• Etik, varoluşu her zaman aşkın degerlere yükleyen Ahlak'ın yerini alır. Ahlak, bir Yaıgı sistemi olan, Tanrı yargısıdır. Ama Etik yargı sistemini tersine çevirir. Degerlerin çatışmasının yerini (İyilik-jötülük), varoluş kiplerinin (iyi-kötü) niteliksel farklılıgı alır.
  • Pratik anlamıyla İslam, Müslümanların; yoksul ve yoksunların iyi davranış gördükleri adil, eşitlikçi bir toplum yaratması anlamına gelir. Kuran'ın ilk ahlaki mesajı basittir: zenginlik biriktirmek ve kişisel servet yığmak yanlıştır, insanın zenginliğinden belirli bir oranı fakirlere vererek toplumun refahını paylaşması iyidir. Zekat, namazla birlikte; İslamın beş temel "direği"(rükn) de ikisidir. İbrani peygamberleri gibi, Muhammed de, tek Tanrı'ya tapınmanın sonucu olarak sosyalist diyebileceğimiz bir etik vaaz etmiştir. Tanrı konusunda zorlayıcı öğretiler yoktur: gerçekten de Kuran teolojik, kurgular konusunda fazlasıyla kuşkucudur kimsenin gerçeğini bilemeyeceği ve kanıtlayamayacağı konularda kendi başına ve aklından tahmini akıl yürütmelerde bulunması zann olarak reddedilir.
  • Eger Etik ve Ahlak aynı temel kuralları farklı şekilde yorumlamakla yetinselerdi, aralarındaki ayrım sadece kuramsal olacaktı. Ancak durum böyle degildir. Spinoza bütün yapıtında bıkıp usanmadan üç tür kişilik oldugunu bildirir: Kederli tutkuların insanı; kendi iktidarını kurmak için bu kederli tutkulara ihtiyaç duyan ve onları sömüren insan; ve insanlık durumundan ve genel olarak insanın tutkularından dolayı kederlenen insan (bu kişi bu tutkulardan tiksindigi ölçüde, bu tutkularla alay da edebilir, bu alay aslında kötü bir gülüştür). Köle, despot ve papaz..., ahlaksal üçlü.
    Gilles Deleuze
    Sayfa 34 - Norgunk yayıncılık
  • En Yüce İyi'nin, yüce bilime ve en mükemmel amaca bağlı olduğu düşünülecektir. Oysa böyle bir bilim, açıkça Politikadır. Çünkü bilimler arasında siteler için gerekli olan bilimlerin hangileri olduğunu ve yurttaşların her sınıfının hangi tür bilimleri öğrenmesi gerektiğini ve bunun incelenmesinin hangi noktaya kadar derinleştirileceğini belirleyen, politikadır. (...) Ve politika diğer pratik bilimlerden yararlandığı ve ayrıca yapılması gereken ve sakınılması gereken şeye ilişkin yasa yaptığı için,bu bilimin (Politika) ereği, diğer bilimlerin ereklerini de içerecektir.
    Aristoteles
    Sayfa 40 - Sentez
  • İnsan hayvansal doğasını yok sayamaz veya redde-demez; onun yerine onu akıl (pratik akıl) yoluyla denetim altına alabilir ve almalıdır. O arzu, itki ve eğilimlerini bastırmak ve bir tarafa bırakmak yerine, bunları eğitip düzene sokmalıdır. Bunu başaramazsa insanlığından uzaklaşır.
  • “Tüm insanlar, doğaları gereği bilmeyi arzular.”
    -Aristoteles, Metafizik
    Aristoteles’in (MÖ 384-322) felsefe ve Batı kültürü üzerindeki etkileri anlatmakla bitmez. Yunanistan’ın kuzeyinde, Makedonya’da doğan Aristoteles, Platon’un okulu Akademi’de öğrenim görmek üzere Atina’ya gitmiştir. Platon’un ölümünden sonra da kendi okulu Lyceum’u kurmuştur.
    V. yüzyıl Atina’sında felsefe çalışmaları retorik, doğa bilimi, biyoloji ve diğer araştırma alanlarını kapsıyordu. Dolayısıyla Aristoteles, bilimin neredeyse her dalına önemli katkılarda bulunmuştur.
    Aristoteles, felsefenin belli bir sırayla araştırılması gerektiğine inanmıştır. Kişi önce mantığı öğrenmelidir çünkü mantık dünyaya dair olguları bir diğeri ile nasıl ilişkilendireceğimizi açıklar. Aristoteles, tümdengelimsel akıl yürütme (tasım), yani mantıksal olarak geçerli çıkarımlarda bulunma kuramını geliştirmiştir. Temel akıl yürütme formlarını listelemiş ve karmaşık düşünceleri bu formlardan birine indirgemek için kurallar çıkarmıştır. Aristoteles’in en ünlü tümdengelimsel akıl yürütmesi şudur:
    Tüm insanlar ölümlüdür.
    Sokrates, bir insandır.
    O halde Sokrates de ölümlüdür.

    Aristoteles, öğrencilerin mantıktan sonra somut doğa olaylarını araştırması gerektiğine inanmıştır. Bu konu üzerine pek çok eser yazmıştır: Fizik, Hayvanların Kısımları Üzerine, Hayvanların Oluşumu üzerine, Hayvanların Hareketleri Üzerine, Meteoroloji, Oluş ve Bozuluş Üzerine.
     

    Ayrıca dünyayı fiziksel olarak açıklamak için genel ilkeler ortaya koymuştur.
    Aristoteles’e göre son araştırma konusu, ahlak ve siyaseti de içine alan pratik felsefedir. Bu konuları Nikomakhos’a Etik ve Politika’da ele almıştır. Aristoteles’e göre, ahlak çoğunlukla iyi eğitimle ilgilidir. İnsanların genellikle doğru davranış şeklini bildiklerine ve bu bilgiye uygun hareket etmek için sadece ahlaki olarak yeterince güçlü olmaları gerektiğine inanır. İyi bir insan olmak, doğru şeyi yapma eğilimine sahip olmak anlamına gelir ve bu eğilim içimizde yetiştirilebilir. Siyasi açıdan da Aristoteles, devletin amacının, yurttaşlarının mutlu ve kendi kendilerine yetecek şekilde yaşamaları için gerekli ortamı sağlamak olduğuna inanmıştır. Kısmen demokratik yönetim taraftarı olmasına rağmen, zaman zaman bir monarşinin daha uygun olabileceğini kabul etmiştir.