• U y u y a m ı y o r u m .
  • .
    Kader, benim için aşk vaat etmeyen bir ilişki içinde yakınında bulunacağım bir adamla geçirmemi istedi bütün hayatımı. Ben de Kader'in bu iradesine sessizce boyun eğerek harcıyorum günlerimi; fakat önümde ebediyetin yolu açılmadığı sürece. ruhumun, aşka dair güzel anıların yer ettiği, bir parçası hep benimle kalacak ve benim bir gözüm hep Geçmiş'te olacak. Böylece Geçmiş hep şimdinin bir parçası olmaya devam edecek. Hayata, Bahar'ın Kış'a baktığı gibi bakacağım ve huzura varmak için hayatın önüme çıkardı engellere, sarp bir yoldan dağa tırmanan ve sonunda doruğa ulaşan birinin gözüyle bakacağım.
    .
  • "Sevilmek tutuşmak demektir. Sevmek tükenmeyi bilmeyen bir yağ ile ışık saçmak. Sevilmek fanî olmaktır, sevmekse bakî olmak."
    / R.M.Rilke
  • .
    Dudaklarında bin kişiye yetecek gülümseme ve kendini beğenmişlik içinde yürüyen, kalbinin derinlerinde bir tek amacın yuvalandığı kadınlarla karşılaşmamanın rahatlığını verebileceği için yalnızlığı seçtim.
    .
  • .
    😔 k a d ı n ı m
    🎤 t a n j u . o k a n
    🎶 https://youtu.be/Exq2GSeO6CU
    .
    Eşyalar toplanmış seninle birlikte
    Anılar saçılmış odaya her yere
    Sevdiğim o koku yok artık bu evde
    Sen

    Kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş
    Ne olur terketme yalnızlık çok acı
    Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte

    Sen kadınım

    Hatırla o günü karşıki sokakta
    Seni öptüğümü ilk defa hayatta
    Kollarımda benim ilkbahar sabahım
    Sen

    Sönmüş bak ışıklar ev nasıl karanlık
    O ılık aydınlık yuvamız soğumuş
    Geceler bitmiyor ağlıyorum artık

    Sen kadınım

    Masamız köşede öylece duruyor
    Bardaklar boşalmış herbiri bir yerde
    Sanki hepsi hasret senin nefesine

    Sen kadınım

    Bana bıraktığın bütün bu hayatın
    Yaşanan aşkların değeri yok artık
    Ben sensiz olamam artık anlıyorum

    Sen

    Şimdi çok yalnızım
    Ne olur kal benimle o kapıyı kapat
    Elini ver bana
    Dışarda yalnız, yalnız üşüyorum

    Sen kadınım
  • U Y U Y A M A Y A N L A R
  • Umeys’in kızı Esma’dan nakledildi. Dediki:

    Resulüllah (s.a.v) bir gün Hz. Aişe (r.anha)’nın evine girdi. Kızkardeşi Esma yanında idi. Üzerinde vücudunun hertarafını örten ve yenleri geniş bir elbise vardı. Resulüllah (s.a.v) onu görünce kalkıp dışarı çıktı. Hz. Aişe (r.anha) kızkardeşine “buradan uzaklaş Resulüllah (s.a.v) sende hoşlanmadığı bir şey gördü” dedi. Hz. Esma uzaklaştı arkasından Resulüllah (s.a.v) içeriye girdi.Hz. Aişe (r.anha) niçin kalkıp gittiğini sordu. Resulüllah (s.a.v) de elbisesinin yenini sadece parmakları görünecek şekilde ellerinin üzerine çekerek şöyle cevap verdi:

    “Kızkardeşini görmedin mi? Müslüman bir kadın şurasından başkasını gösteremez." (Mecmeu’zzevâid nr:4168)

    Usame b.Zeyd (r.a) nakletti. Dedi ki:

    “Resulüllah (s.a.v) Dihye’tül- Kelbi’nin kendisine hediye ettiği mısır kumaşlarından sık dokunmuş bir elbiseyi bana giydirdi, ben de onu hanımıma giydirdim. Resulüllah (s.a.v) daha sonra bana sordu: ne oldu Mısırdan gelen elbiseyi giymiyorsun? Dedim ki, ey Allah’ın Resulü ben onu hanımıma giydirdim. Resulüllah (s.a.v) buyurdu ki, altına pijama türünden bir şey giymesini ona emreyle. Çünkü ben o elbisenin kemiklerinin hacmini belli etmesinden korkuyorum.” (Ahmet b. Hambel) müsned

    Ibn-i Abbas (r.anhuma)’dan dediki:

    “Resulüllah (s.a.v) kadınlardan erkeklere benzeyenlere, erkeklereden de kadınlara benzeyenlere lanet etti.” (Buhari nr:5751, ebu Davut nr:4098, Ahmet b.Hambel nr:3149, Nesei nr:9161)


    “Ümmetimin son dönemlerinde bir takım adamlar olacaktır. Erkekler gibi eğerlerin (bineklerin) üzerine binip cami kapılarına ineceklerdir. Hanımları ise giyinik uryandır, (giyinik çıplaktır), başları üzerinde arık deve hörgücü gibisi vardır. Onalara lanet edin. Zira onlar lanet olunmuşlardır.” (Ahmet b.Hambel - müsned nr.6786, Ibn-i Hibban sahih nr:5655-7347)


    Hz. Âişe'den rivâyete göre, bir gün Hz. Ebû Bekir'in kızı Esmâ ince bir elbise ile Allah Resulunun huzuruna girmişti. Resulullah (s.a.s) ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu:

    "Ey Esma! Şüphesiz kadın erginlik çagına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir." Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti." (Ebu Davûd, Libâs, 31). "Allah Teâlâ ergin kadının namazını başörtüsüz kabul etmez" (İbn Mâce, Tahâre, 132; Tirmizî, Salât, 160; Ahmed b. Hanbel, IV, 151, 218, 259)


    "Erkeğin avret yeri göbeği ile diz kapağı arasıdır." (Ahmed b. Hanbel, II/187). "Diz kapağı avret yerindendir." (Zeylai, Nasbu'r-Raye, I, 297).

    Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a.} tarafından bir rivayette Peygamberimiz (s.a.s), giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların Cehennemlik olduklarını, Cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler. (Müslim, Libas.-125.)

    Harbın oğlu Züheyr bana anlattı: Bize Cerir Sehl’den o da babasından o da Ebu Hureyre (r.a)’den nakletti. Ebu Hureyre (r.a) dedi ki:Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu:

    "Ateşlik iki sınıf insan ki ben onları henüz görmedim. Yanlarında sığır kuyruğu gibi kamcılar olup insanları onlarla döven topluluk ve biri de bir takım kadınlar topluluğudur ki bunlar giyinik, çıplaktırlar. Görenleri yoldan saptıran ve kendileri de haktan sapanlardır. Başları bir tarafa sarkan deve hörgücü gibi olacaktır. Bunlar cennete giremiyecekler. Kokusu şu kadar, şu kadar yürüme mesafesinden alındığı halde, bunlar cennetin kokusunu da bulup alamıyacaklardır." (Müslim - sahih bab: libas ve’l- zineh hadis nr.3971)

    Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:

    "Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı." (Muvatta', Libas:4)

    Hz. Ömer (r.a.) ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü'minlere ikazda bulunmuştur. (Beyhakî. Sünen, 2:235)

    İmam Serahsî bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, "Giyindiği halde açık" olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der: "Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helâl olmaz." (el-Mebsût, 10:155)

    "Kadın örtülmesi gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker." (Tirmizî, Radâ, 18).

    Hz. Âişe (R.anhâ)'dan nakledilen;

    "Allah Teâlâ erginlik çağına ulaşan kadının namazını başörtüsüz kabul etmez." (İbn Mace, Tahâre, 132; Tirmizî, Salât, 160) hadisi saçları da kapsamına alır.

    Hz. Âişe (r. anhâ) ilk başörtüsü uygulamasını şöyle anlatır:

    "Allah ilk muhâcir kadınlara rahmet etsin onlar; "Baş örtülerini yakalarının üstüne taksınlar..." (en-Nûr, 24/31) ayeti inince, etekliklerini kesip bunlardan başörtüsü yaptılar."

    Yine Safiyye binti Şeybe şöyle anlatır: "Biz Âişe ile birlikte idik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ettik. Hz. Âîşe dedi ki:

    "Şüphesiz Kureyş kadınlarının birtakım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allah'a yemin olsun ki, Allah'ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetle inanan Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nitekim Nûr sûresinde "Kadınlar başörtülerini yakalarının üstüne taksınlar..." ayeti inince, onların erkekleri bu ayetleri okuyarak eve döndüler. Bu erkekler eşlerine, kız, kız kardeş ve hısımlarına bunları okudular. Bu kadınlardan her biri etek kumaşlarından, Allah'ın kitabını tasdik ve ona iman ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamberin arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı." (Buharî, Tefsîru Sûre, 29/12; İbn Kesîr, Muhtasar, M. Alî, es-Sâbûnî, 7. Baskı, Beyrut 1402/1981, II/600).