Nitekim boşanmış kadınlar yeniden evlenmek için, bu nedenle üç ay hali (iddet) beklemek zorundadır. Kendisini boşamış kocasından hamile olup olmadığının kesinleşmesi amacına yönelik bu sürede kadınlar yönelik olan bu sürede kadınlar, "eğer ki Allah'a ve onun ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığı-ni gizlememek (...)" (Bakara-228) zorundadırlar. Burada, karısını boşayan erkek adına devreye giren ve "hamileysen onu doğu-rup seni boşayan kocana vereceksin!" diye parmak sallayan bir Tanrı'yla karşı karşıyayız. Boşanmış kadın, “emzirmeyi tamam-latmak isteyen (baba) için çocuklarını iki tam yıl emzirmek durumundadır." (Bakara-233) Buna karşılık olarak "Onların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi babaya aittir."
Şimdi vicdanımızın sesiyle kendimize soralım; cehennem korkusu olmazsa hangi kadın bu adaletsizliği kabullenebilir? Çocuk niçin her durumda babaya ait olsun? Burada belirleyici olanın çocuğun ruh sağlığı olması gerekmez mi? Mademki çocuk üzerinde annenin hakkı yok, iki yıl bakmak niye kadının zorunluluğu olsun? Salt bu yaptırımlar bile, pek çok eksikliği-ne rağmen, Medeni Kanun'un ne büyük bir kazanım olduğunu göstermeye yeter.
Günümüz ahlakı, dinsel hukukta, kadın konusunda daha fazla ortaya çıkan haksızlıklara karşı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde yer alan ve tüm insanların özgür doğduğu, eşit saygı ve haklara sahip olduğu gerçeğine, sıkı sıkı sarılmaktadır.