• Allah Teâlâ, ilminin bütün yaratıklarını ihata ettiğini haber veriyor. Onlardan sözünü gizleyen veya açıklayan O`nun için müsavidir, onu mutlaka işitir. Hiç bir şey O`na gizli kalmaz. Nitekim başka âyetlerde şöyle buyurmaktadır : «Spzü açığa vursan da (vurmasan da) şüphesiz ki O, gizliyi de gizlinin gizlisini de bilir.» (Tâhâ, 7), «Gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah`a secde etmesinler diye...» (Nemi, 25)
    Hz. Âişe (r.a.) der ki: İşitmesi bütün sesleri ihata eden Allah`ı tesbîh, tenzih ederim. Allah`a yemin olsun ki kocasını Allah Rasûlü (s.a.) ne şikâyet etmek üzere gelen ve onunla tartışan kadın geldiğinde, ben evin bir köşesindeydim. Allah Rasûlü (s.a.) kadının bazı sözlerini bana gizlemişti de Allah Teâlâ : «Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah`a da şikâyette bulunan (kadın) in sözünü Allah işit-mistir. Allah sizin konuşmanızı işitir. Muhakkak ki Allah, Semî`dir, Basîr`dir.» (Mücâdile, 1) âyetini indirdi.
    Allah Teâlâ buyurur ki: İster gecenin karanlığı içinde evinin derinliklerinde bürünüp gizlensin, ister gündüzün beyazlık ve ışığında yürür, açık halde ortaya çıksın her ikisi de müsâvî olarak Allah`ın il-mindedir. Nitekim Allah Teâlâ başka âyetlerde şöyle buyurur : «Elbiselerine büründükleri zaman da dikkat edin. Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.» (Hûd, 5), «Ne işte bulunsan, Kur`-an`dan ne okusan oku ve siz (insanlar) ne iş yaparsanız; yaptıklarınıza daldığınızda mutlaka Biz üzerinizde şahidiz. Yerde ve gökte hiç bir zerre Rabbından gizli değildir. Bundan daha küçüğü de, daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitabdadır.» (Yûnus, 61).
    «Ardından ve önünden onu ta`kîb edenler vardır. Allah`ın emriyle onu gözetirler.» Kul için onu nöbetleşe gözeten melekler; gece koruyucular ve gündüz koruyucular vardır. Onu kötülüklerden ve musibetlerden korurlar. Ayrıca hayır olsun şer olsun onun amellerini muhafaza ile kaydeden başka melekler de vardır. Bunlar da, gece melekleri ve gündüz melekleri olarak iki kısımdır. Sağ ve solunda olmak üzere iki melek olup bunlar amellerini yazarlar. Sağındaki melek iyilikleri, solundaki de kötülükleri yazar. Ayrıca birisi arkasından, diğeri önünden olmak üzere onu muhafaza edip koruyan diğer iki melek daha vardır. Kul gündüz dört, gece de dört meleğin arasındadır. Bunlardan ikisi koruyucu ikisi de yazıcı meleklerdir. Nitekim sahih bir hadîste şöyle buyrulur : Gece melekleri ile gündüz melekleri sizin başınızda nöbetleşe dururlar. Sabah ve ikindi namazında bir araya gelirler. Sizinle gecelemiş olanlar (Allah`a) yükselirler de sizi en iyi bilen olduğu halde onlara sorar : Kullarımı ne halde bıraktınız? Onlar : Onlara vardık namaz kılıyorlardı, onları bıraktık yine namaz kılıyorlardı, derler. Başka bir hadîste ise şöyle buyrulur : Muhakkak ki sizinle beraber sâdece helada ve cima` halinde iken sizden ayrılanlar vardrr. Onlardan utanın ve hoşlanılmayacak şeyler yapmamak suretiyle onlara ikramda, ta`zîmde bulunun.
    İbn Abbâs`tan rivayetle Ali İbn Talha der ki: «Ardından ve önünden onu ta`kîb edenler vardır. Allah`ın emriyle onu gözetirler.» Ardından ve önünden Allah`ın emri ile ta`kîb edenler, meleklerdir. îbn Abbâs`tan rivayetle İkrime de : «Allah`ın emri ile onu gözetirler.» âyeti hakkında şöyle der : Onu önünden ve ardından muhafaza eden, meleklerdir. Allah`ın kaderi geldiği zaman ondan ayrılır, onu yalnız bırakırlar. Mücâhid der ki: Hiç bir kul yoktur ki uykusunda, uyanıklığında onu cinlerden, insanlardan ve haşarattan korumakla görevlendirilmiş bir melek olmasın. Onlardan birisi kulu kasdederek geldiği zaman melek : Arkana dikkat et, der. Ancak Allah`ın izin verdikleri müstesna. İşte onlar kula isabet eder. Sevrî`nin Habîb İbn Ebu Saîd kanalıyla... İbn Abbâs`tan rivayetinde o, «Ardından ve önünden ta`kîb edenler vardır.» âyeti hakkında : O, dünya krallarından bir kraldır ki onun çok çok koruyucuları vardır, demiştir. İbn Abbâs`tan rivayetle Avfî, «Ardından ve önünden ta`kîb edenler vardır.» âyetinde şeytânın dostu kasdedilmektedir, ona karşı koruyucu olurlar, der. Bu âyetin tefsirinde İkrime der ki: Onlar; emirler (başkan-lar) dir, önünde ve ardında askerleri bulunur. Dahhâk da, «Ardından ve önünden ta`kîb edenler vardır. Allah`ın emriyle onu gözetirler.» âyeti hakkında şöyle der : O, Allah`ın emriyle korunan; sultandır ve onlar şirk ehlidir. En doğrusunu Allah bilir ama burada açık olan şudur : İbn Abbâs, İkrime ve Dahhâk`ın bu sözlerinden maksad, meleklerin kulları korumasının; insanların, kral ve başkanlarını korumasına ben-zetilmesidir.
    İmâm Ebu Ca`fer İbn Cerîr gerçekten garîb bir hadîs rivayet eder ve der ki: Bana Müsennâ`nın... Kinâne el-Adevî`den rivayetinde o, şöyle anlatmış : Osman İbn Affân, Allah Rasûlü (s.a.) nün yanma girdi ve : Ey Allah`ın elçisi, kul ile beraber kaç melek vardır bana haber ver, dedi. Allah Rasûlü şöyle buyurdu : Sağında iyiliklerini muhafaza ile görevli bir melek, o solunda görevli olanın âmiridir. Sen bir iyilik yaptığın zaman o, on iyilik olarak yazılır. Bir kötülük işlediğinde solunda görevli olan sağında görevli olana : Yazayım mı? diye sorar da o : Hayır, belki o, Allah`tan mağfiret diler de tevbe eder, der. Üç defa söylediği zaman : Evet, yaz. Allah bizi ondan rahata erdirsin, ne kötü arkadaştır. Allah`ın hukukunu gözetmesi ne kadar az ve bizden utanması ne kadar az, der. Allah Teâlâ : «O bir söz atmaya dursun, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.» <Kâf, 18) buyurur. Önünde ve ardında iki melek vardır. Allah Teâlâ : «Ardından ve önünden ta`kîb edenler vardır. Allah`ın emri ile onu gözetirler.» buyurur. Bir melek de vardır ki senin alnından tutmuştur. Sen, Allah için alçak gönüllülük yaptığında; seni yüceltir, Allah`a karşı büyüklendiğin zaman da; senin belini kırar, seni alçaltır. İki dudağın üzerinde iki raelek daha vardır ki bunlar da sâdece senin Muhammed (s.a.) e olan sa-lavâtını muhafaza ve kaydederler. Bir de ağzın üzerine görevli melek olup ağzına yılanın girmesini engeller. İki gözün üzerinde de iki melek vardır. İşte her Âdemoğlu için görevli olan on melek bunlardır. Gece melekleri, gündüz melekleri üzerine inerler. Zîrâ gece melekleri, gündüz meleklerinin dışındadır. Böylece her Âdemoğlu için görevli olan yirmi melek bunlardır. İblîs gündüzün, çocukları da geceleyin görevlidirler.
    İmâm Ahmed —Allah ona. rahmet eylesin— der ki: Bize Esved İbn Âmir`in... Abdullah`tan rivayetine göre, Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur: Sizden hiç kimse yoktur ki; cinlerden bir arkadaşı ve meleklerden bir arkadaşı onunla görevli bulunmasın. Onlar: Senin için de mi ey Allah`ın elçisi? dediler de şöyle buyurdu : Evet bana da. Fakat ona karşı Allah Teâlâ bana yardım eder de bana sâdece hayrı emreder. Hadîsi sâdece Müslim tahrîc etmiştir.
    Allah Teâlâ : «Allah`ın emri ile onu gözetirler.» buyurur ki .burada maksadın, meleklerin kulu Allah`ın emri ile korumaları olduğu söylenmiştir. Bu görüşü Ali İbn Ebu Talha ve başkaları îbn Abbâs`tan rivayet etmişlerdir. Mücâhid, Saîd İbn Cübeyr, İbrahim en-Nehaî ve başkaları da bu görüşe zâhibdirler.(...)
    Kâ`b el-Ahbâr der ki: Âdemoğlu için her ova, ve dağ tecellî etmiş olsaydı, bunlardan her şeyde şeytânları görürdü. Şayet Allah Teâlâ sizin için yiyeceğinizde, içeceğinizde ve avret yerlerinizde sizi koruyan melekler görevlendirmiş olmasaydı; mutlaka kapılırdınız (şey-tânlarca) elde edilirdiniz. Ebu Ümâme der ki: Hiç bir Âdemoğlu yoktur ki; onunla birlikte onu koruyan bir melek olmasın. Tâ ki kendisi için takdir olunana onu teslim edinceye kadar. Ebu Miclez der ki: Murâd (kabilesinden) birisi Hz. Ali ir.a.) namaz kılarken ona gelip : Korun, muhakkak ki Murâd`dan bir kısım insanlar seni öldürmek istiyorlar, demişti. Hz. Ali şöyle dedi: Muhakkak ki herkesin beraberinde, onu kendisi için takdir olunmamış şeylerden koruyan iki melek vardır. Kader gelince, kaderle onu başbaşa bırakırlar. Muhakkak ki ecel sağlam bir kalkandır.
    Bazıları âyetini: Allah`ın emriyle onu korurlar, şeklinde anlamışlardır. Nitekim bir hadîste varid olduğuna göre onlar: Ey Allah`ın elçisi, kendisiyle korunulacak muskalar hakkında ne dersin? Allah`ın kaderinden herhangi bir şeyi engeller mi? demişler de şöyle buyurmuş : Onlar da Allah`ın kaderindendir.
    İbn Ebu Hatim der ki: Bize Ebu Saîd el-Eşecc`in... İbrahim`den rivayetinde o, şöyle demiştir: «Allah Teâlâ İsrâiloğulları peygamberlerinden birisine vahyetti ki kavmine şöyle söyle : Bir kasaba ve bir ev ahâlîsi Allah`a itaat üzere olup ta bu durumdan Allah`a isyan olan bir hale döndükleri zaman; Allah Teâlâ onlar için onların sevdiğinden onların sevmediğine döner. İbrahim sonra şöyle demiştir : Bunun, Allah`ın kitabından doğruluğuna delil: «Şüphesiz ki bir kavim, kendini değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmez.» âyetidir. Bu, merfû` bir hadîste de vârid olmuştur. Hafız Muhammed İbn Osman Ibn Ebu Şeybe, «Sıfat`ül-Arş» adlı kitabında der ki: Bize Hasan İbn Ali`nin... Umeyr İbn Abdülmelik`den rivayetinde o, şöyle anlatmış : Ali İbn Ebu Tâlib, Küfe minberinde bize hutbe okudu ve şöyle dedi: Ben Allah Rasûlü (s.a.) nün yanında sustuğum zaman o, benimle söze (konuşmaya) başlardı, ona bir haber sorduğum zaman haber verirdi. Muhakkak ki o, Rabbından bana rivayet etti ve şöyle dedi: Rab buyurur ki": tzzetim, Celâlim ve Arş üzerine yücelmem hakkı için; bir kasaba ve bir aile halkı bana isyan olan, hoşlanmadığım bir halde olur da sonra bu durumdan benim sevdiğim itâatıma dönerlerse; muhakkak Ben, onlar için onların hoşlanmadığı azabımı, sevdikleri rahmetime çeviririm. Bu, garîb bir hadîs olup isnadında tanımadığım bir kimse vardır.[31]
    12 — O`dur size korku ve ümide düşürmek için şimşeği gösteren ve yağmur yüklü bulutları meydana getiren.
    13 — Gök gürültüsü; hamd ile, melekler de korku ile O`nu teşbih eder. O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Halbuki onlar, Allah hakkında tartışıyorlardı. O, kudretinde pek çetin olandır.