İyiye "hayır" demek, yani başkalarından yardım isteyememek, kendi ihtiyaçlarının ne olduğunu anlayamamak ve başkalarını sınırlarından içeri alamamak.
Kaçınmak bir sınır sorunudur. Bu sorunun kökeninde sınırların duvarlarla karıştırılması yatar. Sınırların "nefes alınabilir" olmaları, kapıları bulunan çitler gibi iyiyi içeri alabilecek ve kötüyü dışarı çıkarılabilecek şekilde olmaları gerekir.
Manevi yaşamı zengin insanlar hem kendi dünyalarında hem de başkalarına karşı şefkatlidir, içten içe öfke duymazlar. Yumuşak başlılar ise pek çok sorumluluk üstlenir ve pek az sınır belirler, bunun nedeni seçimler değil, korkudur. :)
Böylesi bir sınır sorunu, kişilerin "hayır" deme kaslarını felç eder. Hayır diyerek kendilerini korumaları gerektiğinde sözcük boğazlarına takılır.
Bu durum aşağıdaki nedenlerden dolayı meydana gelebilir.
•Karşısındaki kişinin duygularını incitme korkusu
•Terk edilme ve ayrılma korkusu
•Bir başkasının ökfesinden korkma
•Cezalandırılma korkusu
•Utanılacak bir duruma düşme korkusu
•Kötü veya bencil olduğunun düşünülmesinden duyulan korku
•Manevi yaşamının bozulmasından duyulan korku
•Kişinin kendini eleştiren katı vicdanı (Suçluluk duygusu)
Fazla katı ve eleştirel vicdanı olan kimseler aslında suçlu olmadıkları konularda kendilerini suçlu görürler.
Kötü olan şeye hayır diyememek yaşamlarımızın her alanına yayılır, yaşamlarımızdaki kötülükleri reddetmememize engel olmakla kalmaz, kötülükleri tanımamıza da engeller. Yumuşak başlı pek çok kişi, tehlikeli veya suiistiöalci bir ilişki içinde olduklarını çok geç fark eder.
Ruhsal ve duyhusal "radar"ları bozulmuş, kalplerinizi koruyacak yeteneklerini kaybetmişlerdir.