• "Sosyal bilimler tarihinin en nahoş deneylerinden biri 197o'in Aralık ayında, Princeton İlahiyat Fakültesi'nde Presbiteryen Kilisesi'nde vaiz olmak için okuyan bir grup öğrenci üzerinde gerçekleştirilmişti: Öğrencilerin her birinden çabucak uzaktaki bir amfiye gidip İyi Samiriyeli meseli üzerine vaaz vermeleri istenir. Bu meselde anlatılan şudur: Kudüs'ten Eriha'ya giden bir Yahudi yolda eşkıyalar tarafından soyulup dövülür ve yolun kenarında ölmeye terk edilir. Bir süre sonra bir rahiple Levi kabilesinden birinin de yolu o tarafa düşer ama ikisi de adamı görmezden gelip geçip giderler. Sonra aynı yere bir Samiriyeli varır (Yahudilerin hiç hoşlanmadığı bir mezhebe mensup birisi) ama Samiriyeli, öncekilerin aksine, mağduru görünce durup yardım eder ve adamın hayatını kurtarır. Bu meselin kıssadan hissesi
    erdemin dini eğilimlere göre değil fiili davranışlara bakılarak değerlendirilmesi gerektiğidir.

    Hevesli ilahiyat öğrencileri İyi Samiriyeli meselinden alınacak dersi en iyi nasıl anlatacaklarını düşünerek amfiye koştururlar. Ama deneyi yürütenler amfiye giden yolun üstüne gözleri kapalı vaziyette bir kapı eşiğine çökmüş üstü başı perişan birini yerleştirmişler. Bir şeyden haberi olmayan öğrenciler hızla geçip giderken "mağdur" aksırıp tıksırıp acınacak halde inliyormuş.
    Çoğu öğrenci bırakın yardım eli uzatmayı, durup neyin var diye bile sormamış. Bir an önce amfiye ulaşma gerekliliğinin Üzerlerinde yarattığı duygusal gerginlik, yardıma ihtiyacı olan bir yabancıya yardım etmek gibi bir ahlaki yükümlülüğün önüne geçmiş."