Ahirzamanda Fıtrat Mücadelesi
Bu kitabı okurken kendimi bir okuyucudan ziyade, kendi iç dünyasının muhasebesini yapan bir yolcu gibi hissettim. Her sayfa, ahirzamanın karmaşık ve yorucu atmosferinde insanın özünü nasıl koruyabileceğine dair güçlü bir hatırlatma gibiydi.
Kitap boyunca fark ettim ki asıl mücadele dışarıdaki fitnelerle değil, içimizde yavaş yavaş normalleşen yanlışlarla başlıyor. İnsan bazen kaybettiğini fark etmeden kaybediyor; fıtratından uzaklaştığını ise ancak hakikat aynasına baktığında anlayabiliyor. Bu eser tam da o aynayı insanın önüne koyuyor.
En çok etkilendiğim tarafı, meseleleri sadece eleştirmekle kalmayıp çözümü de göstermesiydi. Çünkü fıtrat, insanın üzerine sonradan giydiği bir elbise değil; Rabbimizin insan ruhuna nakşettiği asli kimliğidir. Ondan uzaklaştıkça huzursuzluk artıyor, ona yaklaştıkça kalp sükûnet buluyor.
Kitabı okurken sık sık şu hissi yaşadım: Günümüzde birçok problem olarak gördüğümüz şeyin kökünde aslında fıtrattan uzaklaşma yatıyor. İnsan kendini, ailesini, toplumu ve Rabbini doğru tanımadığında hayatın dengesi bozuluyor. İşte bu eser, bozulan o dengeyi yeniden kurmaya davet ediyor.
Bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm, bazı yerlerde kendimi sorguladım, bazı bölümlerde ise ümit tazeledim. Çünkü kitap sadece tehlikeleri anlatmıyor; insanın özüne dönme yolunu da gösteriyor.
Bu eser benim nazarımda bir kitap olmaktan öte, ahirzamanın gürültüsü içinde fıtratını kaybetmek istemeyenlere uzatılmış bir pusula gibiydi. Okudukça insanı sarsan, düşündüren ve kendine döndüren kıymetli bir çalışma oldu.