1000Kitap Logosu

Pelikan

"Senin adına övgüler dizeceğim ey ebedi olan! On telli ud ile senin adına övgüler dizeceğim. Çünkü sen beni olağanüstü bir biçimde yarattın. Kemiklerim biçimlenirken senin bilgin dahilindeydi. Ben dünyanın derinliklerinde yaratıldım. Bütün uzuvlarım senin kitabında yazılı ve senin gözlerin Allah'ım, beni bir ceninken bile görüyordu. Bir daha baharı görmeyeceğim ama bu satırlar kalacak. "Beni buraya kadar getiren kalbim acıdan çatlıyor." Ah! bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı. Uçar ve huzurlu olurdum. Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm. Bu dünyada çok acı çektim. Bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyor. Allah'ım! senin gücün ve senin huzurun dışında nereden sığınak bulabilirim. Eğer şafağın rüzgarlarına asılsam, ve denizin derinliklerinde yaşasam, yine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim. Beni kararsızlıkla sarhoş ettin. Senin yolların ne kadar gizemli. Yüreğimin acısını söylüyorum. Ruhumun yakıcılığını söylüyorum. Sessizliğimi korurken kemiklerim ufalıyor. Çünkü elinin ağırlığı üzerimde. Hatırla, hayatım bir soluktan ibaret. Çöldeki bir pelikan gibiyim. Yıkıntıların arasındaki bir baykuş gibi. Ve bir serçe gibiyim, damda tek başına kalmış. Dökülmüş su gibiyim. Ve ölüp gitmişler gibiyim. Ve ölümün gölgesi gözkapaklarımı kaplıyor. Beni bırak, beni bırak, günlerim sadece bir nefes. Beni bırak, yolculuğuma başlamadan önce geri dönüşü olmayan yere, ebedi karanlıklar ülkesine. Allah'ım! güvercininin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme. hatırla, hayatım bir soluktan ibaret. Değirmenlerin gürültüsü.. Ve o, acı dolu aylara bölünmüş. Ve çevremi saran neşeli şarkılar ve canlı ışıklar yitip gitti. Ne mutlu, bir zamanlar hasat yapanlara ve elleriyle başakları toplayabilenlere. Çölde şarkı söyleyen ruhları dinleyelim. Ah edenleri ve ellerini gökyüzüne açanların şarkısı. Diyor ki: 'Eyvah! yaralarım ruhumu hissizleştirdi. Zaman akıyor ve öğlenin gölgeleri uzamaya başlıyor. Ve kuşlarla dolu bir kafes gibi, hayatımız da iniltiyle dolu. İçimizde hiç kimse bilmiyor, ne kadar vaktim kaldığını. Hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere ve bir kurtuluş bulamadık. Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için. Ama kimse duymuyor bizi. Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz. Ey sen! sevginin gücüyle taşan nehir. Bize doğru gel. Bize doğru gel..." *|Khaneh Siah Ast (Ev Karadır - 1963 - Furuğ Ferruhzad)
7
Bill kendi odasına gitti, Tony kendi odasına. Ortalık aydınlanmaya başlamıştı. Dünya uyanıyordu. Kimi akşamdan kalma, kimi kiliseye gitme düşüncesi ile. Çoğunluk uykudaydı hala. Pazar sabahı. Ve denizkızı; o tatlı kuyruğu ile açık denizdeydi denizkızı. Bir yerlerde bir pelikan suya dalıp ağzında gitarı andıran bir balıkla sudan çıktı.
3