"İlkellik mıknatıs gibidir. Dev bir mıknatıs. Biz istemesek de, vücudumuzdaki demir ona doğru gider. Beynimize işlenmiş bir ilkel insan dövmesiyle doğarız. Yemek, uyumak, bağırsaklarımızdakileri çıkarmak dışında yaptığımız her şey fazladandır. Üremek dahil. Geriye kalan her şey uydurulmuştur. Dünya uydurulmuştur! Caddeler, evler, giysiler... Her şey. O üç eylem dışındaki her şey! Aşk, siyaset, tıp, savaş. Bunların hepsi insanoğlunun boynuna astığı aksesuvarlardır. Teker teker hepsinden kurtulunur ve üç ana eyleme dönülürse insanlık kendini hatırlayacaktır. Bunların yerine getirilebildiği dev bir yatakhane olmalıydı dünya..."
"Ölüyoruz...
Yolda giderken, madende çalışırken, köprüden geçerken, asansörde çıkarken, ekmek almaya giderken, feribota binerken, kartopu oynarken...
Çoluk çocuk, genç yaşlı.
Çok ucuza ölüyoruz.
Artık evimize sağ döndüğümüz her gün büyük bir başarı bu ülkede.
Ölmediğimize sevindiğimiz günlerdeyiz.
Mart ayının bir günü de ölmeyenler, yine yırtanlar için “Ölmeme Günü” ilan edilmiş yıllar önce."