dip var da
dibin dibi yok mu
sükut var da
sükutun sükûtu yok mu
hayat, memat var da
hayatın ve mematın köşeleri yok mu
hangi günün kenarında
hangi gecenin köşesinde
insanı bekleyen sükût var
hangi sükûtun hangi sayfasında
lügatte olmayan hangi sükut var
,
sükût
gece gibi yağıyor şimdi şehre,
gözünü kapayan kapılacak şimdi
uyku ve uyumak denilen o nehre
peki ya uyanıklar!
onlar ne olacak?
kelimeleri ürkütmemek için
büyük harfleri kullanmaktan imtina edenler ne yapacak
hangi defter satırlarına konu edecek onları
hangi gece lambası odasını loş kılıp da sırtını sıvazlayacak
hangi gözyaşı
gecenin bi vakti nehirlerden toplayıp da pılısını pırtısını yağacak gönlüne, ömrüne, özüne
sükûtun hangi demi kuruyaşlar döktürecek de insana, toza dumana bulaşmışlıyla başbaşa bırakacak elleri
...