Pek çok kişi sevgiye direndikleri için kendilerini sorumlu görmezler. Etraflarında çok sevgi vardır, ancak yalnızlıklarının kendi eksikliklerinden, yani bu sevgiye karşılık vermemeşerinden kaynaklandığını fark etmezler. Oysaki bu kimseler, etraflarına şu mesajı vermektedirler: "Başkalarının sevgisi 'içeri' giremez."
Bu ifade, başkalarının sevgisine karşılık verme sorumluluklarını boşa çıkarır. Sevmek ve sevilmek alanlarında sorumluluktan kaçmak için zarif manevralar yaparız, halbuki kalplerimizin bize ait olduğunu kabul etmeli ve bu alandaki zayıflıklarımız üzerinde çalışmalıyız. Bu, bizfe yaşamım kapılarını açacaktır.
Kendimize ait olan sevme eyleminin sorumluluğunu üstlenmeli ve verimli bir biçimde kullanmalıyız. Gizlediğimiz sevgimiz veya bize verilmeyen sevgi duygusu bizi büyük ölçüde yaralar...
İnsanın sevgiyi alabilme ve dışarı verebilme becerisi yaşam için vazgeçilmezdir.
Pek çok kişi duydukları acı ve korku yüzünden sevgilerini alıp vermede güçlük çeker. Yüreklerini başkalarına kapatmış olduklarından, kendilerini boş ve anlamsız hissederler.
Uzmanlar yüreğin her iki işlevi konusunda açıktır: Minnet ve sevgiyi içeri alma ile bunların dışarıya verilmesini sağlama.
Üstelik tıpkı kalbimizin oldupu gibi yüreğimiz de bir kastır, bir güven kası. Bu güven kası, kullanılma ve egzersiz yapma ihtiyacındadır, eğer zedelenirse yavaşlar veya zayıflar.
Kendi arzularımızın sahibi olmalı ve yaşamda emellerimize ulaşmak için onları aramalıyız. Yerine getirilmiş bir istek ruhu besler, ancak bunu baiarmak için çok çalışmak ve çaba sarf etmek gerekir.