Yol hiç bitmez, uzar gider
Başladığı kapıdan
Az gittik uz gittik ama
Gücüm yettikçe yola devam
Bacaklarım yorulsa da
Yürürüm varana dek ana yola
Yollarla işler birleşir orada
Bilmem yolculuk sonra ne yana
"Yahu kendimi incelmiş hissediyorum, bir yerde gerilmiş gibi, bilmem anlıyor musun: Aynen büyük bir parça ekmeğe sürülmüş az miktarda tereyağı gibi. Böyle bir şey doğru olamaz. Bir değişikliğe veya ne bileyim, bir şeylere ihtiyacım var."
"Evet, gideceğim. Bir tatile ihtiyacım olduğunu hissediyorum, çok uzun tatile, sana daha önce de söylemiş olduğum gibi. Büyük ihtimalle de sürekli bir tatil: Geri döneceğimi sanmıyorum. Daha doğrusu dönmeye niyetim yok."
Macar roman yazarı Ferenc Molnár’ın kaleme aldığı, 20. yüzyılın başlarında Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yoksul çocukların kendi oyun sahalarını korumak için zengin çocuklarıyla girdiği mücadeleyi konu alan bir eser.
Hikâyede, masum ve kirlenmemiş erdemli, saf duygularıyla hareket eden bununla birlikte yetişkin gibi düşünebilen akıllı çocuklar var. Bu roman çocukların gözünden dünyaya nasıl bakılacağını, başarılı bir şekilde göstererek kendini kanıtlayabilmiştir.
Sevinç, keder, hüzün ve burukluğun hatta daha pek çok duygunun hissedildiği, ders çıkarması gereken başarılı bir roman.
İncelememi bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum:
‘’Demek ki burada Gereb’e henüz yeteri kadar güvenilmiyordu. Ama ihanet eden bu tür sonuçları hesaba katmalıydı. Doğru şeyler söylese bile her zaman kontrol edilecekti.’’