intihar edenlerin soğuk bedenlerine bakanlar, orada, çiçeklerini soldurmamak için uzunca bir süre direten küçük bir bahçe göreceklerdir. solmaya başlamadan önce dünyayı bir kalp yangınına çevirecek kadar renkli, hayatı mutluluktan sarhoş edecek envai çeşit koku salan bir sürü çiçek, nasıl olmuşsa bir ölüm korosunun uğultulu enstrümanlarına dönüşmüşlerdir. azcık suyla canlanmasını bilen, azcık itinayla hemencecik gülümsemeye razı bu çiçek bahçesinin etrafından öteki insanlar hiç mi geçmemişlerdir? çiçeklerini, zalim bir bahçıvanın elinden kurtarmak için didinip duran o küçük bahçenin, kurtuluş umuduyla, köklerine su yerine zehirli ve bulanık sıvılar dercettiğini gören hiç mi kimse çıkmamıştır? elbette az buçuk ilgi duyan çıkmıştır. ama o gecikmiş ilgi, susuzluktan takati kalmayan köklerdeki son direncin de kırılmasına sebep olmuş, yaşamak için hâlâ bir şansı bulunan çiçekleri, yarım yamalak iyi niyetine kurban etmiştir...