kazim soylu

Dolayısıyla İslami toplumlarda hekimliğin ve bilimin geliş memesinin temel nedenlerinden biri: şeriatın ta kendisidir. Hekimlik gelişemezdi, çünkü İslamiyet hastalıkların kaynağını ve onlara karşı ne yapılması gerektiğini, maddi nedenlerden kopararak, çok net olarak Allah'ın isteğine bağlamıştı. Hekimlik gelişemezdi, çünkü hastalıklara çare arayan, sorgulayıcı mantuğın "kader" ve "Allah'ın hikmeti" anlayışıyla karşı karşıya gelmesi kaçınılmazdı.
Sayfa 296·Kitabı okudu
Din
Reklam
Her doğan, İslam yaratılışı üzerine dünyaya getiriliyor. Bundan sonra onun anası babası Yahudi ise onu Yahudi, Hıristiyan ise Hıristiyan, Mecusi ise Mecusi yaparlar" yorumunu geçersizleştiriyor. Açıktır ki, İslamiyet'e göre kişinin neye inanacağını belirleyen anne ve babası değil, daha doğum öncesi çizilen kaderidir. Bunu böylece belirledikten sonra; mademki doğumundan daha beş ay önce bu insan taslağının yaşamda, zenginliği fakirliği, ne kadar yaşayacağı, neler yapacağı, mutlu mu mutsuz mu, "kötümü "iyi”mi olacağı Allah'ın meleği aracı-lığıyla belirleniyor; o halde cennet, cehennem ve sınav iddiala-rını nereye yerleştireceğiz?
Sayfa 291·Kitabı okudu
Din
Hac-5'te, "(...) Biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimiz belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız..."; Mü'minun-12-14'te, "And olsun ki insanı süzme çamurdan yarattık. Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik. Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğ nemlik etten kemikleri yarattık, kemiklere de et giydirdik. sonra onu başka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli olan Allah ne uludur" denir.
Sayfa 285·Kitabı okudu
Din
(Nur- 45)" insanı sudan yaratarak" (Furkan -54) "Bütün canlıları sudan meydana getirdiğimiz bilmezler mi" ( Enbiya 30 )şeklinde bilimsel görüşe uydurulabilecek ifadeler mevcut ise din çevreleri henüz bunu kullanabilecek durumda değildir. Çünkü din kitaplarında öne sürülen iddialardan en net olanı, insanın topraktan ve "ol" denerek yaratıldığı ve ona ruh üflendiği iddiasıdır.
Sayfa 247·Kitabı okudu
Din
Üstelik Müslümanlığın en yaygın olduğu dönemde bile "kafir" toplumlar Dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturmaya devam etmiş. Bu arada Tanrı, Amerika ve Avustralya kıtalarına hiç peygamber göndermeyi düşünmemiş. Kutsal kitapları şekillendiren insanların bilinci bu kitaları bilmediğinden Allah da bu kıtalardan habersiz olmuş. Ta ki Allah'a inanan güçler bu kıtaları "keşfedip" buradaki Allah'ı tanımayan yerlileri katliamlarla boyun eğdirip "hidayete" erdirene kadar!
Sayfa 241·Kitabı okudu
Din
Reklam