• 108 syf.
    ·2 günde·9/10
    Dışardan bakınca sıradan denilecek hayatları anlatıp olağandışı olduklarını farkettirecek iç içe geçmiş öykülerin içinde birinin sıradanlığı bir diğerininse acıları, dertleri, mutlulukları, düşüncelerine tanık oluyoruz. Öykülerde bir yaşama bakıyoruz, kendimizi evrenden milyarlarca kat büyütüp inceliyoruz, diğer bir öykünün içindeyse büyüttüğümüz kendimiz diğer bütün bir yaşanmışlık, acılar, dertler, mutluluk ve düşünceler ete kemiğe bürünüp sadece yoldan geçiyor, öylesine pencereden bakarken görünüyor. Öykülerin içinde böyle geçişler olmasına bayıldım. (Böyle orijinal, özgün şeylere anında tav oluyorum.)Bu bana ne kadar çok olduğumuzu, ne kadar önemli olduğumuzu, ne kadar bir hiç olduğumuzu düşündürdü. O yüzden bu öykülerin yeri bende başka olacak. Aslında ne kadar da birbirimizden uzağız da bir o kadar birbirimizle bağlantılıyız.

    Öyküler arası alakanın dışında öyküler de pek bir hoş. Her biri bir çeşit evham bir çeşit hüzün. Bu kitap bana yolculukta eşlik ettiğinden midir nedir normal gücünden daha hüzünlü hissettirmiş olabilir. Yolum kitabı bitirmeye yetecek kadar uzun olsaydı kitabı kapatırken ağlardım belki. Kitap bitmedi ben de varılacak yere kadar tuttum kendimi.
  • 248 syf.
    Hayatınız sıkıcı mı? ve heyecan mı arıyorsunuz? Emily Webb'in gece hayatına buyurunuz...

    Emily Webb ve Emily Cooke bu iki isime dikkat... Webb olan ana karakterimizdir. Aslında çok güzel bir kızdır fakat bunu dışarıya göstermemekte. İçine kapanık ve çok utangaç olan Webb'in hayatı sadece fantastik kitaplar okumak ve korku, gerilim filmleri izlemektir. Megan adında arkadaşı var ve bu arkadaşı onun her şeyi gibi. Can dostu desem yerinde olur. Annesini küçük yaşta kaybettiği için babası ile de çok iyi bir arkadaş gibi olmuşlar. Sinemaya falan giderler sürekli güzel vakit geçirirler. Ta ki üvey anne ve kız kardeş gelene kadar. Babası evlendikten sonra iyice içine kapanır kitaplara ve filmlere daha çok sarılır. Aslında üvey anne ve kardeş çok iyiler, hiç sorun yaşatmazlar aksine Emily Webb ile ilgilenirler. Özellikle üvey kardeşi olan Dawn üzerine çok düşüyor. Onun kendi içine kapanık olmasını dert ediniyordu.

    Kitap başlar başlamaz olayla başlıyor zaten. Emily Cooke çok güzel ve zengin bir kızdır. Erkeklerin gözdesi olan Cooke bir gece öldürülüyor ve aynı anda Emily Webb ise odasından pencereden dışarı çıkacak gibi kendisini bulur ama kendinde değildir. Aynada kendini görüp üstündeki kıyafetlere bakınca şok olur bu ben değilim der... Normalde bol bol kıyafetler giyen Webb çok utangaç olduğu için vücut hatlarını göstermek istemez. Fakat aynada gördüğü bam başka çok güzel...

    Sabah olunca yine bol kıyafetler giyen Webb okul hayatında kimsenin ilgisini neredeyse hiç çekmez. Parti olana kadar..... (Erkeklerin aklını alacak) Hatta şöyle ki partiye katıldığında erkekler sen de kimsin diyorlar. Webb ise 5.sınıftan beri aynı okuldayız diye cevap veriyor ve Webb 16 yaşında. Kızın varlığından haberleri yok zaten kendi de bunu istiyordu. Emily Cooke ise öldürüldüğü için okuldaki herkes üzülüyor ve partinin verilme amacı da Cooke için anmaydı.
    Parti ile olaylar iyice artıyor. Ana karakter Emily Webb aslında farkında olmuyor gece yaptıklarından kendini zorlayarak hatırlamaya çalışıyor ama tam olarak hatırlamıyor. Geceleri değişim başladı bile... Git gide vahşileşir ve bu arada biri daha vurulur. Emily kendini sorumlu tutar. Geceleri çok güzel ama kendi bile kendinden iğreniyordu... Bir yandan katili arar bir yandan da bakıyor ki yalnız değil, başka kişiler de adeta birer canavara dönüşüyordu.

    Bunu yapan kimdi? Amacı neydi? Gençlerin bu duruma düşmesinden zevk mi alıyordu? Hepsi ''Gece''nin karanlığında saklı. Olaylara kim dur diyecek? Emily tek başına mı bu yolda yürüyecek? Her şey burada ve o ''GECE''

    Kitap öyle dandik ergen dizileri gibi değil. Gayet akıcı ve merak uyandıran bir kitaptı. Okurken çok zevk aldım. Beni tanıyanlar bilir aynı anda birden fazla kitap okurum. Tek kitap beni sıktığı için değişmeli okuyorum ama bu kitaba başladım başlayalı başka kitaba bakmadım. Merakla iyice okudum neler neler olacak diye heyecanla okudum. Katili bulamadım, düşündüğüm kişi çıkmadı ve böyle daha çok zevk alıyorum. Müthiş bir kitap daha. Yazar iyi iş çıkarmış çok beğendim.
  • Gözlerini kırpmayı bile, bu tutkulu bakışa sanki ihanet sayardı.
  • 459 syf.
    ·10 günde·Beğendi·10/10
    Bundan yaklaşık 20 sene önce, henüz ortaokula giden bir öğrenciyken kitabı ilk okuduğum zaman dörtlemenin sonuna geldiğimde ağladığımı hatırlıyorum. Bunca zaman geçtikten sonra İnce Memed efsanesini tekrar okuduğumda o günkü hislerden çok da farklı düşünceler oluşmuyor yüreğimde. Terlemeye yeni başlayan bıyıklarımla birlikte hayata daha sağcı baktığım zamanlarda bile gördüğüm tek gerçek şuydu: Hayatta en temel olarak iki türlü insan vardır: İyi insan, kötü insan. Geri kalan her etiket her yafta eninde sonunda seni iyi ve kötüye götürmeli. Kadın-erkek, Sünni-Alevi, dindar-laik, sağcı-solcu, faşist-kominist... Bütün bu etiketler ve bütün sınıflandırmalar insanın hayata bakışına dair fikirler verir elbette ancak temel etiketi değiştirmez fikrimce, iyi-kötü ayrımı tüm diğer sınıflandırmaları barındırır içinde ve tam da bu nedenle insan karşısındakine bakınca önce iyi ve kötüye dair değerlendirmeyi yapmalıdır belki de. Diyeceksiniz ki Emin ne boş yapıyorsun hani kitap incelemesi nerede. İncelemenin kendisi zaten bu. İnce Memed bir eşkıya, bir kanun kaçağı ama o kadar masum, o kadar temiz, o kadar iyi. Onu dağa çıkaran toprak ağaları ise kanun karşısında (sözde) haklı ve haklılıklarına rağmen sadece kötüler. Şöyle bir gerçek var hayata siz hangi pencereden bakarsanız bakın, sizinle aynı pencereden bakmayan insanlar olacak ve bazıları hatta pek çoğu sizin aynı pencereden baktığınız insanlardan daha iyi, daha hoşgörülü insanlar olacak ve onlara sadece bir an şans verseniz onlara hayatınızı zenginleştirecek. İyi insanlarla olun hangi görüşü savunsalar hangi cinsiyete mensup olsalar, hangi tanrıya inansalar ve kendilerini hangi millete mensup hissetseler de o tek önemli gerçeği göz önüne alın, iyi ve kötü. İyilikler hep sizi bulsun...
  • 629 syf.
    ·13 günde·Beğendi·10/10
    Bundan yaklaşık 20 sene önce, henüz ortaokula giden bir öğrenciyken okuduğum zaman dörtlemenin sonuna geldiğimde ağladığımı hatırlıyorum. Bunca zaman geçtikten sonra İnce Memed efsanesini tekrar okuduğumda o günkü hislerden çok da farklı düşünceler oluşmuyor yüreğimde. Terlemeye yeni başlayan bıyıklarımla birlikte hayata daha sağcı baktığım zamanlarda bile gördüğüm tek gerçek, hayatta en temel olarak iki türlü insan vardır: İyi insan, kötü insan. Geri kalan her etiket her yafta eninde sonunda seni iyi ve kötüye götürmeli. Kadın-erkek, Sünni-Alevi, dindar-laik, sağcı-solcu, faşist-kominist... Bütün bu etiketler ve bütün sınıflandırmalar insanın hayata bakışına dair fikirler verir elbette ancak temel etiketi değiştirmez fikrimce, iyi-kötü ayrımı tüm diğer sınıflandırmaları barındırır içinde ve tam da bu nedenle insan karşısındakine bakınca önce iyi ve kötüye dair değerlendirmeyi yapmalıdır belki de. Diyeceksiniz ki Emin ne boş yapıyorsun hani kitap incelemesi nerede. İncelemenin kendisi zaten bu. İnce Memed bir eşkıya, bir kanun kaçağı ama o kadar masum, o kadar temiz, o kadar iyi. Onu dağa çıkaran toprak ağaları ise kanun karşısında (sözde) haklı ve haklılıklarına rağmen sadece kötüler. Şöyle bir gerçek var hayata siz hangi pencereden bakarsanız bakın, sizinle aynı pencereden bakmayan insanlar olacak ve bazıları hatta pek çoğu sizin aynı pencereden baktığınız insanlardan daha iyi, daha hoşgörülü insanlar olacak ve bir an şans verseniz onlara hayatınızı zenginleştirecek. İyi insanlarla olun hangi görüşü savunanlar hangi cinsiyete mensup olsalar, hangi tanrıya inansalar ve kendilerini hangi millete mensup hissetseler de o tek önemli gerçeği göz önüne alın, iyi ve kötü. İyilikler hep sizi bulsun...
  • 639 syf.
    ·13 günde·Beğendi·10/10
    Bundan yaklaşık 20 sene önce, henüz ortaokula giden bir öğrenciyken okuduğum zaman dörtlemenin sonuna geldiğimde ağladığımı hatırlıyorum. Bunca zaman geçtikten sonra İnce Memed efsanesini tekrar okuduğumda o günkü hislerden çok da farklı düşünceler oluşmuyor yüreğimde. Terlemeye yeni başlayan bıyıklarımla birlikte hayata daha sağcı baktığım zamanlarda bile gördüğüm tek gerçek, hayatta en temel olarak iki türlü insan vardır: İyi insan, kötü insan. Geri kalan her etiket her yafta eninde sonunda seni iyi ve kötüye götürmeli. Kadın-erkek, Sünni-Alevi, dindar-laik, sağcı-solcu, faşist-kominist... Bütün bu etiketler ve bütün sınıflandırmalar insanın hayata bakışına dair fikirler verir elbette ancak temel etiketi değiştirmez fikrimce, iyi-kötü ayrımı tüm diğer sınıflandırmaları barındırır içinde ve tam da bu nedenle insan karşısındakine bakınca önce iyi ve kötüye dair değerlendirmeyi yapmalıdır belki de. Diyeceksiniz ki Emin ne boş yapıyorsun hani kitap incelemesi nerede. İncelemenin kendisi zaten bu. İnce Memed bir eşkıya, bir kanun kaçağı ama o kadar masum, o kadar temiz, o kadar iyi. Onu dağa çıkaran toprak ağaları ise kanun karşısında (sözde) haklı ve haklılıklarına rağmen sadece kötüler. Şöyle bir gerçek var hayata siz hangi pencereden bakarsanız bakın, sizinle aynı pencereden bakmayan insanlar olacak ve bazıları hatta pek çoğu sizin aynı pencereden baktığınız insanlardan daha iyi, daha hoşgörülü insanlar olacak ve bir an şans verseniz onlara hayatınızı zenginleştirecek. İyi insanlarla olun hangi görüşü savunanlar hangi cinsiyete mensup olsalar, hangi tanrıya inansalar ve kendilerini hangi millete mensup hissetseler de o tek önemli gerçeği göz önüne alın, iyi ve kötü. İyilikler hep sizi bulsun...
  • 436 syf.
    ·4 günde·10/10
    Bundan yaklaşık 20 sene önce, henüz ortaokula giden bir öğrenciyken okuduğum zaman dörtlemenin sonuna geldiğimde ağladığımı hatırlıyorum. Bunca zaman geçtikten sonra İnce Memed efsanesini tekrar okuduğumda o günkü hislerden çok da farklı düşünceler oluşmuyor yüreğimde. Terlemeye yeni başlayan bıyıklarımla birlikte hayata daha sağcı baktığım zamanlarda bile gördüğüm tek gerçek, hayatta en temel olarak iki türlü insan vardır: İyi insan, kötü insan. Geri kalan her etiket her yafta eninde sonunda seni iyi ve kötüye götürmeli. Kadın-erkek, Sünni-Alevi, dindar-laik, sağcı-solcu, faşist-kominist... Bütün bu etiketler ve bütün sınıflandırmalar insanın hayata bakışına dair fikirler verir elbette ancak temel etiketi değiştirmez fikrimce, iyi-kötü ayrımı tüm diğer sınıflandırmaları barındırır içinde ve tam da bu nedenle insan karşısındakine bakınca önce iyi ve kötüye dair değerlendirmeyi yapmalıdır belki de. Diyeceksiniz ki Emin ne boş yapıyorsun hani kitap incelemesi nerede. İncelemenin kendisi zaten bu. İnce Memed bir eşkıya, bir kanun kaçağı ama o kadar masum, o kadar temiz, o kadar iyi. Onu dağa çıkaran toprak ağaları ise kanun karşısında (sözde) haklı ve haklılıklarına rağmen sadece kötüler. Şöyle bir gerçek var hayata siz hangi pencereden bakarsanız bakın, sizinle aynı pencereden bakmayan insanlar olacak ve bazıları hatta pek çoğu sizin aynı pencereden baktığınız insanlardan daha iyi, daha hoşgörülü insanlar olacak ve bir an şans verseniz onlara hayatınızı zenginleştirecek. İyi insanlarla olun hangi görüşü savunanlar hangi cinsiyete mensup olsalar, hangi tanrıya inansalar ve kendilerini hangi millete mensup hissetseler de o tek önemli gerçeği göz önüne alın, iyi ve kötü. İyilikler hep sizi bulsun...