• “Haziran’da, ölmek zor!...”
    “Nazım Hikmet”; (1902-3 Haziran 1963), “kim”dir?...
    “Nazım Hikmet”, “şair”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Türk şairi”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “şiirler”i, “Türkiye’de yasaklanan”, “şair”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “dünya şairi”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “şiirler”i, “50’den fazla dil”e çevrilen, “evrensel şair”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “UNESCO” tarafından, “2002 Nazım Hikmet Yılı” kabul edilen; “evrensel şair”dir!...

    “Nazım Hikmet”, “yazar”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “tiyatro yazarı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “romancı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “anı yazarı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “gazeteci”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “sinemacı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “senaryo yazarı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “film yönetmeni”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “ressam”dır!...

    “Nazım Hikmet”, “Romantik Komünist”tir!...
    “Nazım Hikmet”, “Romantik Devrimci”dir!...

    “Nazım Hikmet”, “Toplumcu Gerçekçi”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Divan Şiiri”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Türk Halk Şiiri”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Serbest Şiir”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Fütürist”tir!...
    “Nazım Hikmet”, “Mayakovski”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “Türkiye”de, “şiir”de, “serbest nazım”ı, uygulayan, “ilk şair”dir!...

    “Nazım Hikmet”; “Çağdaş Türk Şiiri”ni, “etki”leyen, “en önemli şair”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “Attilâ İlhan”ı, “Ahmed Arif”i, “Enver Gökçe”yi, “Hasan İzzettin Dinamo”yu, “Hasan Hüseyin Korkmazgil”i, “Rıfat Ilgaz”ı, “Nevzat Çelik”i, “Arif Damar”ı, “etki”leyen, “şair”dir!...

    “Nazım Hikmet”, “Osmanlı vatandaşı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Türkiye vatandaşı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “vatansız”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Polonya vatandaşı”dır!...
    “Nazım Hikmet”; tekrar, “Türkiye vatandaşı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Dünya vatandaşı”dır!...

    “Nazım Hikmet”, “sevgi”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “aşk”tır!...
    “Nazım Hikmet”, “sevda”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “kara sevda”dır!...

    “Nazım Hikmet”; “bütün insanlar”ı, “çok seven”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “bütün kadınlar”ı da, “çok seven”dir!...
    “Nazım Hikmet”; çok sevdiği “bazı kadınlar”la da, “ev”lenendir!...
    “Nazım Hikmet”, “Hatice”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Piraye”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Münevver”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Galina”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Vera”dır!...

    “Nazım Hikmet”; “siyasi düşünceler”i, nedeniyle; “yaşam”ı, “hapishaneler”de ve “sürgünler”de geçen, bir “aydın”dır!...
    “Nazım Hikmet”; “Aydınlık Dergisi”ndeki, “şiirler”i ve “yazılar”ından; “15 yıl hapis”i istenen,”düşünce suçlusu”dur!...
    “Nazım Hikmet”; “Resimli Ay Dergisi”ndeki, “şiirler”i ve “yazılar”ından; “28 yıl 4 ay hapis cezası” verilen,”yazar” ve “şair”dir!...

    “Nazım Hikmet”, “mahkeme”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “mahpus”tur!...
    “Nazım Hikmet”, “mahpushane”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “TCK 141, mahkumu”dur!...
    “Nazım Hikmet”; “61 yıllık yaşam”ında, “12 yıl”, “mahpus” yatandır!...
    “Nazım Hikmet”; “İstanbul”, “Ankara”, “Çankırı”, “Bursa”, “mahpushaneler”inin, “mahpus”udur!...
    “Nazım Hikmet”; “Bursa Cezaevi”ndeki yılları, “Mavi Gözlü Dev” adlı filmde, anlatılandır!...

    “Nazım Hikmet”; hep “mahkeme”, hep “dava”, demektir!...
    “Nazım Hikmet”, “11 dava”dan yargılanan, “düşünce suçlusu”dur!...
    “Nazım Hikmet”, “1925 Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1938 Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “1938 Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası”dır!...

    “Nazım Hikmet”, “sürgün”dür!...
    “Nazım Hikmet”, “polis takibi”dir!...

    “Nazım Hikmet”; “12 yıl”, “mahpus” yattıktan sonra; “hasta” ve “Bahriye Subayı” olduğu halde, “askere alınmak” istenendir!...
    “Nazım Hikmet”; “askere alınmak” ve “öldürülmek”, “korku”sundan; “Rusya”ya gidendir!...
    “Nazım Hikmet”, “yurt dışına kaçan”dır!...
    “Nazım Hikmet”; “1951”de, “Türkiye vatandaşlığı”ndan, çıkarılandır!...
    “Nazım Hikmet”, “vatan haini”dir(!)...
    “Nazım Hikmet”, “vatan sever”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “2006”da, yeniden, “Türkiye vatandaşlığı”na, alınandır!...

    “Nazım Hikmet”; her biri, birbirinden “güzel kitaplar” yazandır!...
    “Nazım Hikmet”, “Güneşi İçenlerin Türküsü”dür!...
    “Nazım Hikmet”, “Kurtuluş Savaşı Destanı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Kuvayı Milliye”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Memleketimden İnsan Manzaraları”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?”dür!...
    “Nazım Hikmet”, “Ferhad ile Şirin”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Kan Konuşmaz”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “İt Ürür Kervan Yürür”dür!...
    “Nazım Hikmet”, “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “835 Satır”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Jokond ile Si-Ya-U”dur!...
    “Nazım Hikmet”, “1+1=1”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Sesine Kaybeden Şehir”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Gece Gelen Telgraf”tır!...
    “Nazım Hikmet”, “Kafatası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Taranta Tabu’ya Mektuplar”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Sevdalı Bulut”tur!...
    “Nazım Hikmet”, “İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu?”dur!...

    “Nazım Hikmet”; her biri, birbirinden “güzel şiirler” yazandır!...
    “Nazım Hikmet”, “Karlı Kayın Ormanı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Hoşça Kal Kardeşim Deniz”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Bulut mu Olsam”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Ceviz Ağacı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Vatan Haini”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Memetçik Memet”
    “Nazım Hikmet”, “Memleketim”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Kadınlarımız”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Hasret”tir!...
    “Nazım Hikmet”, “Kerem Gibi”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Güzel Günler Göreceğiz”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Beyazıt Meydanı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Japon Balıkçısı”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Bu memleket Bizim”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Salkım Söğüt”tür!...
    “Nazım Hikmet”, “Güneşi İçenlerin Türküsü”dür!...
    “Nazım Hikmet”, “Hürriyet Kavgası”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Akın Var Akın, Güneşe Akın”dır!...

    “Nazım Hikmet”; her biri, birbirinden “güzel şiirler”i; her biri, birbirinden “değerli sanatçılar” tarafından, “beste”lenendir!...
    “Nazım Hikmet”; “şiirler”i, “Ruhi Su”, “Zülfü Livaneli”, “Ahmet Kaya”, “Cem Karaca”, “Esin Afşar”, “Edip Akbayram”, “Fikret Kızılok”, “Onur Akın”, “Mesud Cemil”, “Ezginin Günlüğü”, “Yeni Türkü”, “Grup Yorum”, “Grup Baran”, “İlhan İrem”, “Sümeyra Çakır”, “İlkay Akkaya”, “Hakan Yeşilyurt”, “Hüsnü Arkan”, “Ahmet Aslan”, tarafından “beste”lenen , “şair”dir!...

    “Nazım Hikmet”; “Ordu”dan çıkarılan, “Bahriye Subayı”dır!...
    “Nazım Hikmet”; “Anadolu”ya geçen, “Millî Mücadeleci”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “Bolu”da, “öğretmen”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “Moskova Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi”nde, “öğrenci”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “Aydınlık”ta, “Resimli Ay”da, çalışan, “gazeteci”dir!...

    “Nazım”dır, “Nazım Hikmet”tir, “Nazım Hikmet Ran”dır!...
    “Nazım Hikmet”, “Mavi Gözlü Dev”dir!...
    “Nazım Hikmet”, “Güzel Yüzlü Şair”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “Nazım Hikmet” adıyla, “şiirler” yazması, “yasak”lanan, “şair”dir!...
    “Nazım Hikmet”; “Orhan Selim”, “Ahmet Oğuz”, “Mümtaz Osman”, “Ercüment Er”, “takma adlar”la, “şiir” yazmak zorunda kalan, “şair”dir!...

    “Nazım Hikmet”; “ressam”, “Ayşe Celile Hanım”dan, “doğma”dır!...
    “Nazım Hikmet”; “Hariciyeci”, “Hikmet Bey”in, “oğul”udur!...
    “Nazım Hikmet”; “baba”sı, “Hikmet Bey”in, “baba”sı; son “Selanik Valisi”, “Çerkes Nazım Paşa”nın, “torun”udur!...
    “Nazım Hikmet”; “ad”ını, “dede”si, “Nazım Paşa”dan ve “baba“sı, Hikmet Bey”den, alandır!...
    “Nazım Hikmet”; “anne”si, “Celile Hanım”ın, “baba”sı; “dilci” ve “eğitimci”, “Hasan Enver Paşa”nın, “torun”udur!...
    “Nazım Hikmet”; “anne”sinin “baba”sı, “Hasan Enver Paşa”nın, “baba”sı; “Eski ve Yeni Türkler” kitabının yazarı, “Polonyalı”, “Mustafa Celalettin Paşa”nın da, “torun”udur!...
    “Nazım Hikmet”; “anne”sinin “anne”si, “Alman”, “Mehmet Ali Paşa”nın “kızı”; “Leyla Hanım”ın, “torun”udur!...
    “Nazım Hikmet”; “şair Oktay Rifat”la, “teyze çocuğu”dur!...
    “Nazım Hikmet”; “Türk”, “Çerkes”, “Alman”, “Polonyalı”, “Gürcü”, “Sırp” ve “Fransız”, “karışım”ı, “evrensel insan”dır!...

    “Nazım Hikmet”; “Moskova”da, “Novodeviçi Mezarlığı”nda; üzerinde, “rüzgâra karşı yürüyen adam figürü” bulunan “taş”ın altında, yatandır!...

    “Nazım Hikmet”; “bütün dünya insanları”nın, “yürekler”inde ve “beyinler”inde yaşayan, “ölümsüz”dür!...
  • Chopin'in müziğinin kaynaklarından yararlanışı, onun vatanseverliğini açıkça haykırışına ve ulusal özgürlük çağrısına bağlıdır. Pek çok yapıtında var olan keder duygusu bile salt kişisel bir keder değil, bir ulusun çektiği acının bilincidir. Chopin ile müzik, ilk defa, özgürlüğü uğrunda savaş veren, ezilen bir ulusun anlatımı haline gelir. Fryderyk Chopin 17 yaşında bir konservatuar öğrencisiydi. Okul arkadaşı Y. Fontana ve şair arkadaşı S. Vitvitski ile sık sık "delik" adlı kahveye gidiyordu. Burası, ülkelerini rus işgalinden kurtarmak isteyen "Yurtseverler Derneği" ve "Özgür Polonyalılar Birliği" adlı örgüt sempatizanlarının buluştuğu bir yerdi. Chopin bu sohbetlerde, bir süre hapis yatmış ama özgürlük düşüncesinden vazgeçmemiş gazeteci M. Mohnatski'nin sözlerinden çok etkileniyordu. Mohnatski de Chopin gibi piyano çalıyordu. Piyano o yıllarda modaydı.

    1789 Fransız Devrimi, Avrupa'nın sadece siyasi-ticari değil toplumsal hayatını da değiştiriyor, Aristokrasinin yerini alan burjuvalar kendi müziklerini oluşturuyordu. Ünlü sosyolog Max Weber'e göre piyano burjuvazinin çalgısıydı. Piyanoyla halk konserleri veriliyordu. Genç Chopin sadece siyasi olarak devrimci değildi. Müziğinde de devrimciydi.
    Yapıtlarında Polonya'nin yerel motiflerine yer veriyordu. Aristokrat kültüre karşı ülkesinin mazurkalarını, polonezlerini kullanıyordu. Ancak zorlanıyordu. çobanların, aç insanların
    değil, prenseslerin hikayelerinin müziğini yapması isteniyordu ondan. Direniyordu.

    Direniş ruhunu babasından almıştı. Chopin'in babası Nicolas Chopin, Ruslara karşı 1793'te ayaklanan 150.000 Polonyalı'dan biriydi. Üstelik Fransa doğumluydu. Ama kalbi, karnını doyurduğu Polonya için atıyordu. Ülke sevgisi o kadar artmıştı ki zamanla Nicolas adını Mikolaj yapmıştı. Annesi Justyna Chopin ise Polonyalı idi. Chopin kendini hep Polonyalı saydı.

    Chopin devrimler çağının insanıydı. Özgürlüğe aşıktı, babasının yolundan gidip Polonya'yı özgürleştirmek istiyordu. Diğer yandan müzikte de olağanüstü yetenekliydi. 8 yaşında piyanoda ilk bestesini yapmıştı. Deha olarak görülüyordu. Polonya'nın iftiharıydı ve dünyanın en büyük piyano müziği bestecilerinden biri olacağına inanıyorlardı. En çok inananlar tabi ki anne ve babasıydı. Chopin'i ilk keşfeden, ona piyano çalmayı öğreten annesiydi. Ailesi konservatuvarı bitiren oğullarının Avrupa'ya gitmesini istiyordu.
    Chopin kararsızdı.

    İki nedeni vardı: birincisi, konservatuvarın en güzel kızı K. Gladkowska'ya olan platonik aşkıydı. İkincisi, çok yakında başlayacak büyük ayaklanmanın içinde olup Polonya'yı esaretten kurtarmak istiyordu. Ancak babası oğlunu bir an önce Viyana'ya göndermek için pasaport çıkardı. Chopin bu durumu arkadaşlarına üzüntüyle açıkladı. hiç de beklemediği bir tepki aldı. Arkadaşları babasına hak verdi. O bir dehaydı ve tutsak Polonya'yı yaptığı bestelerle, konserlerle dünyaya anlatmalıydı.

    Chopin 22 kasım 1830'da Viyana'ya vardı. Bir hafta sonra Varşova'da büyük bir ayaklanma başladı. Köylüler, çarın kardeşi Prens Konstantin'in sarayı Belweder'e saldırdı.
    Gaberi alınca hemen Polonya'ya dönmek istedi. Bilet bulamadı. 3 gün daha beklemesi gerekiyordu. bu arada yakın arkadaşı T. Woyciechowski onu bu kararından vazgeçirmeye çalışıyordu. Babasından gelen bir mektup Chopin'in kararını etkiledi. Babası kariyerini tehlikeye atmasını istemiyordu. Chopin gitmedi. "Devrim etüdünü besteledi. Ve Polonya'da bir ayaklanma daha kanla bastırıldı.
    (Polonya'daki ayaklanmalar tarihi sürecinde onlarca Polonyalı subay Osmanlı'ya sığındı. Nazım Hikmet'in dedesi Mustafa Celaleddin Paşa -yüzbaşı Konstantin Polzokic Borzecki- bunlardan sadece biriydi.)

    Polonya'nın bağımsızlığına kavuşamaması Chopin'i çok üzdü. Buna Viyanalıların Polonyalıları küçümser davranışları da eklenince Paris'e gitti. Paris, militan bir eğilim olarak doğan romantizmin kalesiydi. 1830 Devriminin rüzgarı esiyordu sokaklarında. Victor Hugo, Balzac, La Martine, Chateaubriand, Heine gibi yazarlar, şairler; ingres, de la croix gibi ressamlar, Meyerbeer, G. Rossini, Bellini gibi besteciler barındırıyordu bu şehir. Chopin kısa sürede Paris'teki sanatçılarla tanıştı. Kendisi gibi Paris'e gelen yaşıtı müzikdahileri alman Mendelssohn ve macar Franz Liszt(favorim) ile yakın arkadaş oldu.

    Chopin'in yakın dostlarından biri de Paris'teki mültecilerin önderliğini yapan Prens Adam Czartoryski idi. Polonyalı mültecilerin sohbet konuları hep Polonya'nın geleceği üzerineydi.
    Czartoryski silahlı ayaklanmayla sonuca gidilemeyeceğini savunanlardandı. Osmanlı himayesinde bir prenslik kurma düşü bile vardı. Hatta bu nedenle 1842'de İstanbul polonezköy'ü kurdu. Polonezköy'ün ilk adı kurucusundan dolayı Adampol idi. Polonyalılar için istanbul sürgündeki ikinci merkezleriydi.

    Bir sanatçı döneminin olaylarından mutlaka etkilenir. Chopin hayatı boyunca ülkesinin ulusal Kurtuluş Savaşını destekledi. Bu nedenle Rus makamlarınca kendisine sunulan uzlaşma önerilerini reddetti. Ailesini, doğup büyüdüğü vatanına hep özlem duydu ama teklif edilen bütün para ve makamları elinin tersiyle itti. mülteci olarak yaşamını sürdürdü.
  • Osmanlı tebaasına geçen bu Polonyalı subaylar, Osmanlı Tanzimat asrındaki modernleşmenin öncüsü oldular. Onlardan biri olan Nazım Hikmet'in büyük dedesi Kont Konstantin Borzecky (-ki Mustafa Celaleddin Paşa olarak bilinir-) topçuluk konusunda yeni metotlar getirmiş, orduda haritacılık alanında hizmetleri görülmüş ve Türk ulusçuluğunun ilk öncü eserini de kaleme almıştır.
  • Sonunda büyük dedesi bir Polonyalı olduğu için'' Nazım Hikmet Borzanski'' adıyla Polonya yurttaşlığına kabul edildi.
    Can Dündar
    Sayfa 60 - İmge