Cermenler, Roma İmparatorluğu'nu istila ettiklerinde niyetleri onu yıkmak değildi. Yağmalamak, en iyi toprakları ele geçirmek ve yerleşip hayatın nimetlerinden yararlanmak için gelmişlerdi. İmparator'un hakimiyetini kabullenmekten mutluydular. Ancak, sorun şu ki 400'lerde o kadar Cermen gelip o kadar çok torak ele geçirdi ki imparator'un idare edeceği bir toprak kalmadı. Aslında, Roma İmparatorluğu'nun sonu gelmişti, çünkü ortada hüküm sürülecek bir şey kalmamıştı.
Bu din, yalnızca Yahudiler için mi yoksa herkes için miydi? İsa'nın ölümünden sonra takipçileri ikiye bölünmüştü. Gelenekçiler, ancak ilk önce Yahudi olup da Eski Ahit'te Yahudiler için konmuş sıkı kurallara uyarsanız Hristiyan olabileceğinizi söylüyorlardı. Buna yetişkin erkekler için acı verici bir yöntem olan sünnet de dahildi. Bu yoldan gidilmiş olsaydı, Hristiyanlık Yahudi inancı'nın çok küçük bir mezhebi olarak kalacak ve muhtemelen yok olup gidecek veya kesinlikle büyük bir önemi olmayacaktı. Ancak, diğer taraf kazandı, bunun yepyeni bir din olduğunu söyleyen taraf.
Romalılar, savaşçılıkta Yunanlılardan daha iyiydiler. İmparatorluklarını idare etme'de kullandıkları hukukta da Yunanlılardan daha iyiydiler. Ayrıca, mühendislikte de daha iyiydiler ki bu, hem savaşta hem de devlet yönetiminde işlerine yarıyordu. Ancak, Romalılar, diğer her şeyde Yunanlıların üstün olduğunu kabul ediyor ve onları körü körüne taklit ediyorlardı. Üst tabaka'dan bir Romalı hem Yunanca hem de ana dili olan Latinceyi iyi bilirdi; oğlunu okuması için Atina'da üniversiteye gönderir veya evde çocuklarına öğretmenlik yapması için Yunanlı bir köle satın alırdı.
Avrupa tarihini, Avrupa'nın kültürel kökleri, siyasi idare yöntemleri, Avrupa toplumları'nın dilleri ve kültürel mirasları, tarım toplumun'dan sanayi toplumuna geçiş ve Fransız devrimin'den günümüze kadar olan siyasi tarihi bağlamında ayrı ayrı anlatan, son derece faydalı bir referans kaynağı olmuş. Kitap, ileri düzeyde tarih bilgisine sahip olan okuyuculara yeni bilgiler kazandırmayacak olsa da, yazar'ın yorumları ve perspektifii düşünsel açı'dan bizi zenginleştirecek gibi görünüyor. En azından bu kitapla ilgili alıntılara bakarsanız, ne kadar keyifli ve basit mantıkla örülmüş bir anlatımı'nın olduğunu görürsünüz.
Lise ve/veya üniversite yıllarında olup da Avrupa tarihi hakkında fazla bilgiye sahip olmayan okurlar için ise şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap. Her bir bölüm dikkatle üst üste iki kere okunmalı.