• Muhsinzade Mehmet Paşa haklıydı: Osmanlı ordusu hazırlıksız ve
    hudutlar korumasızdı.
    Rusya, Tuna Nehri boyunda kazandığı zaferlerle karadan
    ilerlerken, denizden de (bu noktaya dikkat) ingilizlerin yardımıyla Baltık
    donanmasını Akdeniz'e getirmiş ve Osmanlı donanmasına Çeşme'de
    büyük bir darbe indirmişti.
    Rusya'nın ilerlemesinin kendi aleyhine olacağından korkan
    Avusturya, bir yandan Osmanlılarla gizli müzakereler yürütüyor, öte
    yandan Prusya'ya yaklaşıyordu.
    Sonunda, Prusya ile Avusturya, Rusya'ya karşı birleştiler ve
    Prusya, Polonya'nın paylaşılması
    konusunda, Rusya ile (Avusturya'ya da bir pay veren) bir anlaşma
    yaptı.
  • Almanya ve Sovyetler 28 Eylül'de Moskova'da ortak bir bildiri yayınlayarak, Polonya meselesinin Avrupa barışına devamlı bir temel teşkil edecek şekilde çözümlenmiş olduğunu, artık savaşa devam etmenin gereksiz bulunduğunu, eğer bu barış teklifi reddedilecek olursa, meydana gelecek olaylardan İngiltere ile Fransa'nın sorumlu olacağını bildirdiler. Hitler 6 Ekim'de Reichstag'da verdiği bir söylevde barış teklifini tekrarladı. Bu teklife Fransa 7 Ekim'de ve İngiltere de 12 Ekim'de cevap verdi ve her ikisi de barış teklifini reddettiler. Fransa, gerçek barış elde edilinceye kadar silahı elden bırakmayacağını bildirdi, İngiltere ise Çekoslovakya ile Polonya'ya yapılan kötülüklerin düzeltilmesini istedi. İki devletin, barış teklifini reddetmelerinde, Alman-Sovyet işbirliğinin devamlı olamayacağına inanmaları önemli bir rol oynamıştır.

    Mamafih (durum böyleyken) teklifinin reddedileceğini bilen Hitler de, 10 Ekim'de komutanlarına verdiği talimatta, Alman kara, hava ve deniz kuvvetlerinin Belçika, Hollanda ve Lüksemburg üzerinden İngiltere ve Fransa'ya karşı harekete geçmek üzere en kısa zamanda hazır olmasını bildiriyordu.
    Fahir Armaoğlu
    Sayfa 325 - Timaş Yayınları, 20. Baskı