Gazi Mustafa Kemal Paşa: Meclis-i Ayan'ın varlığı, hatadan korunmayı
tamamen sağlayamadığı gibi milli egemenliğin temsili ve gerçekleşmesi açısından da sakıncalıdır. Seçilmiş olsa bile . . .
Baraj varken barajı aşıp da üniversiteye yerleşenlerde durum nasıldı? Yekta Saraç, 2015 yılında YÖK başkanıyken verdiği bir mülakatta bu konuda son derece vahim bir tablo çiziyordu:
Öğrencilerin, programların yürütülmesi için gerekli olan donanıma sahip olmadıklarına dair üniversitelerden ciddi şikayetler artmaya başladı. Ve sınavları incelediğimizde artık dört işlem bile bilemeyenlerin, mühendislik programına girebildiği bir vasatın oluştuğunu görüyoruz. Üniversiteler temel sayısal becerilerin, cümle kurmanın ve muhakeme yapmanın, yabancı dilin öğretildiği kurumlar olmamalı.
YÖK bu sorunu aşmak için mühendislik, hukuk, tıp, eğitim gibi belirli fakültelerde başan sırası şartı getirdi (örneğin mühendislik bölümleri, puan sıralamasına göre yalnızca ilk 300.000'de olan öğrenciler tarafından tercih edebiliyor). Ancak temel sorun olduğu gibi sürdü, öğrenciler pek çok programa üç beş netle girmeye devam etti. Üniversite sıralannın önemli bölümü Saraç'ın bahsettiği "temel sayısal beceriler" de, "cümle kurmak", "muhakeme yapmak" gibi konularda eksik olan öğrencilerle dolduruldu.
İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1911 kongresi'nden sonra programında önemli bir değişime gitmiştir. cemiyet Öncelikle kabul ettiği Osmanlıcılık prensibin ikinci planda bırakarak milliyetçi İslamcı
"Şöyle izaha çalışayım. Hz. Adem zamanındaki insanlığın bilinç, bilgi ve gelişim seviyesine on sayfalık bir yazılım yeterli geliyordu ki Allah o kadarlık bir vahiy gönderdi. Sonra insanlar çoğaldı, insanlık gelişti, bilgi arttı, bilinç ve kültür daha kapsamlı hâle geldi, Allah Musa peygambere göndereceği vahiy yazılımının kapasitesini arttırdı. Tevrat, önceki vahiylere göre daha kapsamlı, geniş ve yeni bir program gibiydi. Bu böyle devam etti ve Hz. İsa zamanında insanlık ihtiyaç ve bilgileri ölçüsünde daha yeni versiyon bir programa sahip oldu; eski Ahit yenilenip Yeni Ahit oldu. Böylece her yeni gelen program bir öncekinin insaniyet ve kulluk adı verilen hard diskindeki işletim sistemine sahipti ama kapasite ihtiyaca oranla artıyordu. Bu bakımdan en son versiyon olan İslamiyet, insanlık için mükemmelleştirilmiş bir program olarak geldi. Onun içinde diğerlerinin temel pren-siplerinin, mesela Yahudilerdeki on emrin yahut sizdeki gülümseme ve çalışkanlık kurallarının tekrarlanması kadar tabii ne olabilir?"
Küçücük bir çocukken yaşadıklarım
ve oturduğumuz lojmanda yaşadığım o olay neticesinde bilinçaltıma ben değerli değilim, ben mükemmel değilim, ben
yeterli değilim, ben sevilmeye layık değilim ve sevilmek için çok başarılı, çok ünlü, çok güzel, çok mükemmel olmam gerek
programı yüklenmişti ve kayıt arka planda durmadan oynamaya ve benim hayatıma bu programa uygun kişileri çekmeye devam ediyordu. Hayatım boyunca ne kadar daha güzel, daha bilgili, daha donanımlı olmaya çalışırsam çalışayım, ne kadar herkesin tanıdığı, beğendiği, alkışladığı ünlü biri olursam olayım hiçbir şey bana kendimi değerli, yeterli ve sevilmeye layık hissettirmezdi. Çünkü içimde 7-24 durmadan oynayan bir program vardı ve ben o programı değiştirinceye kadar da oynamaya devam edecekti.
Motive olmuşken herkes çok çalışabilir farkı yaratan, işin heyecan verici olmadığı zamanlarda da işe devam edebilme becerisidir.
**Profesyoneller programa bağlı kalır amatörler ise hayatın araya girmesini izin verirler.