Mısırlılar tarafından dünyanın efendisi ilan edilen İskender, gerçek babasının Yunan Zeus ve Mısırlı Arnınon'un tanrısal bir karışımı olduğunu iddia etmeye başladı.
Bu hikaye ve lsa ile Muhammed'in hikayeleri arasında bariz benzerlikler vardır: doğadaki yalnızlığın ortasında (ağacın altında, mağarada, ya da çölde} aydınlanmayı aramak için aileyi terk etme; daha sonra mürit edinme; öykülerle sadece elit bir topluluğa değil, herkese vaaz verme; ve kendinden önceki dini sistemleri reddetme.
Kuzeydeki İbraniler, tanrılarına Yahweh yerine, Kenanlıların baş tanrısı da olan, El dediler. Bu bölgede, bir düzine kadar İbrani kabilesi bulunuyordu. Bazıları aralarına daha sonradan katılmıştı ama muhtemelen, daha bereketli topraklara ulaşmak için yola koyulan Arabistanlı çöl insanları atalarıydı. "İbrani"
sözcüğü Fırat Nehri'nin "öteki taraftan gelen biri", yani "göçmen" ya da belki "gezgin" anlamına gelir. Görülüyor ki erkenden komşularından farklı olduklarını belli ettiler.
Başlangıç olarak, İbrani tanrısı evrende yalnız değildi. El, Zeus gibi, kutsal bir ailenin babası olan tanrıydı. Karısı Asherah, oğlu, aynı zamanda bereket de getiren fırtına tanrısı Baal ve kız kardeşi Anat'tı. İsrailliler yavaş yavaş koşularından farklı bir inanç benimsese de, özellikle Baal' a uzun bir süre daha inanıldı. El yerine Yahweh geldi. Dünya üzerinde yürüyen, konuşan, kişisel olarak insanların hayatına müdahale eden Yunan tanı tanrılar yerine daha yüce, belirsiz ve ürkütücü bir tann tercih edildi. Bu geçiş yüzyıllar aldı ve Hıristiyanların bugün Eski Abit dediği kitabın en eski kısımlarını inceleyen akademisyenlerce izleri hala sürülmektedir.
Eski Mısır bilimcileri (Mısırlılardan bahsetmeye gerek bile yok) bu izlenimlerin haksız ve cahilce olduğunu söylerdi. Eski Mısır insanları, müthiş sanatçılar ve inşaatçılardı ve onları milenyuma kadar götürecek karmaşık bir din sistemi geliştirdiler. Krallarınkinden çok daha mütevazı mezar kazıları, kadınlara rakiplerinden çok daha fazla saygı gösteren; doğada alemler yapan; biranın, yemeğin, seksin ve dedikodunun tadını çıkaran hayat dolu insanların renkli kültürüne dair kanıtlar sunmuştur.
Bu hayatı o kadar çok sevdiler ki, yeterince hazırlık yaparlarsa buna benzer birçok hayatları olacağına inandıkları için ölümden sonra yaşam fikri doğru.