Psikanalizin anlattığı hikayeye göre, hüsran duygusu hissetmezsek gerçekliğe ihtiyaç duymayız ve gerçeklikle başa çıkmak için gerekli araçlara sahip olup olmadığımızı keşfedemeyiz. İnsanlar bizi hüsrana uğratarak gerçeklik kazanır; hüsran duygusu yaratmadıkları müddetce fantazi figürleri olarak kalırlar.
Hikayede aşağı yukarı şöyle denir: başkaları bizi kafi ölçüde hüsrana uğratırlarsa bizim için gerçeklik kazanır yani karşılıklı bir şey alıp verebileceğimiz insanlara dönüşürler; fazla hüsrana uğrattıklarındaysa fazlasıyla gerçeklik kazanıp eziyet çektirmeye başlar ve zarar verme ihtiyacı duyduğumuz insanlara dönüşürler.

Mazoşist, “ beni terk etmediğin sürece bana istediğini yapabilirsin ( hatta bana yaptıkların ne kadar kötüyse beni terk edemeyeceğini o kadar iyi bilirim) der ve sadist de, “ sana ne istersem yaparım çünkü beni asla terk etmeyeceğini ikimiz de biliyoruz (hatta sana ne istersem yapmam asla terk edemeyeceğinin kanıtıdır)” der.