kazim soylu

Kur'an şöyle yazıyor: "Sizleri mutlaka korku ve açlıkla, mallarınızdan, canlarınızdan, mülklerinizden yana bir eksiltmeyle imtihan edeceğiz." (Bakara-155
Sayfa 33·Kitabı okudu
Din
Tanrı'nın var olduğunu kabul etmemiz halinde bile, insanların açlıktan öldüğü, bir avuç parazitin dünyadaki çoğunluğun iliğini sömürdüğü, gücü olanın diğerini ezdiği bir dünyada, Tanrı'nın merhametli, adil ve her şeye kadir olduğu iddialarını sorgulamak kaçınılmazdır. Aynı şekilde yüce gönüllü bir insan bile yapılan yardımın karşılığının istenmeyeceği bilir. Dolayısıyla yüce ve yaratıcı bir varlık oldu. ğu tasarlanan Tanrı'nın, karşılık bekleyerek mutluluk sunması, çağdaş ahlak ve kültür içinde anlaşılmaz bir durumdur.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Din
Daha da çarpıcı olanı; "Biz dilersek herkese hidayet verirdik (doğru yola sevk ederdik), fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağımıza dair benden söz çıkmıştır" (Secde-13) diyen "Andolsun ki biz cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık..." (A'raf-179) diyen bir yaratılış ; ve "kader" anlayışıyla karşı karşıyayız. Kısacası cehennemi doldurmak üzere kendine söz verdiğ için, insanları hidayete erdirmeyen, onları doğruya yönlendireceğine saptıran, çoğunu cehennemlik yapan bir Tanrı tasavvuru söz konusudur.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Din
İslamiyet'in ahlak açısından genel niteliği
Iddia edilenin aksine dinler, ahlâk sorununda yapısal bir açmaz içindedir. Çünkü ahlâki sorun olarak nitelenebilecek tüm özel-lik ve davranışlar, bizzat "yaratılış" mantığının içinde vardır. Nitekim dinsel mantığa göre iyilikler gibi kötülükleri de (bolluk gibi kıtlığı da, güzellik gibi çirkinliği de, zenginlik gibi yoksul-luğu da) Allah yaratmıştır! Üstelik bu "yaratışta" kötülükler, yoksulluklar, hep daha çok, ahlaksızlık eğilimi hep daha bas-kındır. Bu noktada insanların adil bir seçme hakkından da söz edi-lemez. Çünkü dinler, insanlara iyilikler ve kötülükler karşısın-da özgür ve eşit savunma ve seçme olanağı tanımaz. Aksine kimisinin "kötü" olması Tanrı'nın takdiridir. Çünkü o, rahmeti-ni "dilediklerine tahsis eder" (Bakara-105), yalnızca "istediğini doğru yola eriştirir, istediğini (ise) sapıtır" (Nahl-93). Insanın "veli" mi "şaki" mi olacağının alın yazısı olarak önceden belirlendiği "kader" inancının, imanın şartlarından sayıldığı bir yaratının iç tutarlılığı içinde ahlâktan söz edileme-yeceği açıktır. Bütün yaratılarda tanrısal belirleyiciliğe vurgu yapan bir mantığın, dünyanın bu ahlaksız ve vicdansız halinden bütünüyle insanı (ve şeytanı) sorumlu görmesinin tutarlılıktan yoksun olduğu açıktır.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Din
Bütün nesiller Ådem ile Havva denilen o mitolojik çiftten doğmuşlarsa, Adem ve Havva'nın kendi çocuklarıyla cinsel iliş kiye girmediklerini farz etsek bile, onların çocuklarının birbir leriyle ilişki kurmaları sonucu çoğaldıkları açıktır! Eğer ahlaki değerler insanlar tarafından süreç içinde oluşturulmamış, aksi-ne onların üstündeki bir yaratıcı tarafından ezel ve ebet olarak verilmiş öğütlenmiş ise, bu durumda, Adem soyunun ailė içi ilişkilerle çoğaldığı, dolayısıyla yaratıcının daha en baştan, ken-dine yüklenen temel ahlak kurallarını çiğnediği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Yani, olmasını istediği şeye sadece "ol" demesi yeter-li olan Allah, temel ahlak ihlali olan birinci derece akrabalar.arası cinsel ilişkiyi insanlığa zorunlu kılmış, insanlığı daha çoğalışının ilk adımında ahlak dışılığa mecbur bırakmış olmaktadır.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Din