kelimeler anlamını yitirmiş
o öfkeli simaların cılız kalpleri
yutulmamış bazı anlar
öğütülmemiş bazı sözler
anlaşılmamış gül sürüsü
ahlak süzgeçinden geçememiş akmayan gözyaşları
acı yüklü seni seviyorumlar
gerçek mi bilinmeyen özürler
sanki tekrar etmezmiş gibi aynı kabus
kuruntu etmiş acıya gülen yüreği
bazen kelimeler anlamını yitirmiş
ritim yavaşlamış, uymuş o bozuk plağın hırçın cızırtısına
kötülük öğrenmiş, sevmeyi bilmeyen bedenler
yalnız kalmış vapurlar, aynı kimsesiz lunaparklar gibi
tozlanmış, unutulmuş, görmezden gelinmiş o lunaparkında sessizlik kırıntıları duyulur ruhsuzluk mabedinde yankılanır sesi.
------------------------------------------------------------------------
*( yazı tamamen bana aittir)
*🎧 Ezio Bosso - Rain, in Your Black Eyes
"Babalar çocuklarını böyle dövüp sövmekle beraber o kavgalar, sarhoşluklar onlara olağan gelirdi. Çünkü onlar da gençliklerinde içmişler, dövmüşlerdi. Onları da anaları, babaları böyle eğitmişti. Yaşam böyle idi. Çamurlu bulanık bir su gibi ağır ve düzgün bir akıntı ile bilinen yoldan geçip gidiyordu."
"Onlar, babalarından miras aldıkları bu ruh hastalığı ile doğarlardı. Bu hastalık bir kara gölge gibi onlarla beraber mezara kadar gider, kaba bir vahşetle onları en çirkin davranışlara sürüklerdi."