"Bilmiş ol ki akıl, doğru yola ancak şer-i şerif yardımı ile bulabilir. Şer-i şerif de ancak akl-ı selim ile anlaşılıp açıklanır. Çünkü akıl bir temel, bir fayda sağlayamayacağı gibi temel olmayınca da bina vücuda gelip sübût bulamaz yine bunun gibi akıl bir göz, şer-i şerif de (din) o gözün varlıkları görmesini sağlayan bir ışık (ziya) gibidir."
"Dıştan gelen bir ışık olmadıkça göz bir fayda sağlamayacağı gibi, gören göz olmadıkça da yalnız başına bir ışık fayda temin etmez."
"İmam-ı Rabbani şeriatı iki anlamda kullanır. Birincisi Kuran ve sünnetin ibadet, ahlak, toplum, ekonomi, yönetimle ilgili hüküm ve kuralları ve bunların âlimler tarafından değerlendirilme ve uygulanmasını kasteder. Fakat Şeriat deyimi genellikle kural ve hükümlerin yanı sıra inanç, akide, değerler, idealler peygamberin Allah'ın rızasını kazanmak için benimsediği uygulamaları da kapsayan daha geniş bir anlamda kullanılır. Bir deyişle İmam-ı Rabbani Şeriat derken Allah'ın doğrudan ya da Resulün vasıtasıyla bildirdiği şeyleri kastetmektedir ve bu şekliyle Şeriat deyimi Resulullah'ın vazetmiş olduğu dinle özdeştir.
Bu anlamı ile Şeriat yalnızca kapsamlı olan değil kendi kendine yeterli olan bir inanış ve uygulama sistemidir de. İmam-ı Rabbani Mektubat'ında şöyle der: Şeriat kendisine uymak durumunda olan kişiye gerekli olan hiçbir şeyi dışarıda bırakmaksızın bu ve öteki dünyadaki bütün hayırlı şeyleri kapsar.
Şeriatın birinci kısmı imandır ve bu iman şeriatın belirttiği şekliyle aşkın gerçeklikler -Allah, melekler, öte dünya, vahiy, nübüvvet vd.-konusunda ikna olmak demektir.
Şeriatın dışında kalan bir gerçeklik yoktur."
(S.113)
"Kendisinden ve bütün beşer kuvvetinden daha kuvvetli ve kudretli olan bir varlığı vaz'ettiğine inandığı kanunlarla idare edilen fert, büyük bir huzur duyarak yaşar. Kendi kendisine gıpta ile bakar. İşte bu imkanı insana ancak İSLAM ŞERİATI bahşedebilir. Çünkü insanları yaldızlı kelimelerle aldatmadan, dosdoğru ve bütün beşere eşit muamele yaparak idare mekanizmasını düzenleyen tek nizam İslam'dır ve O'nun Şeriatıdır."