• “Benim ummetimin helâkı Kuran’da ve sütte olacaktır.”
    Dediler ki: -Ey Allah'ın Rasûlu! Kitab ve süt nedir?
    Allah Rasûlu (sallallâhu 'aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kurân’ı öğrenirler ve onu Allâh 'Azze ve Celle’nin indirdiği mânanın dışında tefsirini yaparlar. Sütü severler. Böylelikle de köylere yerleşerek cemaati ve Cumaları terk ederler.”
    (Ahmed İbn Hanbel, Musned,

    Merhum Esat Coşan Hocaefendi,bu hadisi şöyle açıklamış

    "Peygamber (SAV) Hazretleri buyuruyor ki; ‘Benim Ümetimin helak olması Kur'an ve süt yüzünden olacak. Ümmetimin şaşkınları Kur'an'ı okurlar, manasını başka tarafa çekerler. Yersiz, hatalı, yanlış istikamete tevil ederler.’

    Bir kere ehil olmayanların bu işe hiç karışmaması gerekir. Herkes hoca. Arapça bilir misin? Anlamaz. Din İlimlerinde bir nasibin var mı? Okudun mu? Okumamış. Kur'an-ı Kerim'i anlamak kolay bir iş değil. Allah'ın haramlarını helal etmeye kimin hakkı var? Koca Profesör bana, 'Ramazan Bayramı'nda arkadaşımın evine gittim. Bana biraz 'likör' ikram etti. Azcık içsem ne olur?' diyor. Haram olur. Günah işlemiş olursun. Peygamber Efendimiz (SAV), "Çoğu sarhoş eden bir şeyin azı da haramdır." buyuruyor. Taşıması da sunması da haramdır. İşte Peygamber Efendimiz (SAV) bu tehlikeye işaret ediyor. 'Kur'an'ı okuyacaklar. Yanlış yöne tevil edecekler.'

    Sütü sevecekler. Şehirleri, yerleşme merkezlerini, hizmet sahalarını terk edecekler. Yaylalara giderek cemaatleri bırakacaklar. Cumaları terk ederek, günahlara girecekler. Sevaplardan mahrum kalarak helak olacaklar. Demek ki Peygamber Efendimiz (SAV) cemaati tavsiye ediyor. Birliği ve beraberliği öneriyor. Demek ki Cuma Namazları kılmayı tavsiye ediyor. Demek ki Müslümanların dağların başına firar ederek cemaatleri yardımsız bırakmasını istemiyor.

    Müslüman vazifeli bir insandır. Cenab-ı Allah bizi yeryüzüne vazifeli insanlar olarak gönderdi. Allah bize, 'Ey benim has kullarım. Siz dininize bağlı olun. Dini öğretin, öğrenin. Yayın.' diyor. 'Kimisi müstehcenliği kimisi içkiyi kimisi de kumarı sever. Siz öyle yapmayın. Kötülükleri engelleyerek Allah yolunda Cihad edin.' diyerek bizi vazifelendiriyor."
  • İslâm'ın Kadına Bakış Açısı
    Cenâb-ı Hak buyuruyor:

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    “…Kadınlarla iyi geçinin (onlara güzel davranın)!..” (Nisâ, 19)

    Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

    “Cennet (sâliha) annelerin ayakları altındadır!” (Nesâî, Cihâd, 6; Ahmed, III, 429; Süyûtî, I, 125.)

    Merhamet ummânı Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

    “Mü’minlerin îman bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Sizin hayırlı olanınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” (Tirmizî, Radâ’, 11)

    Dolayısıyla, bilhassa günümüzde kadınlara yönelik gerçekleştirilen hak ihlâlleri ve şiddet, İslâm ahlâkını rûhen hazmetmemiş zorbaların vicdan yoksulluğudur. Ayrıca ruhsuz materyalist eğitimin kültürümüze yerleştirmeye çalıştığı, kadınlarla erkekler arasındaki sun’î ve haksız bir eşitlik yarışı da, aslında kadının, hanımlık ve annelik meziyetlerini zaafa uğratmakta ve onu farkında olmadan tüketmektedir. Bu asrın yorgun ve bitik kadını ile câhiliye devrinin ka­dını arasında sırf bir gardrop ayrılığı, yani giyim-kuşam farkı kalmıştır. Allâh’ın yüksek husûsiyetlerle donatıp eşlerine emânet ettiği kadının şahs-ı mânevîsine revâ görülen bu zulümler; gönüllerdeki Allah korkusunun, îman muhabbetinin ve ahlâkî meziyetlerin zaafa uğramasının açık bir göstergesidir.

    Peygamber Efendimiz’in nezih hayatı, -değil kadına- bütün mahlûkâta karşı yapılan haksızlık ve terörlerle mücâdele içinde geçmiştir.

    Burada şu hakikati de ifâde etmek gerekir ki;

    İslâm’ın dışında, kadına değer verdiğini iddiâ eden bütün sistemler, ona sadece bir vitrin malzemesi olarak kıymet vermekte, arka plânda ise kadını ancak ekonomik ve nefsânî bir metâ olarak kullanıp ezmekte ve tüketmektedir.

    Hâlbuki kadını sadece bir zevk vâsıtası görmek, onu nefsânî arzu ve heveslerin metâı olarak telâkkî etmek ve onun sadece cismânî özelliğiyle alâkadar olmak; büyük bir sefâlettir. Allâh’ın kadına verdiği yüksek husûsiyetlere karşı körlük ve kadının mânevî şahsiyetine karşı büyük bir nankörlüktür. (Osman Nûri Topbaş, Genç Dergisi, Nisan-2012)
    HAYIRLI SABAHLAR
  • %31 (170/552)
    ·Beğendi·9/10
    Herkesin okuması gerek. Peygamber efendimiz (Sav) veda hutbesinde şöyle buyuruyor: "Size öyle bir şey bırakıyorum ki, ona sımsıkı sarıldıkça yanlış yola sapmazsınız. O da, Allah'ın Kitabı ve Resulünün Sünnetidir." Bu yüzden okuyup öğrenip daha sonra bununla amel edip etrafımızdaki kişilere de bunu öğretmemiz bizim bir görevimizdir.
  • Peygamber efendimiz (sav) buyuruyor ki:
    Beş şey gelmeden önce, şu beş şeyin kıymetini bilin:
    1- İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,
    2- Hastalıktan önce sağlığın,
    3- Meşguliyetten önce boş vaktin,
    4- Fakirlikten önce paranın, zenginliğin,
    5- Ölmeden önce hayatın, dünyada âhireti kazanmanın kıymetini bilin!