• Bilmem neden, hikaye dediniz de gözlerimin önüne çapkın erkekler geldi... Bir kadından başka bir kadına konan ve bununla övünen erkeklere pek acırım... Zavallıdır onlar... Yalnız onlar değil, bir kadını baştan çıkardıkları için koltuklarını kabartanlar da zavallıdır... Ben birini tanıyorum, evlendi evleneli kocasına sadık kalmış bir kadından randevu aldığı için övünüp duruyor. Acaba o kadının, o anda ruhunda kopan fırtınaların, farkında olmuş mudur?

    Sevmek, aşık olmak bu büyük kelimeler üzerinde durmayalım; ancak kendini bir erkeğe kaptıran bir kadının ruh haletini incelemek lazımdır. Vücudun hastalığa müsait olduğu zamanlar vardır. Böyle zamanlarda nezle grip, grip pnömoni yapar... Kadının da böyle zamanları vardır. Böyle zamanlarda erkek kadın ruhuna giren nezle mikrobundan başka bir şey değildir. Sahayı müsait bulur da gönülde pnömoni yapar. Siz mikrobun öğündüğünü duydunuz mu?..
  • Adı Fleming’di ve fakir bir çiftçiydi.
    Ailesi için para kazanma çabasında olduğu bir gün, yakındaki bataklıktan gelen , yardım isteyen bir ağlama duydu.
    Aletlerini yere düşürdü ve bataklığa koştu. Orada, beline kadar ıslak ve siyah hayvan dışkıları içinde batmakta olan bir çocuk buldu, ağlıyordu ve kendini kurtarmak içi...n çaba sarfediyordu.
    Çiftçi Fleming , yavaş ve korkunç bir ölüme gitmekte olan çocuğu kurtardı.
    Ertesi gün çiftliğe çok güzel bir araba geldi.
    Seçkin bir şekilde giyinmiş soylu bir kişi arabadan çıktı ve kendisini Çiftçi Fleming’in yardım etmiş olduğu çocuğun babası olarak tanıttı.
    Soylu adam “Ben bunun karşılığını vermek istiyorum", dedi.
    “Siz benim oğlumun hayatını kurtardınız.".
    Fakir çiftçi ‘Hayır, yaptığım için bir ödeme kabul edemem’ diye yanıtladı.
    O anda , kulübenin kapısında çiftçinin oğlu göründü.
    “Sizin oğlunuz mu ?" diye sordu soylu adam.
    Çiftçi , gururlu bir şekilde “Evet", diye yanıtladı.
    ‘Size bir anlaşma yapmayı öneriyorum. Oğlunuza, oğlumun yararlanacağı aynı seviyede bir eğitim sağlamama izin verin. Eğer oğlunuz babasına benziyorsa, ikimizin de gurur duyacağı bir insana dönüşünceye kadar gelişeceğinden şüphe duymuyorum.’
    Ve çiftçi kabul etti. Çiftçi Fleming’in oğlu zamanının en iyi okullarına gitti ve Londra St. Mary Hastanesi Tıp Okulunu bitirdi.
    Kendini tüm dünyada Dr. Alexander Fleming adıyla tanıtıncaya kadar durmadı;

    Penisilinin kaşifi.
    Yıllar sonra, aynı soylu adamın bataklıktan kurtarılmış oğlu, zatürre (Pnömoni) hastalığına tutuldu.
    Bu kez onun hayatını kim kurtardı ?...
    Penisilin.
    Soylunun adı nedir?
    Sir Randolph Churchill.
    Oğlunun adı nedir? ! Sir Winston Churchill.

    Birisi bir seferinde söylemişti:
    Giden,
    Geri döner.

    Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış.
    Asla yaralı olmamışsın gibi sev.
    Kimse sana bakmıyormuş gibi dans et.
    Kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle.
    Cennet dünyadaymış gibi yaşa.
  • Akciğer iltihabı
  • David Herbert Richards Lawrence yaşadığı zamanın en açıksözlü yazarıdır. Lawrence İngilizce kelimenin ''sex'' çağdaş önemini kazandıran biriydi. Ondan önce, bu kelime sadece cinsiyet anlamını taşıyordu . Onun yazdığı bazı kitapları müstehcenlik nedeniyle uzun bir süre için yasaklandı.

    Kaba ve yarıokur madenci - kocasını hor gören gururlu ve otoriter annesi tarafından en sevilen oğlu idi Lawrence. O zayıf ve hastalıklı idi, etrafı kadınlarla çevrili büyüdü. 16 yaşında iken şiddetli psikolojik travma, sonra pnömoni nöbeti ve 1910 senesinde annesinin ölümünün ardından yazar itiraf ediyor "Sevgilime aşık gibi sevdim annemi ''. Annesinin ölümünden sonra da yarattığı etkinin altından çıkmak kolay olmuyordu onun için. Gün boyunca okulda öğretmen olarak çalıştı, ama geceleri ilk başyapıtı olan "Oğullar ve Aşıklar" (1913) yazıyordu. Bu romanda Oidipus kompleksi (Oedipus karmaşası) edebi anlamda açığa vurmuş bulundu. Her zaman zayıf, darmadağınık saçlı ve ateşli kırmızı sakallı Lawrence olağanüstü kişiliğinin sayesinde kadınların dikkatini çekmeyi her daim başarıyordu. Yazarın yoğun ve karışık özel hayatı eserlerinin üzerinde izleri taşıyor.

    ‘’Bakire ile Çingene’’
    Yazarın detaycı anlatımı sayesinde kitaptaki geçen olayları hayal etmeyi kolaylaştırıyordu. Her asırda olduğu gibi burada da gençliğin delidolu zamanını yaşandığını görebiliyorsunuz. Saf ve isyankar, asi Yvette'nin aşkı ve cinselliğini kardelenin yapraklarının karın üstüne çıkıp açılması gibidir. Lucille, papaz – babası, babaannesi,halaları ve tabii ki Çingene; hepsinin net ve belirgin kişilikleri var, onları takip etmek ve devamında ne olacak diye sorusunu sormadan, kopmadan ve akıcı anlatımı ile romanın doruk noktasına gelmiş bulunuyoruz. ..

    Son zaman hep ‘’büyük final ‘’i olan kitap arayıp okumak istemişimdir, sayfa sayısı az olan bu kitabın yoğun içerikle ters orantılıdır. ‘’Büyük final’’ yıkıcı ve şaşırtıcıydı. Yazarın üslubunu beğendim. Diğer kitapları da çok merak ediyorum, en yakın zamanda okumayı düşünüyorum.
  • Kitap bir adamın, sanırım pek sevmediği bir akrabasının cenazesinden çıkıp çocukluğunda yaşadığı malikaneye gitmesi ile başlıyor. Evet, nedendir bilinmez adamın adı, ölenin kim olduğu belli değil, söylenmemiş. Sonrasında adam yerinde yeller esen evinin biraz ilerisindeki, hayal meyal orada bir arkadaşının olduğunu hatırladığı Hemstock Çiftliği'ne gidiyor. Çiftliğe girer girmez yedi yaşındayken Lettie Hemstock ile birlikte yaşadığı ve bugüne kadar bilinçaltında saklı macerayı hatırlamaya başlıyor. Konumuz da bu macera ile ilgili zaten.

    Çocuk bir sabah boğazında madeni bir parayla uyanır. Paraları başka bir dünyadan gelen bir yaratığın sağa sola saçmaya başladığı anlaşılınca Lettie ve ailesi çocuğa yardım etmeye karar veriyorlar. Yardım etmelerinin bir diğer nedeni de kendi dünyalarının kanunlarını korumak zorunda olmaları. Bu noktada Lettie, annesi ve ninesinin ne oldukları belli değil. Ortadünyadan bugüne ulaşan Mailar olabilir. Çiftlik toprakları ayrı bir dünyanın sınırlarını belirliyor. Çiftliğin arkasındaki göl büyüklüğündeki okyanus ise ayrı bir alem. Bu noktada Lettie ve ailesi, çiftliğin gerçekte ait olduğu dünyanın sırları, sınırları hakkında biraz daha detay verilmeliydi diye düşünüyorum. Bu hali ile kolaya kaçılmış gibi.

    Kitap yorumlanırken çok küçük nüans farklarıyla göklere çıkarabileceği gibi yerden yere de vurulabilir. Ben hakkımı, Yıldız Tozu, Yokyer ve üzerinize afiyet bakteriyel pnömoni'nin hatırına göklere çıkarmaktan yana kullandım. Ancak başka mecralarda tam tersi yorumlarla karşılaşırsanız şaşırmayın, darılmayın. Zira ortam buna müsait. http://ucalisan.blogspot.com.tr/...daki-okyanus_26.html