Bölük pörçük zamanlar da okumuş olsam da hiç ara vermemiş gibi devam ettim,hiç sıkmadı velhasıl sırtını bir yere yaslamadan yaşayamayan her insanın Halit Ayarcı gibi bir velinimeti olmalı. Nuri Efendisiz de olmaz tabii. O olmasaydı ana karakter, Halit Ayarcı'nın dikkatini dahi çekmezdi ve tabii saat hiç bu kadar güzel anlatılamazdı. SAE akıcı bir üslupla Hayri İrdal adlı ana karakterin çocukluğundan itibaren olgunlaşma vaziyetini anlatıyor ve gamsızlığı,pervasızlığıyla ara ara güldürdüğü yerler de oluyor ama en güzeli baba olduktan sonra oğlu Ahmet'le bu özelliğinin yerini keder alıyor. Daha uzun yazamayacağım bunu da okuyup görün :) Son kez Seyit Lütfullah'dan da bahsetmeden geçmeyim. Hayatın gerçeklerini hafif dalgaya almak amaçlı bi Seyit Lütfullah'da iyi giderdi,her zaman değil tabii :)