• 481 syf.
    ·9/10
    "Serenad" okurken çok keyif aldığım, bitmesini istemedigim kitaplardan biriydi. Yazar, kitapta tarihi olaylar hakkinda bilgi verdigi için kitap bittiginde belki daha önce hiç duymadigıniz olaylar karşısında çok şaşıracaksınız ("Struma Gemisi" ni bu kitapla tanımış oldum ve çok etkileyiciydi)
    İstanbul Üniversitesi Özel Kalem Maya Duran, genç, dul ve ergen bir çocuğa sahip olan baş kahramanımız. Amerika'dan gelen Profesör Maximilian Wagner'e İstanbul'da kaldığı süre içerisinde rehberlik yapmakla görevlendirilir. Maya'nin profesörle kurduğu dostluk ve bunun sonucunda hayata bakış açısındaki değişimler kitapta çok güzel işlenmiş. Olaylar karsisinda romanı yaşıyormuş gibi hissettim.
    Rahatsız olduğum birkaç nokta da vardı kitapta. Savaş ve savaşın sonuçları elbette kötüdür. Ama bazı şeyler savaşı engellemek için gereklidir. Ermenilere uygulanan tehcir kanunu, o bölgede yasayan Türklerin Ermeniler tarafından katledilmeye başlaması sonucunda çıkarılmıştır. Maya'nin anneannesi Ermeni olduğu için fazlaca duygusal yaklaşıyor bu konuya. "Struma Gemisi" olayında da, 2.Dünya Savaşı' na katılmak istemeyen Türkiiye'nin tutumunun kendini koruma amaçlı olduğunu düşünüyorum. Ingiltere, Almanya, Rusya tarafından sıkıştırılan Türkiye'nin gemiyi kabul etmesi belki de savaşa girmemizle, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra bağımsızlığını türlü zorluklarla kazanmış olan ülkemizin ikinci bir darbeyle paramparça olmasına sebep olabilirdi. Bu konularda Maya'yla farklı düşünüyoruz:)
    Sonuç olarak, cok guzel bir edebî roman. Okumanızı tavsiye ederimm.
  • 481 syf.
    ·5 günde·Beğendi·7/10
    Kitap oldukça akıcıydı. Su gibi aktı gitti lakin edebi yönden zayıftı. Zaman geçirmek için okunabilecek çıtır çerez bir roman.
    Konusu; sevdiği kadın Yahudi olan bir Alman profesörü, soykırımdan kaçarak Türkiye'ye gelirken sevdiği kadınla yolları ayrı düşer. Bu olaydan tam 60 yıl sonra Türkiye'yi ziyarete gelen profesör Wagner, konuğu olduğu İstanbul Üniversitesinin halkla ilişkiler sorumlusu Maya Duran'ın başına dertler açacaktır.
  • 481 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Livaneli'den müthiş bir tarihi kurgu: Serenad. Almanya'da profesör olan Maximilian Wagner ve Nazi zulmünden kaçırıp Türkiye'ye getirmek istediği Yahudi eşi Nadia'nın ekseninde, bir insanlık utancının izlerini tarihin tozlu sayfalarından günyüzüne çıkarmaya çalışan Maya Duran'ın hikayesi. Onlarla birlikte Struma faciasının ve orada katledilen yüzlercesinin...

    Ağlayarak okudum. Insan olmak erdemi üzerine uzun düşüncelere dalarak... Bazı sayfalardan sonra kitabı kapatıp kalbime sızan acıyı hissederek... Serenad'ı dalga sesine karışmış halde kulaklarımda duyarak... Livaneli'den epey eser okumuş olmama rağmen sanırım Serenad kadar yüreğime dokunan bir başka hikaye olmamıştı. Bir kez daha hayran kaldım edebi yönüne ve kurgu gücüne. Livaneli'den tek bir kitap okuyacak olsanız gözünüz kapalı Serenad'ı seçin derim. "Çünkü yalnızca hikayesi anlatılan insanlar var oluyordu"..
  • 481 syf.
    ·2 günde·10/10·
    Kitabımız, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler memuru olan Maya Duran'ın, Amerikan asıllı Alman Maximilian Wagner isimli bir profesöre İstanbul'da rehberlik yapmasıyla başlıyor. Max Wagner bazı nedenlerden dolayı İstanbul'dan sınırdışı ediliyor ve 59 yıl sonra yani 2001 yılında acı hikayesiyle beraber İstanbul'a birkaç günlüğüne tekrardan dönüş yapıyor. Maya Max'e arkadaşlık ettikçe Türkiye, Almanya, Rusya, Amerika devletleri hakkında acımasız tarihi gerçekleri öğrendikçe öfkelere biniyor bu bilgileri nasıl bilmiyorum dedikçe cahilliğine kızıyor. Ve karakterimiz öfkelendikçe siz de bu gerçeklere sinirleniyor ve tıpkı Maya gibi cahilliğinize kızıyorsunuz. Hikayemizde, Max gerçek bir Alman ve deli divane aşık olduğu Nadia ise maalesef Hitler döneminde yaşayan bir Yahudi. Profesör Nadia'yı Almanya'dan Türkiye'ye getirmeye çalışırken bir ırk ayrımcılığının yine sevenleri kavuşturamadığına tanık oluyoruz. Profesör yılmıyor ve Nadia'ya ulaşmak için binbir türlü yolu deniyor ve en sonunda Struma isminde, Romanya'dan yola çıkmış Nazilerden kaçan bir gemiye Nadia'ya bir çaresini bulup bilet gönderiyor. Fakat gemi İstanbul'a geldiğinde bozuluyor ve hiçbir yolcunun inmesine izin verilmiyor. Profesör Nadia'nın gemiden inmesi için 2 ay kadar bekliyor... Bu konu hakkında devam edersem spoiler vermiş olacağımı. Maya sadece Nadia hakkında acımasız gerçekleri değil, aynı zamanda anneannesi ve babaannesi dahil 3 kadın hakkında da devletlerin iktidar mücadelesi yüzünden birbirine kavuşamayan, bir çok acı yaşamış insanların da gizlenmiş hikayelerini öğreniyor. Bu kitap bana Yahudi Soykırımı'nı, Struma' yı ve Mavi Alay'ı öğretmekle kalmayıp hiçbir devletin masum olmadığını, devletin, başındaki kişinin her ne kadar silahla birini öldürmeye çalışmasa da, tek bir kişinin (örneğin Hitler gibi) yaptığı politikalarla birilerinin ölümüne, acı çekmesine sebebiyet vermişlerdir. Zaten kitabın ana fikri de tam olarak buydu. Hitler dönemi Almanyası hakkında bilgiye sahipseniz zaten bu karakterlerin sevdiklerine veya rahata kavuşmak amacıyla isim değiştirmeye kadar başvuracak, ne türlü yollardan geçtiklerini okumadan da anlayabilirsiniz. Ne yazık ki kitabı okurken sadece Almanya, Struma yüzünden Rusya değil aynı zamanda da Türkiye hakkında da acayip şekilde utandım. Nedeni ise gerçekleri saklamak için asla kulağımıza gelmeyen bilgileri bu kitapta görünce anlayacaksınız...
  • 481 syf.
    ·1 günde·9/10
    İlk kez 2011 yılının Mart ayında okuduğum bu muhteşem eser kitaplığıma geleli 9 sene olmuş. Her yıl mutlaka söyle bir üzerinden geçerim. Daha önce görmediklerimi fark eder, bazı notlarımla dalga geçer, bazılarını beğenirim. Kitap yıllandıkça düşüncelerim ve yorumlarım da evrilir. İşte böyledir kitap dostluğu, sadece sen isteyince bir tek sana hatırlatır, yalnız senin başına kakar.
    Livaneli bu eseriyle okurlarını adeta büyülüyor, kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz.
    Maximilian Wagner isimli bir profesör ve bir üniversitenin halkla ilişkiler bölümünde çalışan Maya Duran isimli genç kadının yollarının kesişmesi ile başlayarak, bir yandan altmış sene önce yaşanan bir aşk hikayesine tanıklık ediyorsunuz hem de Nazilerin yaptığı zulümleri ve Yahudilerin yaşadıkları acılara ağlıyorsunuz...

    Bu kitabı hala okumayan varsa, çok acele etmeli bence..
  • 481 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Herkese merhaba Zülfü Livaneli'in serenat kitabı yıllar önce İstanbul'a gelen profesör maximilian wagner'in, Nadia'ya olan gizem dolu aşkını anlatan harika bir roman.heycan verici, kitabı elinizde düşürmek istemiceniz bir kitap. Ne kadar sayfa sayısı 481 olsa da kolaylıkla bitere biliceniz kendiliğinden akıp giden bir kitap,
    Kitap kapağı bence güzel kapağa gizemli bir hava verilmiş. Okumanızı mutlaka tavsiye ediyorum .
  • 481 syf.
    ·Puan vermedi
    Nasıl bir giriş yapsam bilmiyorum ama serenadı okumayan kişi sayısı azdır herhalde. Beni etkileyen bir kitap oldu öyle bir oturuşta okudum bitti diye bileceğimiz bir kitap değil. Sindire sindire okumanız gerekiyor hissetmeni gerekiyor her elime alıp okuyup sayfayı kapattığımda uykumda okuduğum satırlara dair rüyalar gördüm.
    ۰
    Nazilerin yaptığı zulümler, yahudilerin yaşadıkları, iktidar oyunları altında kalan acılar, kavuşamayanlar, isimlerini dinlerini değiştirmek zorunda kalan insanlar (ki bunların hepsi hayatta kalmak için) yarın kalan aşklar, evlatlarını bırakmak zorunda kalan aileler, tarihte görünen ve görünmeyen tüm yönlerini aktarmış kitap bize.
    ۰
    Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; İstanbul üniversite halkla ilişeler görevini yürüten Maya Duran konuk olarak Amerika’dan gelen Maximilian Wagner ipe tanışmasıyla olaylar başlıyor. Wagneri Şileye götüren Maya orada profesörün hayatını kurtarır ve profesör yaşadıklarımı ona anlatmaya karar verir. 60 yıl önce yaşanan dokunaklı bir aşk hikayesi kavuşamayan iki aşık Max ile Nadianın yaşadıklarını öğrenirken bir yandan da kendi ailesi ve dünya tarihine ilişkin bir çok sırrıda öğrenen Maya bunları romana aktarmaya karar verir..