…iki ayrı kalıp ve ruh arasında öyle uçurumlar görüyordum ki en taşkın yakınlaşma cehdine rağmen insanların birbirlerine ne kadar uzak olduğu, herkesin kendi içinde ve kendi hücresinde yapayalnız kaldığı hakikatini alev alev içiyordum. Bu hâl bana sadece bana hissettiriyordu ki Allahtan başka her yakınlık, temelsiz bir vehimden ibaret...
Bu kişiler, bilgilerinin sığlığı belli olmasın diye yanımdan kaçmak için hep bir bahane yarattılar.
Şimdi herkes bana ne kadar farklı görünüyor. Meğer profesörlerin entelektüel birer dev olduklarını düşünmekle ne kadar aptalmışım. Onlar da birer insan, hem de dünyada- ki diğer insanların bunu fark etmesinden korkan insanlar...