• Merhaba canım insanlar...
    Ah canim insan Poyraz'cim Karayel'in hayat hikayesini okuyacaksınız şimdi. Hem de biyografi kelimesini yeni duymuş biri tarafından kaleme alınan."Acemi cirak'tan Poyraz Karayel biyografisi, okumayan kalmasın" ya da kalsın canım, zaten okuyup unutacaksınız, Poyraz'cimdan öğrendim bunu da "hepimiz unutulmak için yaratılmadık mı? " diyor kitabın sonunda..bu biyografide tıpkı Poyraz'cim'in hayatının her anında Oğuz'cum Atay'dan kopya çektiği gibi -ki bu mahkemece kanıtlandı, savcı sundu, hakim kabul etti. Bknz; syf 55 "savcı: itiraz ediyorum, kitaptan kopya çekiyor!"- ben acemi biyografici de kitaptan kopya çekecektir. İleriki zamanlarda bu konuyla ilgili yapılan itirazlar reddedilecek, dahasi başta belirtildigi halde itiraz edildiği için tazminat davası açılacaktır..

    Poyraz'cim Karayel, Kahpe bizanstan aldığımız sonra her yerine Avm diktiğimiz İstanbul'da doğdu, tabi o zamanlar bu kadar Avm yoktu..annesi öldü, büyüdü..çocukluk dönemini hiç yaşamadan kapatmış oldu, sıpa gözlü kardeşi Meltem ile halasının evinde çamaşır sepetinden daha değersiz hissederek büyüdü. Yetişkin Poyraz Karayel olduğunda, doğası gereği,ki konuyla ilgili detaylı bilgiyi belgesellerden öğrenebilirsiniz, başını beladan hiç çıkarmadı, başı resmen bela olmuştu...yukarda halasının evinde büyümesinin sebebinin babasının onları terk edişi olduğunu söylemeyi unutmuşum, ama dedim size acemi biyografici olduğumu! Kayıtlara göre 10 yaşına kadar sarışın ve mavi gözlüydü sonra ateşli bir hastalık geçirdi ve siyah saçları, kaşları çıkmaya başladı. Gözleri de bunca siyahligin içinde
    dayanamayıp kahverengi olmaya karar verdi. Ateşli hastalık sonucu ateşli silahlara merak salan Karayel, polis oldu...merakı boşa gitmemeliydi...Evlendi, bu evliliğin polis olmadan önce mi sonra mı olduğu tarihe not düşülmedi, düşüldüyse bile acemi biyograficiniz bunu bilmiyor. Gerçi bunun bir önemi yok, olmamalı da çünkü yanlış tercih olan Begüm, havuzlu villada yaşayan acıların çocuğu, Pelin aşkı yanan Sinan-ki kendileri biyografi sahibi Poyraz Karayel'in oğlu- ile Poyraz'cim Karayel'i terk edip alkole zam gelmyen bir ülkeye gitti.Zira Begüm alkolikti. Pek tabi Begüm de tıpkı Poyraz'cim'in babası gibi, sonradan gelip Poyraz'cim'in hayatında yaşamanı idame ettirmek istedi. Fakat başaramadı. Tutunmak isterken tutunamayanları bırakanlar onların hayatlarına tekrar tutunamazlar!
    Ve Poyraz'cim Karayel'in başının her zaman ki gibi belada olduğu bir günde, aşk kuyusunun yanından geçerken,kapağı açık unutulmuş olan kuyunun etrafında uyarı levhası olmaması sebebiyle kuyuya düştü. Bir daha da ordan çıkamadı, iyi ki de çıkamadı çünkü bu dünyada en güzel aşık olan kişi unvanı Poyraz'cim Karayel'e aitti.
    Aşık olduğu kadın Ayşegül, mafya kelimesinden hoşlanmayan ve bahçıvanlık da yapan mafya babası Bahri Bey'in kızı olup, İlhan Berk gibi bir burna, Cemal Süreya gibi saçlara sahiptir. (Bu tanım Poyraz'cim Karayel'e ait olup, velev ki sevdiğinize karşı kullanırsanız telif hakkı istenebileceğini belirtmekte yarar görüyorum.)
    Aşık olduktan sonra da çeşitli belalar peşini bırakmamış ve bu çeşitli belalardan en karmaşığı sebebiyle Ayşegül ile 97 gün ayrı kalmış. Onsuz 2 milyon küsür nefes almış. Fakat bu nefeslerin kalbine battığını ilgili kurumlara bildirmiştir. Bu ayrılığın sonunda I. Poyraz ölmüş ve II. Poyraz dönemi açılmıştır. Geçiş döneminde Poyraz'cim'in Oğuz Atay okuyan romantik bir adamdan maço bir adama dönüştüğü olmuştur. Ama bu onun suçu değildir Hakim Amca. Bu tarz davranışlara onu Ayşegül'e olan aşkı ve Mete'ye olan siniri sürüklemiştir.
    Zaten kör kütük aşık olan Ayşegül II. Poyraz'a geri dönmüştür. Bir çok badire atlatmışlar, her şeye ve herkese rağmen birbirlerini sevmekten vazgeçmemişlerse de her ne kadar kopya çektiğim bu kitapta yazmıyor olsa da ölüm onları ayırmıştır.
    Ayrıca Baba'nin sağ kollarından olan Sefer ve Sema'da ölüm sebebiyle ayrılmışlar, Sefer Sema'ya kavuşmak amacı güderek intihar etmiştir, arkasında bıraktığı mektup kitapta yer almaktadır. (Bknz;syf 313) Bu olayı dramatik diye paylaştığımı itiraf ederek acemi lakin dürüst bir biyografici olduğumu kanıtladığımı düşünmekteyim. Bu davranışından etkilenerek bana biyografinizi yazdırabilirsiniz.

    Son'a yaklaşıyoruz artık, yeter yahu dediğinizi duydum da ondan diyorum. Bu kadar dayandın az daha dayan,bitmek üzere.

    Üzerindeki tüm umutları Aysegül'den borç almış olup, onun ölümüyle bu umutlara gizli devletler tarafından el konulmuştur.Her şeyden birazcık olup asla bir tam olamayan Poyraz'cim Karayel Aysegul'un gidişine dayanamayıp aramızdan ayrılmıştır. Sefer gibi intihar edip etmediği, yahut eli silahlı adamın onu vurup vurmadığı konusunda bir bilgi bulunmamaktadır. Bulanların paylaşması ve acemi biyograficinizin kalfalığa yükselmesinde bir hayrı dokunması tavsiye edilir.

    Poyraz'cim Karayel ve adını zikrettigim zatı muhteremler dışında; iyi komşu
    Ümran Hanım, ödevlerin cocuğu İsa, Genel Kurmay'in kıymetli Albay'i ve Poyraz'cim'in hayali arkadaşı, iyi komşu Cevher Albay, küresel sermaye karşıtı milli devrimcimiz Zülfikar, sıkıntıdan kafasında saç çıkacağından yakınan ve Zülfikar yedek şarjörü olan var mı diye sorduğunda "ince uçlu mu" demek suretiyle espiri yeteneğini ortaya koyan Taş Kafa, diğer taraftaki şubesi şeytan olan Songül, bu dünyada sevgi diye bir şey olmadığını gözleriyle gördüğünü idda eden Sadrettin, IEGM'nin değerli mensupları ve ne olduğu belirsiz Adil Topal, bu biyografi sahibinin hayatının bir parçaları olup aslında Poyraz'cim Karayel hepsini hayatında istememektedir. İstenmeyenler örnek Adil Topal verilebilir.

    Sizi seven biyograficiniz, kitaplı günler diler
  • “Takımlar futbolcular, yöneticiler, statlardan, kupalardan ve paradan oluşur. Biz kulübüz. Kulüplerin felsefeleri, duruşları ve değerleri vardır. İşte Beşiktaş bu yüzden kulüptür dedem. Takım demezsek sevinirim. Hassasım o konuda.”
    -Poyraz Karayel, Zülfikar
  • Böyle balmumundan kayığa binmişiz güneşe doğru gidiyoruz. Al işte... Bizim hayatımız bu. Mutlu olmaya yaklaştıkça eriyoruz anasını satayım...
  • Her sene dünyada satılan kitaplar %12 oranında azalıyor. Bundan 3 nesil sonra hiçbir çocuk Dostoyevski'yi bilmeyecek. Zaten Nazım Hikmet ve Necip Fazıl o zamana kadar Twitter niyetçisi olur. Halikarnas Balıkçısı'nı hiç saymıyorum zaten. Arkadaş okuyacaksın! Okumak lazım. Okumayan adam sokaktaki canlı bombadan daha tehlikeli!