Bugün masamı, modern sosyolojinin "kalabalıklar içindeki yalnız insan" tezini tek bir cümleyle çürüten, edebiyat dünyasının en hijyenden uzak ama bir o kadar da zihin açıcı antikahramanıyla paylaşıyorum: Garip Galip ️
Erdi Erden’in kaleminden çıkan bu 140 sayfalık novella, postmodern yabancılaşmayı öyle absürt bir kara mizahla ele alıyor ki, kendinizi aynı anda hem bir edebi sempozyumda hem de bir stand-up gösterisinde bulabiliyorsunuz :)
TCDD misafirhanesinde inzivaya çekilmiş ve bir kütüphanede memurluk yapan Galip yer alıyor.
Galip, varoluşsal sancılarını fularıyla saklayan o bildik entelektüellerden değil; sosyal normları ve temel kişisel bakımı tamamen reddetmiş bir kütüphane memuru. Dilsel sermayesi ise tek bir kalıba sıkışmış durumda: "Hadi ya!" Sıklıkla bu tepkiyi veriyor her şeye:)
Ancak dışarıdan "duvar" gibi görünen bu adamın iç dünyası, yapısalcı bir eleştirmenin rüyası gibi. Galip, kütüphaneye gelen okurların profil fotoğraflarından antropolojik yaş tayini yapıyor, ödünç aldıkları kitaplardan onlara alternatif edebi kaderler uyduruyor.
Benim için çok farklı ve keyifli bir okuma deneyimi sundu. Yazarı tebrik ediyor, bizi Galip ile tanıştırdığı için kendisine çok teşekkür ediyorum.