• Ne de olsa daima kötülerin galip geldiği bir dünyada insan ancak tunçtan iradesi ve duygularını asla ele vermeyen poker suratıyla galipler safında yer alabilirdi.
    Kemal Sayar
    Sayfa 116 - Kapı yayınevi
  • Az önce müzik setiyle poker oynarken buldum kendimi. İşin kötü yanı müzik seti beni yeniyordu.
    Kanat Güner
    Sayfa 34 - MB Yayınevi İstanbul
  • Nihat’ın yanındaki çocukların kabadayıca feragat ve fikir kahramanlığı rolü oynadıklarını sezecek kadar zekiydi. Onlar, Ömer’e: “İdealsiz ve hodbin genç! İçinde asla inanmak ihtiyacı duymayan serseri ruhlu bir adam!” diye bakarlarken Ömer de:

    “Ben sizi bilirim, civan delikanlılar. Bütün fedakârlık hamleleriniz post kapıncaya kadar sürer!” diye söyleniyordu.

    Bunlardan biriyle konuşurken:

    “Azizim!” diye sormuştu: “Sen tıbbiyeyi bitirince ne yapacaksın? Köye mi gideceksin?”

    Öteki birdenbire boş bulunarak:

    “Ne münasebet!” dedi. Sonra, pek ustaca olmayan bir ricat yaptı: “Mamafih, icap ederse giderim!”

    “İcap etmesi nedir? Nasıl icap eder? Köyün doktora ihtiyacı var! Sen gitmek istersen kimse de mâni olmaz. Ne bekleyeceksin?”

    Çocuğun cevap vermeye hazırlandığını görünce devam etti: “Hiçbir şey söyleme iki gözüm. İtirazlarını senden evvel ben sayıvereyim: Köylere gitmeden evvel birçok şehirlerimize bile doktor lazım!.. Köylerde, vesait noksanı yüzünden kâfi derecede faydalı olamayız!.. Bu kadar tahsili ve yurdun bizde tecelli eden{92} emeğini mahdut bir mıntıkada ziyan edemeyiz!.. Değil mi? Pekâlâ, ben de size hak veriyorum, öyleyse ne diye feragat makaleleri, köylüye destanlar yazıp duruyorsunuz? Bak, ben sana, senin neler istediğini sayayım: Evvela, bütün muvaffakiyetinin başı olarak büyük bir iltimas arayacaksın... İtiraz etme, bal gibi arayacaksın. Hatta, eğer son sınıflara yaklaştıysan aramaya başlamışsındır bile... Ondan sonra memleketin göz önünde bir yerine tayin olunmak... İhtisas yapmak imkânlarını elde etmek... Sonra para kazanmak: Bol bol, avuç avuç, çılgınlar gibi kazanmak... Sonra güzel bir karı almak... Kafaca anlaşacağın ve ruhu ruhuna uygun bir kadın değil! Herkes gördüğü zaman ‘Aman! BakNihat’ın yanındaki çocukların kabadayıca feragat ve fikir kahramanlığı rolü oynadıklarını sezecek kadar zekiydi. Onlar, Ömer’e: “İdealsiz ve hodbin genç! İçinde asla inanmak ihtiyacı duymayan serseri ruhlu bir adam!” diye bakarlarken Ömer de:

    “Ben sizi bilirim, civan delikanlılar. Bütün fedakârlık hamleleriniz post kapıncaya kadar sürer!” diye söyleniyordu.

    Bunlardan biriyle konuşurken:

    “Azizim!” diye sormuştu: “Sen tıbbiyeyi bitirince ne yapacaksın? Köye mi gideceksin?”

    Öteki birdenbire boş bulunarak:

    “Ne münasebet!” dedi. Sonra, pek ustaca olmayan bir ricat yaptı: “Mamafih, icap ederse giderim!”

    “İcap etmesi nedir? Nasıl icap eder? Köyün doktora ihtiyacı var! Sen gitmek istersen kimse de mâni olmaz. Ne bekleyeceksin?”

    Çocuğun cevap vermeye hazırlandığını görünce devam etti: “Hiçbir şey söyleme iki gözüm. İtirazlarını senden evvel ben sayıvereyim: Köylere gitmeden evvel birçok şehirlerimize bile doktor lazım!.. Köylerde, vesait noksanı yüzünden kâfi derecede faydalı olamayız!.. Bu kadar tahsili ve yurdun bizde tecelli eden{92} emeğini mahdut bir mıntıkada ziyan edemeyiz!.. Değil mi? Pekâlâ, ben de size hak veriyorum, öyleyse ne diye feragat makaleleri, köyNihat’ın yanındaki çocukların kabadayıca feragat ve fikir kahramanlığı rolü oynadıklarını sezecek kadar zekiydi. Onlar, Ömer’e: “İdealsiz ve hodbin genç! İçinde asla inanmak ihtiyacı duymayan serseri ruhlu bir adam!” diye bakarlarken Ömer de:

    “Ben sizi bilirim, civan delikanlılar. Bütün fedakârlık hamleleriniz post kapıncaya kadar sürer!” diye söyleniyordu.

    Bunlardan biriyle konuşurken:

    “Azizim!” diye sormuştu: “Sen tıbbiyeyi bitirince ne yapacaksın? Köye mi gideceksin?”

    Öteki birdenbire boş bulunarak:

    “Ne münasebet!” dedi. Sonra, pek ustaca olmayan bir ricat yaptı: “Mamafih, icap ederse giderim!”

    “İcap etmesi nedir? Nasıl icap eder? Köyün doktora ihtiyacı var! Sen gitmek istersen kimse de mâni olmaz. Ne bekleyeceksin?”

    Çocuğun cevap vermeye hazırlandığını görünce devam etti: “Hiçbir şey söyleme iki gözüm. İtirazlarını senden evvel ben sayıvereyim: Köylere gitmeden evvel birçok şehirlerimize bile doktor lazım!.. Köylerde, vesait noksanı yüzünden kâfi derecede faydalı olamayız!.. Bu kadar tahsili ve yurdun bizde tecelli eden emeğini mahdut bir mıntıkada ziyan edemeyiz!.. Değil mi? Pekâlâ, ben de size hak veriyorum, öyleyse ne diye feragat makaleleri, köylüye destanlar yazıp duruyorsunuz? Bak, ben sana, senin neler istediğini sayayım: Evvela, bütün muvaffakiyetinin başı olarak büyük bir iltimas arayacaksın... İtiraz etme, bal gibi arayacaksın. Hatta, eğer son sınıflara yaklaştıysan aramaya başlamışsındır bile... Ondan sonra memleketin göz önünde bir yerine tayin olunmak... İhtisas yapmak imkânlarını elde etmek... Sonra para kazanmak: Bol bol, avuç avuç, çılgınlar gibi kazanmak... Sonra güzel bir karı almak... Kafaca anlaşacağın ve ruhu ruhuna uygun bir kadın değil! Herkes gördüğü zaman ‘Aman! Bakın, falancanın ne enfes karısı var!’ desin yeter!.. Yalnız bu noktada idealistsiniz; ve maddi menfaatler ve rahatlar haricinde yegâne manevi zevkiniz budur: Güzel karı alıp herkese parmak ısırtmak... Sonra otomobil, apartman... Daha sonra göbek, poker vesaire... Hayatınızı gözümün önüne serilmiş gibi görüyorum, bir şey dediğim de yok, pekâlâ! Demek ki böyle icap ediyormuş, böyle olsun... Fakat bu istikbale hazırlanırken şu yaptığınız işler tarzındaki bir mukaddemeye ne lüzum var? Yarın yaşlanınca eşe dosta: ‘Gençliğimizde çok idealisttik ama, hayat insanı değiştiriyor... Şimdi realist olduk... Ah, o ateşli günler!’ diyebilmek için mi? Bu kısa gevezelik devrine sırtınızı vererek bundan sonraki hayatınızın kepaze ve boş mahiyetini mazur göstereceğinizi mi ümit ediyorsunuz?”lüye destanlar yazıp duruyorsunuz? Bak, ben sana, senin neler istediğini sayayım: Evvela, bütün muvaffakiyetinin başı olarak büyük bir iltimas arayacaksın... İtiraz etme, bal gibi arayacaksın. Hatta, eğer son sınıflara yaklaştıysan aramaya başlamışsındır bile... Ondan sonra memleketin göz önünde bir yerine tayin olunmak... İhtisas yapmak imkânlarını elde etmek... Sonra para kazanmak: Bol bol, avuç avuç, çılgınlar gibi kazanmak... Sonra güzel bir karı almak... Kafaca anlaşacağın ve ruhu ruhuna uygun bir kadın değil! Herkes gördüğü zaman ‘Aman! Bakın, falancanın ne enfes karısı var!’ desin yeter!.. Yalnız bu noktada idealistsiniz; ve maddi menfaatler ve rahatlar haricinde yegâne manevi zevkiniz budur: Güzel karı alıp herkese parmak ısırtmak... Sonra otomobil, apartman... Daha sonra göbek, poker vesaire... Hayatınızı gözümün önüne serilmiş gibi görüyorum, bir şey dediğim de yok, pekâlâ! Demek ki böyle icap ediyormuş, böyle olsun... Fakat bu istikbale hazırlanırken şu yaptığınız işler tarzındaki bir mukaddemeye{93} ne lüzum var? Yarın yaşlanınca eşe dosta: ‘Gençliğimizde çok idealisttik ama, hayat insanı değiştiriyor... Şimdi realist olduk... Ah, o ateşli günler!’ diyebilmek için mi? Bu kısa gevezelik devrine sırtınızı vererek bundan sonraki hayatınızın kepaze ve boş mahiyetini mazur göstereceğinizi mi ümit ediyorsunuz?”ın, falancanın ne enfes karısı var!’ desin yeter!.. Yalnız bu noktada idealistsiniz; ve maddi menfaatler ve rahatlar haricinde yegâne manevi zevkiniz budur: Güzel karı alıp herkese parmak ısırtmak... Sonra otomobil, apartman... Daha sonra göbek, poker vesaire... Hayatınızı gözümün önüne serilmiş gibi görüyorum, bir şey dediğim de yok, pekâlâ! Demek ki böyle icap ediyormuş, böyle olsun... Fakat bu istikbale hazırlanırken şu yaptığınız işler tarzındaki bir mukaddemeye ne lüzum var? Yarın yaşlanınca eşe dosta: ‘Gençliğimizde çok idealisttik ama, hayat insanı değiştiriyor... Şimdi realist olduk... Ah, o ateşli günler!’ diyebilmek için mi? Bu kısa gevezelik devrine sırtınızı vererek bundan sonraki hayatınızın kepaze ve boş mahiyetini mazur göstereceğinizi mi ümit ediyorsunuz?”
  • Uykusuzluğun 5 Günü

    1. Gün - Gri

    Ölüm - Yaşam cenderesine gerilmiş bir ip, ipte hasta cambaz, sağımda doğmaz güneş, solumda yaşlı kardeş*, bir yanda günahlar, bir yanda hayat denen kalleş;

    Kaderin masasında hayatın üç-beş poker fişine eş.

    Sessizlik bulunmamış bir enstrüman geceleri. Gözlerim haykırıyor konuşamadığım heceleri. Ses tellerim kanıyor her an, ciğere doluyor duman,

    Yusuf benim, ve kuyumda geçmek bilmiyor zaman.

    Hüzün emir verdi: ‘’Yaz!’’

    Kalemimin ateşini söndürüyor ayaz.

    İlk gri sabahına uyanıyor, hiç uyumamış gözlerim.

    Oyunun adı hayat, dikkat!

    Okyanuslarca siyah, ve bir kaç damla beyaz..

     

    *Umudun bittiği yerdeki Umut.


    2. Gün - Yorgun

    Dün, geceyi güneşe sordum. Umudu ucuz bir şişe şarapta boğdum. Adım Yorgun. Gök kubbeden karbonmonoksit soluyorum.

    Doktor, uyumuyorum.

    Gökteki akortsuz orkestrayı dinlemekteyim. Şef benim, sessizliğe kelimelerle konser vermekteyim.

    Sorana dilsiz, okuyana elsizim.

    Ben kimim? İnan bilmemekteyim.

    Nevrotik bir katile mesken olmuş zihnim.

    Yemin ederim, o ben değilim.

    Biliyorum, çok benziyor sesim, sözlerim, ve haykırarak susan gözlerim.

    Söyleyin, tüm hamlelerini bilen bir rakibe karşı, ne farkı var piyon ile vezirin?

    Bu bir satranç. Ölüme 5 var saat. Kalemi kır, defteri yırt at.

    Kendi kendini yenemezsin ahmak!

    Saate bak.

    Tik tak.

    Şah mat.


    3. Gün - Suskun

    Artık renkler sessiz;

    Ve dahi sesler solgun..

    Sanki tüm insanlığı duyuyorum..

    Kesin ulan sesinizi! Yazmaya çalışıyorum.

    Gece’yi ‘’gözaltıma’’ alıyorum.

    Bir dakka sigara yakıcam.

    ..

    Geldim. Sigara bitti.

    Ve Gece gitti.

    -Gözaltımdaki değil tabii.-

    Gideyim sigara alayım bari.


    4. Gün - Kimsesiz

     

    Kimi Kimseler uyuyor, Kimsesiz uykuyu hicvediyor yine, gri bir gün doğumu arefesinde.

    Gece’yi mesken bilir. Kaldırım Taşı’nı da hepinizden iyi bilir.

    Gece’den Kimi Kimseler’e seslenir:

    ‘’Uyuyorsunuz. Oysa gündüz bunları zihnimin mevthanesine sizler kazıyordunuz.

    Öfkeme talip oldunuz. Beni çok yordunuz. Yetti uyuduğunuz!

    Konuşanı dinlemezsiniz.

    Susanı ise sevmezsiniz.

    Uyanın! Gece’den duyulmamış melodiler getirdim!

    Uyanın! Size hiç söylenmemiş sözler biriktirdim!’’

    ..


    Demedi.

    Kimsesizlik, sessizliği gerektirirdi.


    Elsiz şair..

    Dilsiz şair..


    5. Gün – Çaresiz

    Sessizlik şimdi kırık bir keman, kana kana çal.

    Sesim suskun bir enstrüman,

    Ya kana, ya çal.


    ..


    Tan vakti.

    Bilekleri Umutları kesmenin tam vakti.

    Hüzün bıçağım geçen geceden bilendi.

    Tan vakti.

    Buraya kadar direndim.


    Söz tükendi,

    Ben tükendim..





    _kendinceyazar
  • At yarışlarına, maçlara, kumarhanelere para yatıran veya bir boruda kaç yağmur damlası olduğu üzerine iddiaya giren bir kumarbaz, pek de lehinde olmayan bir olasılığa para yatırmıştır. Poker oynayan profesyonel bir kumarbaz ise, lehinde olan olasılıklara para yatırır. Biri romantik bir hayalperesttir, diğeri ise gerçekçidir.

    -- Anthony Holden
  • Bir kişiye onu yalan söylerken yakaladığınızı ve hangi davranışsa} belirtilerin onu ele verdiğini anlatmak için yanıp tutuşuyor olabilirsiniz. Eğer konu buysa, elinizi gösterdiğiniz için sizinle poker oynamak isteyecek pek çok insan var! Bu size iyi bir fikir gibi görünebilir ve gözlemlediğiniz insan üzerinde fazladan baskı oluşturmak isteyebilirsiniz, fakat uzun vadede pek çok nedenden ötürü kendinize zarar verirsiniz.
  • Psikoloji her daim ilgimi çekmiştir.Ve bu kitap merakımı daha da artırdı.Gerçekten ustaca yazılmış.Kurgu insanı sürüklüyor.Zihnimde çok farklı bakış açıları kazandığımı hissediyorum.Cinsellik,para,hırs, dolandırıcılık...Ve hatta poker oynama taktikleri :) Bunların psikoloji ile birleşimi gerçekten farklıydı.Okumanızı öneririm şiddetle.Bu arada tıbbi terimler başlarda biraz fazla ama konuyu gölgeleyecek kadar değil.Keyifli okumalar :)