• Vamık Volkan, tahminimce maalesef çoğunuzun tanımadığı, aslında ünü Dünya yca yaygın psikoanalist psikiyatr; öyle ki Nobel ödülüne birçok kez aday gösterilmiş.
    Şimdi kendisini tanıtacak onca cümleyi yutup, biyografisini bir kenara koyarak kitabın içeriğine dönersek;öncelikle bu kitap üçlemenin ikinci kitabı. Bir önceki Kozmik Kahkaha.Doktor Vamık ın işi gereği her kitap bir ya da birkaç hastanın analizini anlatıyor Freudyan bir bakış açısını da katarak. Atlarla Yaşayan Kadın da da Pattie adında sınırda kişilik bozukluğu yaşayan bir kadının hayatı, Dr Vamık ın bilgi ve tecrübeleriyle sağaltılıyor. Bu demek ki psikolojik danışman, psikolog, psikiyatrist ya da alana ilgi duyan kim varsa bu kitaptan alacağı haz dorukta olacaktır.
    Literatüre hakim olmağımdan anlayabildiğim ölçüde sevdim ben, anlayamadığım noktalarda bitirme odaklı okudum.
    Şimdiden keyifli zaman geçirmenizi dilerim buluşursanız.
  • Kitabı taşınma temizlik derken ancak bitirip inceleyebildim :) Bitirmek istedim mi ya da bitirmeye çalıştım mı? Hayır tabii ki de. Çünkü bu kitap tam anlamıyla "mükemmel" di. Harika bilgiler öğrendim. Bir satırda aklıma bir soru takılsa hemen alt satırda cevabı vardı. O yüzden yazara ayrı teşekkür ederim. Zaten ben okurken iç sayfalarını gören arkadaşlarım hemen fotoğrafını çekti ve ödünç almak istediklerini söylediler çünkü altını çizdiğim satırların içine not aldığım şeylerin dikkat çekmemesi imkansızdı. Yazarın (psikiyatrist) alanında uzman olması benim için çok önemlidir. Psikiyatrist ya da psikolog olmasa yazar, okuyacağımı sanmıyorum çünkü bu alanda uzman olmayıp okuyunca yanlış bilgi verme olasılığı ve okuyucuyu yanlış düşünmeye sevk etme olasılığı yüksek olan insanların kitabını niye okuyayım? Mesela konu mühendislik üzerine olsa bir mühendisten okumayı tercih ederim. Piyasadaki psikoloji ve kişisel gelişim kitaplarının yazarlarının özgeçmişini araştırmanız tavsiyemdir kendinizin ve çevrenizin sağlığı için. En basitinden depresyonda olan birine denmesi gereken var denmemesi gereken var ve yazar bu konuda da hassas. Bazı kişisel gelişim (!) kitaplarındaki gibi size boş, hiçbir işe yaramayan Polyannacı tavsiyeler vermiyor. Empati kuruyor, hastalığı biliyor ve ona göre konuşuyor. İçim rahat bu kitabı tavsiye ederim, ben çok sevdim :)
  • Bana günler, aylar ve yıllar boyu nasıl olup da insanların dertlerini dinlediğimi soruyorlar. Çünkü her insan öyküsünde gizli olan bir şiirin izini sürüyorum. Çünkü her insan, kendini hikaye etme imkanı bulduğunda sizi şaşırtabilir. Ulu dağlarda açan mevsimlik bir çiçek gibi, dikkat etmeyi başardığınızda size renklerini gösterebilir. Ona bakarken kendinizi de görürsünüz.
    Kemal Sayar
    Sayfa 155 - Kapı Yayınları - 2. Basım
  • Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası vardır hani. Oğluyla yolda giderken önce oğlunu bindirir eşeğe, kendi yürürken. Etraftakilerin ayıplamasıyla kendi biner, oğlu yürür devamında. Bencil diye söylenenleri duyar da devamında, oğluyla beraber binerler eşeğe. Bu sefer de merhametsiz olmuştur hoca diğerlerinin nazarında. En son çare ikisi de yürürler eşeğiyle yan yana. Enayi damgası yerler nihayetinde. Duymuşuzdur mutlaka bu fıkrayı. Ben bu ve diğer türevi kitapları okurken aklımda hep bu fıkra, sesli sesli güldüm adeta:))

    İki masum, samimi ve riyasız çocuğun emanetçisiyim. Hiperaktivite sendromu öntanısı ile birkaç muayane çabası ile normal olduğu müjdelenen, yaramazlıkları fıtratının gereği kabul edilen 5 ve 2 yaşında iki oğlum var hamdolsun. Hangi sosyal ortama gitsem ‘’ Allah yardımcın olsun’’ diye dualar hediye edilen, herkesin çeşitli çözüm önerileri sunduğu minik bir çete. Geçen aylarda dedesinin koca lcd ekran televizyonunu patlatan, dün apartmanın girişindeki komşunun camına ‘merak ettim anne nasıl kırılacak koca cam’ diyerek taş fırlatan minik bir çete.

    Kayınvalidemin artık bizi eve kabul etmekte zorlandığı:-‘’Terörist kızım bunlar, psikolog mu psikiyatrist mı bir götür yarın’’ dediği...
    Kayın pederimin -‘’ Bunlara okumak lazım kızım, nazar bu nazar’’ dediği...
    Genetiğinin suçlandığı, her çeşit önerinin itinayla denendiği ( terapi cd leri, enerjısı yüksek suni gıdalardan kaçınma .. vs vs ) iki yaramaz.

    Öğrencilik yıllarımda bir hadis okumuştum ‘’ Çocuğun yaramazlığı zekasındandır’’ mealinde. Ve yıllarca dualar biriktirmiştim halisane ‘yaramaz ve zeki’ çocuklarımın olmasına vesile. Şimdi bu yorgunlukla Rabbimin ''Mucib'' ismini tefekkür edip gülmeye çalışıyorum ben de.

    Kütüphanemde yerini alan, yeni nesil annelere hitaben kopyala yapıştır misal yazılan okuduğum 6. kitap bu. Tıp kitapları dışında diğer kitapları vakit israfı kabul eden eşimin 10 yıl sonra ilk hediyesi kitap olarak. Muhtemel kütüphaneme hiç bakmadığı için diğer benzerlerini de göremedi. Ancak artık kitaplardan çare arayacak hale geldiyse dedim kendime; önyargısız okumak lazım elbet.

    Artık kıdemli anne olarak mevki atladığımı düşündüğüm şu hengamede; müsadenizle, hoşgörünüze sığınarak kendi fikirlerimi yazmak istiyorum ben de.
    Elbet katıldığım, alkışladığım doğru tespitlerin yanı sıra; yazarı da tenzih ederek…

    Yarım bıraktım çünkü, okurken kendimi morbid obez hastalara elindeki katı diyet listeleriyle ‘’yemek yemeyeceksin’’ diye ahkam kesen robot drlar gibi hissettim. Kişisel gelişim kitapları misal kesin hükümler sıralayıp, mükemmeliyetçilik ilahına tapan yeni nesil anneleri fırsat bilip geliştirilen yeni ticari kapan olarak görüyorum bu tarz kitapları. Ve en az 6 kitabı da bitirdiği halde, dün camdan atlamak üzere zıp zıp zıplayan oğluma bas bas bağıran ben; bu kitapların amaca hizmet ettiğini düşünmüyorum. Zira her çocuk ayrı bir âdem, her âdem binlerce alem. Ve çözümler de binlerce. Ki zaten çözüm aranacak bir patolojı olarak görmek te ayrı bir patolojı sanki. Kuralların, hedeflerin, düsturların fıtriliği bozduğunu, samimiyeti gölgelediğini düşünüyorum artık.

    Dün AVM'de yeni panik bir anne gördüm tam da anlatmak istediğime tercüman. Minik oğlu önden yürüyor biraz, arkadan kurulmuş robot gibi 24 saatlik kurulu kamera hassasiyeti ile kitabın ezberlettiği şeyleri tekrarlıyor titizlikle hem de defalarca, o anın keyfini çıkarmak yerine :
    -‘’Efe, sana güveniyorum. Sen iyisin. Sen yapabilirsin.
    Ben sana güveniyorum. Sen başarabilirsin.. sen başarılısın..
    Efe SEN Yaparsın..’’
    ….

    Peki ne çözüm buldun sen derseniz??
    Her çocuk özeldir ve artık sınırlarımı kaldırdım ben de. Çözüm aradığım bir problem olarak görmek yerine, onları o şekilde kabullenip, içimden geldiği gibi, samimane, sevgiyle … hal diliyle …

    Artık ben de ayakkabılarımı çıkarıp yağmurda ıslanıyorum onlarla. Evin duvarları her renk boya. Ben de dün çizdim kocaman bir ay duvara. Ben de ‘’kral şakir’’ izliyrum tv de artık. Ben de zeytin çekirdeklerini tükürüp yarış yapıyorum. Kızdığımda bağırıyorum da, içime yapmacık atmaktansa. Bazen kıçlarına elimle şaplak da atıyorum. Ama sonrasında kocaman sarılıp öpüyorum. Nihayetinde öfke de, kızgınlık da, affetmek de, sakinleşmek de fıtri duygular( – abartmadan ELBETTE-) . İleride zaten bu duygularla tanışacaklar diye düşünyorum. Ve bugünleri bir daha hiç yaşayamıyacağım ben, bunu biliyorum.

    Bir de, yeni okuduğum bir hadiste; ‘’BENİM’’ çocuklarım diye övünürken, emanetçisi olduğunu unutup, sahiplik iddiasıyla tüm hisseyi kendine veren moda annelere hitaben –biri de benim muhtemel- diyor ki: ‘’Terbiyenin onda dokuzu duadır. ‘’ Rab sıfatıyla her şeye Malik, Kadir, Alim RABB’E halisane anne duası..

    Son olarak oğlumun ifadesiyle…
    Robot X, haydi birleşşşş:)))))
    Sevgiler, saygılar, selamlar ..
  • Bu dönemin meşhur kitapları meslek gruplarının anıları
    Avukat
    Psikiyatrist
    Pezevenk
    Psikolog hepsini okudum.
  • Bir psikiyatrist, psikolog veya psikolojik danışman nasıl olunur, bunun sırrı nedir, yolu nedir, ne kadar çalışıp okumak gerek gibi sorulara cevap arıyorum bir süredir. Bu kitapta kafamdaki soruların bazılarına cevap bulabildim bazılarına bulamadım ve kafama yeni sorular eklendi. Akla yeni sorular düşürebilen her kitap değerlidir. Akıcı, samimi bir üslup kullanan ve psikoloji dünyasında yeni pencereler açmış bi insan olan Yalom'un hayat hikayesi okunmaya değer.
  • Irvin Yalom'dan okuduğum ilk kitap gerçek psikoterapi öykülerini derlediği "Günübirlik Hayatlar" oldu. Kitaptaki öykülerde neredeyse her hasta yazara falanca kitabının hayatındaki etkisinden bahsediyor, tabii ki bende de onlara karşı bir merak uyandı. Yani öncelikle, Yalom okumaları yapmayı düşünenler için bu kitabı son sıralara koymalarını tavsiye edebilirim.

    Ben de geleceğin psikologlarından biriyim. Şu an ingilizce hazırlık okuduğum için henüz alanıma dair hiçbir eğitimim yok, zaten bu yüzden arkadaşım bölümden önce farklı vakalar görmek için okumamı önerdi. Açıkçası biraz teorik bilgi edindikten sonra okumayı tercih ederdim. Bir hasta terapi için geliyor, "Vay canına, epey ilginç bi ruh hali, acaba bunu nasıl atlattı?!" diye düşünüyorum ama öyküler sonuçlanmıyor. Irvin Yalom epey edebi bir dille vakaları anlatmayı istediği yerde kesiyor, pek çok hastanın akıbeti belli olmuyor, ben de "Eee ne oldu şimdi???" diye düşünüyorum. Elimdekinin akademik bir eser olmadığının bilincindeyim, bu yüzden de bu konuda şikayet etmeye pek hakkım yok sanırım. Yine de siz bir an önce işini öğrenmek için sabırsızlanan ufak bir öğrencinin heyecanı diyip hoş görün. :))

    Bunun dışında gerçekten güzel şeyler kattığını kabul etmeliyim, her ne kadar içinde kurgusal kısımlar olsa da genel olarak gerçek problemleri; varoluşla, ölümle, yaşamakla ilgili olayları okumak ve bunların üzerine düşünmek çok motive etti beni. Özellikle 60 yaşındaki bir kadının terapisi sırasında 13 yaşındaki halini anlatıyor olması, insanın geçmişi ve geleceği arasındaki o akıl almaz dengeyi daha çok düşünmeme sebep oldu. Galiba bununla ilgili hep şaşırmaya ve düşünmeye de devam edeceğim. :)

    En çok da bu işin sadece bir "iş" olmadığını görmeyi sevdim okurken. Yalom bir hastasının sorununu anlamak için evine gidip gözlem yapıyor; başka bir hastasına yardımcı olması için önereceği kitapları kendi de okuyor, alıntılar seçiyor; onların başarılarının yanında ölümleriyle bile yüzleşiyor bazen. Asla sınırları yok psikolog/psikiyatrist olmanın çünkü söz konusu olan insan. Bu gerçeği başından beri biliyordum zaten ama ciddiyeti biraz daha oturdu kafama sanırım.

    Benim için gerçekten keyifli ve verimli bir okuma oldu. İnşallah birkaç yıl sonra alanıma hakim bir şekilde tekrar okumak ve öyküleri bilgi sahibi olarak gözden geçirmek istiyorum. O zaman güncellenmiş bir incelemede görüşürüz. :))