• 431 syf.
    ·2562 günde·Beğendi·10/10
    Canan Tan'ın yazmış olduğu en popüler kitapları arasında ; o kadar kitap içerisinde yanılmıyorsam ilk çıkarttığı ve soluksuzca okuduğum, diğer sayfalarında neler olacak diye hep merak edişim, yazarın dili akıcı kullanması, hikayelerde okuru daima merak içinde bırakması, olayları çok güzel tasvir edişi, kitabı bitirip sizlerinde tıpkı benim gibi 3 ay sonra yeniden yine okumanızı sağlayacaktır, Tipik yaşanan Aşk hikayelerinden daha farklı olan bir roman. Her zaman iyi romanlar kaleme alacağını ilk kitabından belli etmiştir, o zamanın çok satanları olması da bunu göstermiştir. (2003) Daha fazla ayrıntılara girmeyip, sizlere tavsiye edeceğim bir solukta okuyacağınız, şahane ötesi bir roman. Elinize, yüreğinize sağlık, böyle bir kitap kaleme aldığınız için.
  • 393 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    “Piraye’ye yıllarca Nazım’ı bekletip, Nazım’ı Vera’ya yâr eden Dünya değil misin sen?” Nazım seven, şiir ve kitapları seven, -özellikle sol şiirlerini- özgürlükçü, eşitlikçi, devrimci bir ruh Piraye. Okumayı, kendi ayakları üstünde durmayı kendine amaç edinmiş, diş fakültesinden mezun olduğunda memleketinin her köşesinde çalışabilecek kadar da idealist. Gururlu bir kadın Piraye. Kitabın sonunda, Canan Tan’ın neden Piraye ismini seçtiğini okuyunca daha da çok seviyorsunuz Piraye’yi. Her güçlü kadının hayatında bir yanlış aşk hikâyesi oluyor maalesef. Yaptığımız fedakârlıklar gün geliyor aynaya baktığımızda tanınmayacak bir hâle sokuyor bizi. Piraye’ninki de o misâl.. O güçlü, devrimci, gururlu Piraye -asla- dediği şeylere gün gelecek aşk için evet diyecek. Diyecek ama karşısında bunun değerini bilen biri olmayacak. Haşim de Piraye’yi çok sevecek fakat gelenek ve kültürleri yüzünden sevdiğinin arkasında duramayacak. Haşim öyle yanlışlar yapıyor ki, kitaba girip onu öldürmek istiyorsunuz. Eğer güçlü ve sevdiklerini koruyabilen, sözlerinin arkasında bir erkek olsaydı belki de Piraye ile çok mutlu olurlardı.. Bazen sevmek yetmiyor, gitmeyi, olmayacağını görüp en başından vazgeçmeyi bilmek de gerekli.. İstanbul’da başlayıp, Diyarbakır’da devam eden bu hikâye size Mezopatamya’yı adeta yaşatıyor. Efsanelerden, Dicle’den, Gazi Köşkü’nden ve Diyarbakır burçlarından bahsediyor. Gidip görmüş kadar oluyorsunuz. Bu yüzden Piraye’yi çok sevdim. Sadece ana konuya bağlı kalmayıp bize böylesine güzel bilgiler verdiği için. Kitap 3 bölümden oluşuyor. Açıkçası üçüncü bölüm bana biraz yavan geldi. Olaylar arası geçiş inanılmaz hızlıydı bu yüzden gerçekliğini ve merakını yitirdi gözümde. Keşke Canan Tan biraz daha uzun tutsa, başta yer verdiği ayrıntılara sonda da yer verseydi. Yine de okunulası güzel bir kitap. “Ben olsam ne yapardım?” dedirtiyor insana. Bazen hayata karşı kör gibi kapıyoruz gözlerimizi ve yanlış yol ayrımına sapıyoruz fark etmeden.. Sonrası ise büyük bir yıkım..
  • 435 syf.
    İlk önce şunu söylemeliyim ki; Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabına çok benzer bir konuydu, neredeyse paralel hatlarda bile diyebilirim. İkisi de üniversitede okuyan varlıklı, ailelerinin gözbebeği kızlar. Tabi ki tüm Canan Tan kitaplarında olduğu gibi kızlar o kadar güzel ki çıkma, evlenme teklifleri havalarda uçuşuyor, herkes bu kızlara aşık, fakat bu kızlar çok dik başlı, inat, bildiğini okuyan, büyük aşkını arayan, öyle her erkeğe kolay kolay bağlanamayan tipler ve iki kitapta da bu kızlara şiirler yazan erkekler ve Nazım Hikmet şiirleri. Şair bile aynı yani! Başlayan bir aşk, tutkuyla seven bir erkek (tabi ki zengin bir ailenin oğlu) ama mutsuz sonla biten bir hikaye.. şimdi ben nasıl eleştirmem Canan Tan’ı? 

       Birbirini tekrar eden iki hikaye.. fakat bence Y.S.Ç.S. kitabı Piraye’den daha başarılıydı, çünkü Piraye’de şöyle tutarsızlıklar vardı bence; Piraye’nin ailesi İstanbullu, kültürlü, varlıklı bir aile, fakat kızlarının Diyarbakırlı, bir şeyhin oğlu, hatta ağa olan bir adamla evlenmesine hiç sorun çıkarmıyor, destekliyor, hatta resmen çanak tutuyorlar. Üstelik Piraye daha kendinden ve bu aşktan emin bile değilken. Zaten kitap boyunca Piraye’nin ağzından Haşim’i çok sevdiği, aşık olduğu, evlenmeye istekliliği hiç duyulmuyor, hatta isteksiz bile. (Burada asıl anlatmak istediğim şehir isimleri falan değil, karakter, gelenek görenek, yaşam tarzı olarak taban tabana zıt aileler olmaları, aradaki uyumsuzluklar, ayrıca bütün bunların üstesinden gelebilecek büyük bir tutku, aşk bile duymuyor Piraye). Üstelik Piraye birkaç kişiyi çok romantik bir aşk istediği ve güzel bir evlilik teklifi yapmadıkları için reddediyor ama bir kere ona salata alınca ve Piraye sana aşığım seninle evlenmek istiyorum deyince işte aradığım buydu diyor ve hop kabul ediyor. Beni hiç tatmin etmedi bu hikaye, bunun gibi bir iki yeri daha komik bile buldum.

       Kitabın sonu iyi bitti Piraye’nin aldığı karar güzeldi fakat yine de kitabı çok beğenmeme yetmedi ne yazık ki.
  • 431 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    İnceleme yapmayalı ne uzun zaman olmuş,hadi bakalım aylar sonra yeniden;
    Canan Tan’ın İz kitabı bittikten bu yana,yazarın adını duyduğumda bile bir durup acaba diyordum.Bu kitabı da çok övgülerle aldım ve açıkçası çok bir şey beklemiyordum.Ama ama amaa.. Çok etkilendim,çok beğendim..Kitap okumak değil de kendimi başka bir hayatta izliyormuşum hissindeydi..Karakterleri kendi hayatımla özleştirdiğim için son sayfasında içim acıyarak kapattım kapağı..Hiç bir zaman unutamıycağım hisler yaşattın bana Piraye..Minnettarım sana..!
  • Şehirli kız, doğulu erkek ve bildiğiniz
    zengin aşiret çocuğu ve saf ayağına yatan kendini farklı göstermeye çalışan kız offf ne demek istediğimi anladınız sakın almayın okumayın sıfır edebi değer hatta sıfır değer...
  • 256 syf.
    ·15 günde·Beğendi·7/10
    Sevdiğinden ayrılıp aşk acısı çeken insanlara bu kitabı kesinlikle tafsiye etmiyorum .Bunalımdakileri intihara teşvik eder MazAllah.Çok duygu yüklü Piraye nin dilinde gönlünde kısacası bütün bir bedeninde Nazım Âşkı müthiş anlatılmış.Bir adam bu kadar da sevilmezki denilecek kadar seven Piraye acaba Nazım birçok kadınla seni aldatarak sevgini benliğinin yok oluşunu haketti mi? Aşk ı yaşayamayan, bir insana bu kadarda tutulmazki canım diyenler çok olacaktır ama biraz empati ile okunduğunda Aşkın kavurucu ateşinden insanın kacası gelir.Piraye nin dediği gibi"Aşksız kal" diye beddua etmeli bir düşman diğerine.Eminim en tesirli beddua budur...
  • 431 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    İnsanı derinden etkileyen olaylar töreler ...
    İçine alıp başka düşlerde yolculuga çıktığım bu kitabın sonunda beni paramparça edeceğini bilmezdim. Kendinize çıkaracağız dersler var..
    Teşekkürler Piraye teşekkürler Canan Tan..