formasyon aldığımdan çoğu şey pekişti. Çoğu diyorum çünkü aldığım eğitimle kitaptaki bazı yerler çatıştı. Bunlar basit gerçeklerdi ama olsun iki güvenilir kaynağın bir konuda farklı çeşitlemeler getirebildiğini gösteriyor. Aldığımız eğitimde merkezde tuttulan kavramlarla bu kitapta merkezde tutulanlar farklı gibi. Bu da eğitim verenlerin, çevirenlerin, zamanla değişenlerin ... Etkisi olsa gerek.
    Kitap bir psikoloğun/ psikiyatristin ( okurken buna takılmamışım) duruşunu yaklaşımını anlatıyor. Nevrozun ne olduğu , nasıl gerçekleştiğini, mühim olanın bunun köklerine gitmek olduğunu, klinik olması için bunun var olup/ olmaması değil eşiğinin ne kadar olduğuna değiniyor. Pedagojik formasyonda aldığımız dönemler, libido, bilinç bölgeleri... yüzeysel ama yeterli şekilde anlatılıyor.
    Nevrozlar aslında bir yanılsama gerçek geçmiş yaşantılarımızda/ yaşayamadıklarımızda. Bunu ortaya koymak işte bütün mesele bu. Çünkü bilgi ne kadar değerliyse o kadar katman altında ve o kadar çarpıtılmış.
    Kitap bir önceki kitaba göre daha teorik. Örnek sayısı o kadar azki bilgi çok havada kalıyor. Freud bunu tekniği öğrenince gerisinin geleceğini söyleyerek bilinçli bir şekilde yaptığını fark etiriyor. Uygulamalı şekilde anlatım olmadığından uygulama yapmanız makul görünmüyor ( diğer yorumda okuduğum için değindim.) Ama bunun eğitimini alıyorsanız tabiki uygulamayla daha iyi öğrenilir.
    İnanılmaz bilgi ağırlıklı bir kitap ve bazı farklı kulvarlarla ilişki içinde bakıldığında çok daha fazla öğretici.
    Aklımda kalmışken şuna da değinmek istiyorum. Bilme eylemini derecelendirmesi beni etkilemişti. Öğretmen olarak çocuklara bir şeyler öğretiyoruz. Bilginin havada çaresiz kalışını görmüş ama ifade edememiştim çoğu zaman ama burada o kadar güzel ifade etmişki kendime kızdım.