• 1- Çavuşoğlu: Suriye konusunda bize verilen taahhütler yerine getirilmedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler’de (BM) düzenlenen “Mülteciler İçin Küresel Sözleşme” başlıklı oturumda konuşma yaptı.
    2- Rahip Brunson bu ay serbest bırakılabilir, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 'Rahip Brunson bu ay serbest bırakılabilir' dedi.
    - HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Davutoğlu'nun PYD'ye Özgür Suriye Ordusu ile ittifak yapmasını teklif ettiğini iddia etti.
    - Irak'ın Kerkük bölgesinde yaşayan Türkmenler, PKK'nın Kerkük'e yeniden yerleşmeye başlamasının ardından endişeli olduklarını ifade etti. Terör örgütü mensupları, Irak Türkmen Cephesi binaları yakınında ev kiralayarak yerleşmeye başladı.
    - Rusya, Suriye’nin savunma sistemlerini güçlendirmeye karar verdi. Rusya Devlet Başkanı Putin, müttefiki Suriye’nin, kazara Rus uçağını imha etmesinden dolayı Beşşar Esed rejiminin savunma sistemlerinin yeteneklerini güçlendirmeye karar verdi.
    - Şii İran isim verdi… ‘Saldırganları o iki ülke finanse etti’ Ahvaz'da 25 kişinin öldüğü silahlı saldırının ardından ABD'yi suçlayan Tahran yönetimi, bu kez doğrudan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) hedef aldı. Dini lider Hamaney, 'Saldırıyı yapanlar, S.Arabistan ve BAE tarafından finanse edildi, ABD tarafından da desteklendi' dedi.
    ( İran'dan ABD ve İsrail'e tehdit. İran Devrim Muhafızları yetkilisi Hüseyin Salami, yaptığı açıklamada ABD ve İsrail'i tehdit etti. İran Devrim Muhafızları yetkilisi Hüseyin Salami, İran'ın Ahvaz şehrinde düzenlenen askeri geçite yapılan silahlı saldırıdan Amerika Birleşik Devletleri'ni (ABD) ve İsrail hükümetini sorumlu tuttu. Salami, ABD ve İsrail hükümetini uyararak ‘yıkıcı bir intikama hazır olsunlar' dedi. Len sen anandan doğalı hatta İran tarihin'de hiç savaş kazanmış'mı/da atıp tutuyorsun gaz kafa köpek osurmadan ha-bire takiyye yalan.).
  • Kış geliyor diye diye en sonunda kendimiz de ağzımızın üzerine demir yumruğu yedik sayın cevizkabukları .. Bu incelemeyi dün sahaf gezintisinden sonra bir mutluluk ve hoş eda içerisinde yazacaktım ama 70 (?!?!?) kilo domatesi 5 kat çıkar, soy, doğra, kaynat derken ruhum firarı verdi..Gülmeyiniz ! Yazın yediğiniz hurmalar kışın "sizi" (sizi değil de neyse artık sen anla =)) tırmalar ..Konservesiz olmaz =)) O yüzden bugüne kısmet oldu bu inceleme.. Normalde yazmayacaktım ama kitaptaki bir ufacık cümle beni bu incelemeyi yazmaya itti .. Çoğunuzun okurken öylesine bir cümle diye okuyup geçeceği , "SİNSİ" bir oyunu içeren o cümle yüzünden yazıyorum .. Sitenin genel yaş ortalaması bir hayli genç .. Türk milleti olarak bırakın tarihi , kendi yakın tarihimizi dahi bilmiyoruz .. Neyse uzatmadan başlayalım ..Ocakta yemeğim var komşular RÖHAHAHAHAH !! =))

    Fakir Baykurt ' u daha önce Yılanların Öcü kitabına yaptığım incelemede sizlere az buçuk tanıtmıştım (#26316052) .. Kendisi Köy Enstitülerinden mezun bir öğretmen .. Geçirmediği soruşturma , uğramadığı iftira , gezmediği köy kalmamış ..Esasen tüm bunların sebebi kitapları ve kitaplarına konu ettiği hadiseler .. Tıpkı bu kitabında anlattığı türden olaylar .. Başlık ne kadar masum değil mi? AMERİKAN SARGISI.. Yaralara merhem olan amerikan sargısı .. Daha önceki Aziz Nesin kitaplarına yaptığım incelemelerde bahsetmiştim üstü kapalı bu yardımlardan .. Süt tozlarından , bize uzanan yardım ellerinden falan .. Ama içimize böylesine nasıl nüfuz ettiler ?

    Cevap : Amerikan Barış "GÖNÜLLÜLERİ" !!!

    "Rahmetli başkan Kennedy" nin projesi idi bu =)) Amaç ,

    - İhtiyaç duyan ülkelere, halkın sorunlarının çözülmesinde yardımcı olacak yetişmiş insan gücünü sağlamak.
    - Yardım edilen ülkelerin halklarının, Amerikan halkını daha iyi tanımasını sağlamak.Zira o dönemde Amerikan' nın imajı hiç sağlam değildi .. Aptal Coniler olarak anılıyorlardı tüm dünyada ..
    - Amerikan halkının yardım edilen ülkelerin halklarını daha iyi tanımasına katkıda bulunmak.

    Görünürde amaç buydu ama bakın bu projeye hayat verenlerden biri olan Henry S. Reuss neler söylüyordu:
    "Biz ekseriya gerici ve hırsız liderler ile askeri ittifaklara önem veririz. Onlara askeri malzeme sağlarız. Bunlar da silahları genellikle yardım ettiğimiz farz olunan ülkenin halkına karşı kullanırlar. Bir sürü Amerikan resmi kişisi, yabancı ülkelerin başkentlerinde bulundukları ülkeden tamamen tecrit edilmiş yalnız bir hayat sürer."

    Ve bakın Soner Yalçın ne diyor Bay Pipo kitabında ..
    "Köy Enstitüleri'ni kapatan Türkiye, kapılarını ardına kadar Amerikan Barış Gönüllüleri'ne açmıştı."

    Amerika için o sıralarda , Rusya tehdidi altındaki Türkiye' ye nüfuz etmek çok önemliydi.. Yeşil kuşağa sarılan taşla yüzlerce kuş vuracaklardı ..Amaçlarına Adnan Menderes sayesinde kolayca ulaştılar ve hemen İKİLİ ANTLAŞMALAR imzalandı taraflar arasında .. Milli eğitimimizden tututunda, ekonomimize kadar herşeyi onlara teslim ettik .. Bugün dahi o antlaşmalar sayesinde ,kendi milli eğitim bakanlığımızda faaliyetlerini sürdürüyor bu amerikalı tiplemeler .. İşte Barış Gönüllüleri adı verilen ORDU Türkiye' ye kendi ellerimizle böyle sızdırıldı .. ORDU diyorum çünkü aslen ismi Peace Corps ve corps , "ASKERİ" birlikler için kullanılır!!! Amaçları adlarından bile belliydi ama komunizm diyerek önünü almak istedikleri muhalif kitleler öyle gözlerini korkutmuştu ki ,onun ismini bile GÖNÜLLÜLER'e çevirdiler ..Ne yaptılar bu abiler ve ablalar .. Türkiye' nin HERYERİNE veeee ÖZELLİKLE GÜNEYDOĞU'ya yayıldılar ..Bugünki pkk denilen soysuz köpekler nereden var oldu sanıyorsunuz ? Türkiye'nin etnik ve mezhepsel haritasını çıkardılar .. Tüm maden ve yeraltı zenginlik kaynaklarımızı belirleyip kayıt altına aldılar zamanı gelince kendi şirketlerine çıkarttırabilmek için .. Halka sözde ingilliççe öğrettiler , bol keseden yardım dağattılar .. Bu ingiliççe kısmı önemli çünkü dil denilen hadise en etkin sömürge araçlarının başında gelir ..Dil ile İngiliz Amerikan siyasetini benimseme ve mallarını satın alma başlar. Beyin göçünü sağlar. Bir insanın konuştuğu dil, o insanın düşünce ve davranışlarını etkiler. Bir yabancı dili öğrenip kullanan kişi yavaş yavaş o milletler gibi düşünmeye başlar. Huzur içinde yatsın Oktay Sinanoğlu boşa yazmadı Bye Bye Türkçe kitabını senin anlayacağın canım kardeşim.. Başka ne mi yaptılar ? 1201 kişiydiler ..
    Eğitimde: Çeşitli eğitim ve öğretim kademelerinde örgün ve yaygın eğitim.
    Sağlıkta: Başta “sıtma ile mücadele” vs. olmak üzere çeşitli sağlık projeleri.
    Tarımda: Çeşitli tarımsal projeler ya da kırsal kalkınma programları.
    "Yönetimde" ?!?!?!?!!! : Gittikleri ülkenin çeşitli yönetim düzeylerinde uygun görevler (WTF!!!!)
    Endüstride: Başta inşaat sektörü olmak üzere çeşitli sanayi projeleri.

    Pek tabii bunları kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda HEP KENDİLERİNE UYARLAYIP , KENDİLERİNE YONTARAK hayata geçirdiler .. Uzamasın diye buraya ayrıntılı yazamıcam yemeği yakacaz yoksa =))

    İşte bu kitapta tüm bahsettiklerimin izlerine rastlamanız mümkün ..Kitapta bahsi geçen köyün adı KIZILöz köyü .. Ankara Çubuk' ta ..Köye gelen amerikalı yetkililerle beraber bilin bakalım ilk ne yapılıyor ilerleme atılımı denerek ? Köyün ismi değiştiriliyor TEHLİKELİ bulunarak!! =)) Öyle ya bugüne bugün komunizmin k'sinden dahi haberi olmayan ve bugüne dek yıllarca bu köyde oturan insanlar gomonüzm akımıyla halaya kalkarlarsa ne deriz amerikalılara ?!? Sonrasında aşısız yaşayamayan süt vermekten aciz inekler ve yumurtası boş çıkan tavuklar geliyor amerikan ellerinden .. Cowboylar ( bu da yüzyılın abartısıdır .. bu ismi her duyan eli silahlı tiplemeler getirir aklına .. ÇOBAN ULAN İŞTE ÇOBAN !!) boş durur mu ? Tarıma da el atıyorlar .. Kendi domatesimiz var iken yadellerden domates biber salatalık tohumu alıyoruz romanda .. Yamuk yumuk tatsız tutsuz sebzeler ..Meyve vermeyen FAYNEPIL ağaçları dikiliyor köyümüze.. Eğitim olsun kendi aralarındaki ilişkiler olsun köyde düzen nizam herşey tepetaklak oluyor .. Aslında romanda ,köy metaforu üzerinden o zamanın Türkiye' si anlatılmış ..BİREBİR .. ZERRE FARK YOK !!! Zamanın emekli ama ne hikmetse milletvekilliğine soyunan taze müteahhit nato paşaları da topa tutulmuş kitaptaki Tuluğ paşa karakteri ile ..

    Anlatıma gelirsek .. Canım kardeşim , ben öyle biçemmiş , akımmış falan pek anlamam .. Bana düşündürüyorsa bazı şeyleri bir kitap ve bazı şeyleri araştırmama sebep olup bana birşeyler katıyorsa ; bu, benim kıstaslarıma uygundur .. Sonu tahmin ediliyor edilmiyor falan bakmam hiç ..Yok duvarda tüfek varmış , bahsediliyorsa ateş alacakmış yok Çehovmuş yok Antonmuş falan bilmem .. Benim bir roketim var onu da hak edene atarım =) Bildiğim bu benim =)) Bilmediğim işe de yorum yapmam.. Anlamıyorum der susarım .. Ayıp mı ?!? Şuncacık ömrümde bir kıple Yaşar Kemal , Sabahattin Ali ve baya bir Aziz Nesin kitabı okudum Türk halkının sorunlarına eğilen .. Zehirin şifası süt ile incir imiş .. Onların da elleri kelepçe yürekleri zincirdi ..Zincirlediler !! Zehir ettiler hayatı bu insanlara durun dedikleri için.. Diyebilirim ki Fakir Baykurt bu konuda , bu saydığım insanlar arasında REKOR !! Yani bir köydeki köylülerin şivelerini teker teker hiç sektirmeden ve ayırdına vardırarak nasıl yazdın sen be adam !! Her karakterin neredeyse ayrı bir ağzı, ayrı bir şivesi var .. Diyaloglar öylesine güzel ki!! Bazen acı acı , bazen kahkahalarla güldüğüm ,not alıp ilerde kullanırım diye altını çizdiğim tonla cümle var bu kitapta .. İçimize yılanı salmalarından önce , Türk insanının yozlaşmadan önceki halleri .. Saf , iyi niyetli , yardımsever ama cahil bırakılmış köylüler.. Ve pek tabii amarikaya atılan , onların ağzıyla "DÜNNE" de unutulmayacak bir TOKAT!! O çok kültürlü , tahsilli yöneticilerimizin bugüne kadar hiç atamadığı bir tokat !! İşte böyle! Hem güleyim ,hem düşüneyim, hem de o günlerin Türkiye' sini göreyim diyorsan oku .. Eğlence garanti .. Düşünmek de!

    Not : İşbu incelememle beraber Biber dolmasının adını YÜZÜK DOLMASI' na çeviriyorum işsizliğin bana verdiği yetkiye dayanarak .. Alayı yanmış..Dibi tutmuş =((
  • O günlerde Güneydoğu'da PKK'lı gerillalarla gırtlak gırtlağa savaşan ordu bu savaşta başarılı oldukça, gerillaya katılmayı düşleyen işsiz, güçsüz, umutsuz kimi Kürt gençleri arasında tuhaf ve korkutucu intikam hayalleri yayılıyordu.
  • Fırat'ın Doğusu, deyince aklınıza Fırat Kalkanı harekatı ve Suriye gelebilir. Kitap ülkemizin Güneydoğu bölgesindeki Pkk terörünü konu alıyor. Kitaba konu olan hikaye yaşanmış. Ahmet Dokumacı'nın yaşadıklarına tanık olarak, Güneydoğu'nun sosyal dokusu hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Pkk terörüne çözüm olarak sadece ''Kandil yerle bir olmalı'' deyip susuyor, başka bir söz edemiyorsanız okumanızın epey faydası olacaktır fakat olaya sosyolojik, ekonomik ve siyasi olarak bakabiliyorsanız kitap size bir edebiyat kitabı gibi gelebilir.
  • 1984’ten bu güne kadar başımıza bela edilen Terör!

    Otuz dört yılı aşkındır milletimizin her hanesine düşen bir yangın var. Bu yangın kıvılcımla, çatırtı ile patırtı ile geldi bugüne kadar. İlk çıktığı dönemlerde üç buçuk eşkıya denilerek önemsenmedi devlet ricali tarafından. Sonrası malum… Amerika’nın Körfez’e müdahalesi sonucu oluşan uçuşa kapalı alanlarda kendi kamplarını kurarak, Avrupa’dan, Dindaş ülkelerden alınan yardımlar ile 30 binden fazla canımızı kurban verdik teröre..

    Peki bu terör, bu PKK Kimdir? Bunun finans kaynağı nelerdir? Salt Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri midir? 2001 sonrası iyice beli kırılan bu kanlı örgüt nasıl belini doğrultmuştur? AB uyum süreci sonrası gelişen ortam, terörle mücadeleyi ne derece sekteye uğratmıştır? Hudut ne için namustur? PKK eli ile Avrupa’daki soydaşlarımız nasıl haraca bağlanmıştır? Albay Sarızeybek bu soruları geliştirerek açıklıyor. Ve açıklamalar ekseninde kendi çözüm yolunu da sunmakta. Kitapta Kaçakçılık ve Terör bağlantısına vurgu yapıyor. Yanılmıyorsam beş – altı yıl önce de Kurt Kapanı adlı kitabını okumuştum. Oradan hatırım da kaldığı kadarıyla PKK’nın örgüt arşivinin Suriye de tutulduğu gibi konular, Şemdinli üçgeni vb. konuları anlatmıştı. Bu ve benzeri kitaplar, konular çoğu kimse için sıkıcı geliyor neyse ki ben bu çoğu kimseden değilim. Bizi yıllardır teröre alıştırdılar, bizi kendimize yabancılaştırdılar. Biz bu değiliz. Tarihe yön vermiş ender bir milletiz. Büyük bir millet olduğumuzun bilincini idrak etmek dileği ile….
  • Bir belgesel tavsiyesi bırakıyorum buraya kardeşlerim ✋

    Bûka Baranê, Kürtçe’de Yağmurun Gelini anlamına geliyor. Gökkuşağının Kürtçe’deki karşılığı bu.

    Belgesel, 1989 yılında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Befircan ya da Türkçe adıyla Karlı köyünde ilkokul öğrencilerinin okul bahçesinde çektirdikleri bir fotoğraf ile başlıyor. Hakkari bilindiği gibi hem İran hem de Irak ile sınırı olan ve Kürtlerin nüfusun çok büyük bir bölümünü oluşturduğu bir il.

    Fotoğrafın bir köşesinde bu yörede her yağmurdan sonra çıkan gökkuşağını görmek mümkün.

    Fotoğrafın çekiminden 23 yıl sonra bu fotoğraftakilerden biri (İrfan) o fotoğraftakilerden bir başkasının (Aysun) düğünü için köye dönüyor. O fotoğraftaki sınıf arkadaşlarının çoğu bu düğünde olacak.

    Irfan köye doğru yolculuğa çıkarken biz de bu fotoğrafta yer alan 10 kişi ile 1989’dan bu yana bir yolculuğa çıkıyoruz.

    Köyün yaşadıklarıyla paralel olarak bölgede yaşanan olağanüstü hal ve koruculuk süreçlerini izliyoruz. Köy 90’larda artık PKK militanlarının da askerlerin de uğrak yeri haline geliyor.

    Gözaltılar, baskılar ve dayak başlıyor. Aynı zamanda dağa çıkmalar.

    Gençlerin Yüksekova ve Hakkari dışındaki lise ve üniversite yıllarını dinliyoruz.

    Bu belgesel, savaşın ve savaşla gelen baskı ortamının gündelik olarak yaşandığı bir köy ilkokulunda okuyan çocukların 90’lı yıllarda ve bugün neler yaşadığına ve barışa olan özlemlerine odaklanıyor.

    https://www.kisadan.net/...ni-belgesel.html?m=1
  • https://youtu.be/uC0ojYBqjj8

    Üniversitelerde karşıt görüşlü öğrencilerin değil PKK lıların saldırı ve provakasyonu vardır .Karşıt görüşlü uydurmasını hayasızca kamuoyuna servis edenlerin amacı nedir ?