Hangi amaç ve niyetle işlenirse işlensin, haram yine haramdır. Mesela gelirinin tamamıyla fakirlere yardımda bulunmak amacıyla da olsa kumar oynamak veya parayı faize yatırmak yine haramdır
Peygamber Efendimiz (s.a.s ) ise işlenen haram ve günahların müminin kalbine etkisini şu örnekle anlatmıştır: " Mümin Bir Günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer o günahı terk edip Allah'tan bağışlama dilerse, kalbi eski parlaklığına kavuşur. Günah işlemeye devam ederse, siyah noktalar gittikçe çoğalır ve kalbini büsbütün kaplar. " ( ibn Mâce, Zühd, 29 ) Haramlardan sakınmayan kişinin kalbi zamanla kararır, manevi kirlerle kaplanır ve kötülükleri fark etme özelliğini kaybeder. Kararmamış bir vicdana sahip olan Müslüman ise doğruyu yanlıştan iyi kötüden kolayca ayırt edebilir.
Vakti ile bir padişah, kendisine bir vezir bulmaya karar verir ve kocaman bir kapı yaptırır. Yaptırdığı kapının ortasına da onlarca kilit taktırır. Kimi kilit , kimi halka kilit derken baştan aşağı her yere kilit dolar ve sonra vezir adaylarını bir bir çağırır. İlk giren adama sen der, benim vezirim olmak istiyorsun değil mi? O da evet der. Eğer benim vezirim olmak istiyorsan şu kapıyı anahtar kullanmadan, levye kullanmadan hiçbir alet edevat kullanmadan açmanı istiyorum. Vezir adayı döner bakar kapıya. Padişahım bu mümkün değil! Kaldı ki anahtar bile olsa bu kapıyı açmak saatler sürer, der. Padişah, peki sen sık öteki gelsin der. Öteki gelir, padişah ona da aynısını söyler. O da efendim anahtar bile olsa deyince, tamam tamam der padişah, çık öteki gelsin öteki gelsin derken hepsi gelir, en son vezir adayı girer içeri. Padişah, "sen vezir olmak istiyor musun?" Diye sorar "evet " der vezir adayı. Peki, eğer vezir olmak istiyorsan şu kapıyı anahtarsız, levyesiz hiçbir alet edevat kullanmadan açmanı istiyorum. Adam, kapıya şöyle bir bakıp döner ve padişaha, devletli Sultanım aslında aklım der ki bu kapı böyle açmaya açılmaz lakin bize itmek düşer. Elini şöyle kapıya uzatıp hafif dokunarak ittiğinde kapının açılı verdiğini aslında bu kilitlerin hiçbirinin kapalı olmadığını görür. Bütün kilitler açıktır ve adam padişahın veziri olur.
Ömür dediğimiz kısa bir zaman dilimi. Hani çoğu zaman kaybettikten sonra anlarız ya elimizdekilerin kıymetini, ömrün kıymetini de sona yaklaştığını düşündüğümüzde daha iyi kavrarız. Bazen geçmişe takılıp kalmak bazen de geleceğin endişesiyle yaşamak bu günü yaşamaktan alıkoyar bizi. Oysaki kıymetini bilmediğimiz de bugünün de gelecekte acısını duyacağımız ve "keşke " lerle anacağımız geçmiş günlerden biri olması kaçınılmazdır. Ve birbiri ardınca sıralandığında bugünler, ömrümüzün beyhude geçmesine yol açacaktır. Ne geçmişi geri getirme imkanımız var ne de gelecekte olacakları bile bilme. Elimizde yalnızca bugün var. Geçmişten aldığımız derslerle geleceğimize yön vereceğimiz, hayal ettiğimiz geleceği inşa edeceğimiz gün, bugün.
Kendine Geç KalmaEsra Kalpakçı · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2021195 okunma