Bir gezegen görmüştüm,kırmızı suratlı biri yaşıyordu orada.Bir kerecik olsun çiçek koklamamış,hiç yıldız görmemiş,hiç kimseyi sevmemiş.Sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış hayatında.Yine de bütün gün senin gibi “önemli bir adamım ben! Ciddi bir adamım! der dururdu.Gururundan yanına varılmazdı.Ama adam değil mantarın tekiydi.
Gitarın telini oynattığında hızla titreşir,teli göremezsin.Sonra titreşim azalmaya başlar ve tel görünür hale gelir.Bizler de şu anda saniyede 300titreşimle birbirimizi görebiliyoruz ama saniyede 10bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz.Onları boyut üstü varlıklar olarak adlandırıyoruz.
En iyisi düşünmemekti.Kaçmaktı.Kendi içime kaçmak.Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey,bir yığın ihtiyaç,azap ve korku idi..
Şu hakikati kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir.Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık,yüzlerce vaziyet vardır.Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.