“Dinciliğin ara renkleri yoktur. Ya ondansınız, o zaman beyaz alandasınız, bütün hatalarınız, kötülükleriniz hatta ırz düşmanlıklarınız bir biçimde tevil edilip ‘hasenat’ (iyilikler) hanesine geçirilir. Eğer ondan değilseniz yani onun egemenliğini kabul etmiyorsanız, o zaman siyah alandasınız, akşama kadar secdelere kapansanız bile müslüman unvanı alamazsınız. Bu zihniyetinin bir icabı olarak dincilik, insanları hiçbir zaman ‘günahkar’ olarak damgalamaz. Ya dinsiz olarak damgalar yahut da cennetlik. Cennetlik olanlar onun putlaştırdığı efendileridir yahut da köleleri olmayı kabul edenlerdir. Ötekilerin tümü dinsizdir.”
“Şu Kur’an ne muhteşem bir mucize, ne muhteşem bir devrimdir. İslam’ın şehit velisi Hallâc-ı Mansûr, Kur’an’ı ‘Kıyamet ‘ olarak nitelendirirken ne kadar haklıdır! Bu kıyamet, bu mucize, bu inkılaplar inkılabı kitap, emrettiği ibadetleri yapmayanları, emrettiği harcamaları savsaklayanları lanetlemediği, tehdit etmediği halde, ibadetlerini yerine getiren, infaklarını yapan ama bunlara bir biçimde riya bulaştıranları ‘dinsiz ‘ ve ‘Allah düşmanı ‘ ilan etmektedir.”
“Göz bebeklerimiz arasında kimsenin anlamayacağı, kimsenin göremeyeceği bir kuşak varmış gibi hissettim. O kuşaktan tutacak, tırmanacak, gözlerine ulaşacaktım.”