Farkında mısınız edebiyatın büyük kısmı, yaşanamamış hayatların tortusudur. Yazar daha “iyi” bir hayat yaşasaydı, biz bugün daha “rahat” kitaplar okurduk; ama muhtemelen daha az hakikatle
"Odaklanamayan insanlar basit otoriter çözümlere daha fazla yönelecek, bu çözümler başarısız olduğunda da durumu açık seçik göremeyeceklerdir. Twitter ile Snapchat arasında gidip gelen dikkat yoksunu yurttaşlardan oluşan bir dünya, hiçbiriyle başa çıkamadığımız krizlerin sağanağı altında kalan bir dünya olacaktır."
özellikle son birkaç senede birkaç onsenelik hızda sistem gelişti ve alışkanlıklarımızı değiştirdi. gerçekten bunu kimse mi fark etmiyor anlamıyorum. herkes aynı içerikleri tüketip aynı mizah seviyesine sahip ve özellikle benim neslim kafasını ekrandan kaldıramaz halde. bizim ayırdığımız vakit onların kazancı ve şu anda çılgın düzeyde kapitalizmi yaşıyoruz ve bu daha da çılgın noktalara gidecek. en korkuncu ise insanlık olarak bunu değiştiremeyip boyun eğecek olmamız.
peki ya insan beyninin vücuduna oranla evrimsel olarak diğer türlere göre daha fazla gelişimi onu doğada nesnel olarak daha üstün (avantajlı) kılmamış mıdır? Dawkins bu pasajı neye dayandırarak yazdı açıklayabilir misiniz?
Çok enteresan bir durum var, belki sizin de çevrenizde vardır, insanlar eskiden; eksikliklerini, cahilliklerini, kötü yanlarını, lüzumsuz fikirlerini saklarlardı. İnsanlar eskiden kendilerinin
bunun sebebi olarak içten ve dıştan -dıj güçler🥴- bozunuma uğramamızı gösterebiliriz diye düşünüyorum. her birimiz tabiri caizse orijinalliğimizden koparılmış herkeste tekdüze bir mizah seviyesi, tekdüze siyasi eğilimler… kimsede “orijinali” görmüyorum. buna gittiğini sanan insanlarda ise bir başka kimliğin taklidini görüyorum. kimse kendini gerçekleştirmemiş ve bu kaygı içerisinde de değil, içten içe temeller ise zayıf.
tepki vermiyoruz ve “alıştık”. en acısı da bu bundan 5-10 sene önce infial yaratacak olayları günaşırı yaşıyoruz. ve evet tüketiyoruz o kadar çok tüketiyoruz ki herkes sosyal medyada var olma çabasında.
bu çabayı sonuçlandırmışların bir kısmı ise önce bisiklet çalıyor sonra ise tanrıdan affedilmelerini istiyor. toplumda bu durumun etkisi sadece bisikletin çalınması kısmında diye düşünüyorum. bir kısmı ise engellilikleri ve eksiklikleri ile sosyal medyada yer alıyor. herkeste bir var olma çabası varken insanları etkileyenler ise bu güruh oluyor. işte çok güzel bir çember ve biz aptallaştıkça zaman geçtikçe tüketmeye devam ettikçe içinden çıkamayacağımız bi çember.
Neden çöp kokan insan her yere kendi çöp kokusunu taşıyor? Neden her yeri kendinize ve kendi fikirsizliğinize benzetmeye bu kadar meraklısınız?
Mesela neden kitap platformuna saçma sapan videolar, görseller, iletiler atıyorsunuz? Neden boşluğunuzu dolu olan her yere yayıyorsunuz? Hem de boşluğunuza eşlik edecek birçok platform var iken yapıyorsunuz bunu..
Neden hayatı boş bir kutu gibi yaşıyorsunuz, içinizdeki o anlamsız boşluğu yalnızca duygular ve kendiniz ile dolduruyorsunuz ve neden bu kadar aptalsınız?
Neden aptal olmaya bu kadar yatkın ve aksini düşünmeye bu kadar isteksizsiniz?
:) zamanında bölücülerin ve radikal dincilerin yavaştan yuva ettiği bu uygulamada ne kadar sesimiz çıksa da göstermelik yaptırımlar harici net bir biçimde karşılık vermedi sayın yönetim. hatta öyle bi algoritma ki üslubu sert ama gerçek okur kitlesini yavaş yavaş gölgede bırakıp üslubu nispeten yumuşak ve çakma dantelleri öne çıkardı. bu da yetmezmiş gibi etkileşimleri ve kitleyi göz önüne olarak uygulama içi satın alımlar üzerine güncellemeler getirildi ve sonuç ortada. şahane! gözüm kapalı 3-4 kişi sayarım uygulamayı bırakıp giden gerçek okur kitleden. ama tilki kürkçü dükkanı misali alternatifsizlikten dönmek zorunda kalıyor insan sevgili des.