Zindanlarda Yusufileri bulunmayan İslami hareketler bir noktada eksik sayılırlar. 'Şehit ve Yusufiler bir elmanın iki yarısıdır’ demişler. Nasıl ki şehitlerimiz kanları ile davamızı bereketlendiriyorsa aynı şekilde Yusufiler de gösterdikleri sabır ile davamızın bereketlenmesine vesiledirler.
Gençlik hevesleri peşinde koşan birçok okul arkadaşına rağmen kendisi Cemaat içinde Müslümanların derdiyle dertleniyordu. Hayatta beklentisi şehadetti. Şehit olmayı istediği kadar başka hiçbir şeyi istemiyordu. Şehadetin oturarak gelmeyeceğini bilecek kadar da şuur sahibiydi.
Abdullah ibni Mubârek'e, "Neden bizimle beraber oturmuyorsun?" diye sorulduğunda, "Ben sahabe ve tabiinle oturmayı daha çok seviyorum." der ve kitaplarına işaret ederdi.