• BEN GİDİYORUM..

    Doğduğumda nikâhlandığım ve son nefes diye zaman tayin ettiğim buluşmaya gidiyorum.

    Korkmuyorum. Ardımda pişmanlıklarım var ama üzgün değilim. Kırgınım. Sözünü unutanlara, kardeşinin elini tutmayanlara, düşeni kaldırmayanlara, Allah için gözyaşlarını sakınanlara, resimlerimizi “layk” için kullanıp gördüklerini yaşanmamış kabul edenlere, zalimin yanında durup mazluma timsah gözyaşları dökenlere, kıyama kalkmayı kolay zannedip elindekini muhafaza etmek için bahane satanlara, alanlara kırgınım. Bu kırgınlıkla kavuşacağım Rabbime. Söyleyeceğim bunları.

    Vuslat bu. Nerede buluşacağı belli olmuyor insanın. Bazen 14 yaşındaki bir kızı Kudüs’te pazarda buluyor. Kafasına sıkılan bir kurşunla göçüyor. Elbisesine bulaşıyor kan. Huzura çıkmadan önce melekler yıkıyor onu.

    “Senin kardeşin benim. Bu katillerle niye anlaşıyorsun?“ diyemiyor.

    Bazen vuslatına yürümen gerekiyor. Seni evinde bulsun istediğin buluşma için önce evinden ayrılman gerekebiliyor. Sonu görünmeyen bir yolu merakla yürümen gerekiyor. Yol bitip de deniz başlayınca acı acı yutkunmak serbest suya atlamadan önce. Bir kıyıya varıyor elbet denizin sonu. Kıyıya ya canlı varıyorsun ya da cansız vuruyorsun.

    “Benim evim sizin hesaplarınızdan daha anlamlıydı. Hırsınızdan büyüktü odalarımız. Niye yaktınız çocuklarımızın gözlerimizin önünde büyüyecekleri resimleri? Mutlu musunuz şimdi?” diyemiyorsun…

    Bazen evinde de buluyor seni. Dumanlar yükselmeye başlıyor birden. Zaten taş binada oturmasına izin verilmeyenlerin çabuk tutuşan evlerine ateş sıçrıyor. Bütün seslerin gökyüzünde toplandığını düşünürseniz günü her saati bir “ah” asılır Arakan’dan o gökyüzüne. Çocuklar ölür. Çıplak ayakları ve toza bulanmış yüzlerine bakmayın. Tertemiz gider onlar. Kadınlar ölür. Adamlar ölür. Yanarak ölür, kahırla ölürler. Cennet meyvesi pahalıdır. Kalp, asıl sahibine dönene kadar acır insan. Sonrası umman, kevser, Peygamber (s.a.v)!

    “Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten? Sökülüyor tırnaklarımız. Etiniz acımıyor mu?” diyemezler…

    Ahzab suresinde övülen adam ve kadınlardan çok anlatabilirim size. Sizin üzüldükleriniz için son diye yazılan haberlerin “son” olduğunu mu zannediyorsunuz? Acıyı onlar çekiyor da size pay düşmeyecek mi zannediyorsunuz? Daha ilkokulda öğretmene şikâyet edilmekten korkanlar! Sizi Allah’a şikâyet etmeye gidiyoruz. Her yaptığınızı, her yapmadığınızı, her söylediğinizi, her sustuğunuzu, her gördüğünüzü, her gözünüzü kapadığınızı, her oturuşunuzu, her kalkmayışınızı bir bir not aldım. Her şeyi anlatacağım.

    Ben gidiyorum…

    Ardımda bir fikir kalsın istiyorum. Zorla karşılaşınca ölüm korkusundan istikametini şaşıranlarla biz ölümden aynı şeyi anlamıyoruz. Bu bir imtihandı. Kolay olacağını söylemedi kimse. Sancısız olacağını, bedelsiz olacağını. Bu yola baş koymak, sonunda gerekirse bu uğurda o baştan vazgeçmek demekti. Bizim için karar aldıklarını zanneden ahmaklar var. Bu karar ancak göklerde alınmış olabilir. Siz kimsiniz ki..!

    Kulunu razı etmek için Yaratıcıyı üzecek değiliz!

    Ben gidiyorum…

    Benden önce giden arkadaşlarımın yanına, Rasulullah’ın yanına. Siz kalacaksınız. Kimin doğru olduğu benim gittiğim yerde çıkacak ortaya…

    Ben gidiyorum…

    Çeki düzen verin kendinize. Sıranın size de geleceğini unutmayın. Şehadetin şehid gibi yaşayanlara nasip olacağını, Allah’tan başkasına kul olunmayacağını hatırlayın her daim.

    Ben gidiyorum…

    İbret alın bu yolculuktan. Bir araya geldiklerinde sadece aynı anda ayaklarını yere vursalar dünyayı sallayacak kalabalıktaki sizler, kardeşlerim. Sizin gözünüzün önünde yürüyeceğim ipe. Korku görmeyeceksiniz. Endişe sezmeyeceksiniz. Öfkemi de beraberimde götüreceğim.

    Ben gidiyorum…

    Dilerim bu gidiş size kim olduğunuzu hatırlatsın. Mazlumlar için ayağa kalkmanın bir yolunu bulmanızı sağlasın. İpler adedince baş istense, ama deseler ki bu bedel kıyam içindir, az kalır giden başlar! Boşuna terk etmez canımız bedenimizi. Mükâfatını O’ndan biliriz. Kalanlara ibret olmadığı üzer bizi…

    Size son sözlerim şudur;

    “Her zaman batılın, zulmün ve haksızlığın karşısında ilmi mücadeleye devam edeceksiniz. Bir mümin asla Allah’tan ümidini kesmez. Hayatınızın sonuna kadar Allah yolunda bir gaye ile görevinizi sürdüreceksiniz. Batılın tüm tuzaklarına ilim yoluyla cevap vereceksiniz. Kadınlarımızın yetiştirilmesine ve ahlâk yoluna önem vereceksiniz. Cemaat-i İslami’de asla bir lider problemi yaşanmayacaktır. Durum ne kadar kötü olursa, o kadar iyi ve kaliteli liderler yetişecektir. Ben yaşlandım. Rabbim her an canımı  alabilir. Ben şehit olarak Allah’ın huzuruna gitmek istiyorum. Benim şehadetim ile beraber değişim başlayacaktır. Halkım ve dünya Müslümanlarından dua istiyorum. Eğer dünyada bir daha görüşemezsek, cennette görüşeceğimizi ümit ediyorum inşallah."

    Motiur Rahman Nizami
  • O’NUN İÇİN OLMAK

    Yazmak,Bir kusursuzluğu anlamak,eşsiz bir nizamı akla sığdırmak ve uçsuz bir degerler manzumesinin başladığı anı,ölümü somutlaştırmak icin seçkin kelimelerle susmaktır...

    Susmak için düşünmek sart.Düşünmek için varolmak,varolmak için sığınmak,sığınmak için susmak şart!..

    Düşünmenin varolmaktan başka gerekçesi var mıdır?Yahut varolmanın düşünmekten özge yeterliliği…

    Düşünen insan, kalbi ve aklı izdivaç halinde bulur, sonra yaşamsal ayrılıklarını keşfeder, ortak bir zorunluluk ve olası, haz veren bir keyfiyette olgun bir halde hemkarar olur... Bir ömür kendinde ve dünyada ve dahi ukba da ufuklarca gezinir durur…Şayet akıl, kalbin gecmişini irdeler de mesnetsiz bir arayış icine girerse,uyumsuz noktalarda hoşgörünün tabiatını zedelerse ruh ayinesinde gizli fakat vahim bir huzursuzluk baslar… Kalp,rahat etsin diye akla benzemek ister, onun gibi girdapsız görmek, kanaatin ellerine tutunarak gerceğin uçsuz mahsenine ışıksız inmek ister. Nafiledir cümle esaret, aklın hükmünü eksiltmez, abad eder...

    Varolmak temelinde kulluğun idrakina varmak ve ne icin olduğunun bilgisine vakıf olmaktır...

    Kuts-i bir Hadis’de Rahman kullarının biadından söz açar ve Der ki:

    ‘’Ey kulum!..Ben senin içinim, sen kimin içinsin?’’

    Bu seslenişle aklı kalbe hükümdar eder Mevla, kalbi akla mürteca... Kalp ümit makamıdır artık, ne derse Hu’dan yana,Aşk’a ziyadır..

    On’un için olmak: Ben’den sızan cerahati senle yıkamaktır.

    ’Sen; Ben’den ezeli bir dua yarattın Allah’ım, Ebedi varlığımı sakla’ demektir .

    Fakrini dünyanın sabahlarına değişmeyen bir gidiştir bu... Ne olduğunu en çok hisseden insanın Seyru Suluk’u...İnsanlıktan İnsan-ı Kamil’e.Mahlukattan Zübde i Alem sıfatına… Hayatın lutuflarindan Allah’ın isimlerine sığınmaktir... Kuddüs’sun Sen, nefsimden bile korursun beni... Vehhapsın Ey! Ruhumdan sebat yaratan... Settarsın… En büyük fenalığı etsemde kendime, bütün çirkinlikleri örtecek olansın...

    Varolmak sığınmanın hakkını vermektir. Bir çaresizlik anında, dünya küçülmüşken, dar kapılar önünde diz üstü çökmüşken, göze nakış gibi yaşlar dizilmişken, ağlamanın hakkını vermektir...

    Hangi sala sesi benliğin hücrelerini hüzmelerin merhametine terkeder.. Sığınmak dediğimiz eşref üzereyken, zerreleşip mana içinde Aşk-ı Hüda ile sonsuzluk içer.

    Şimdi varlığınızın derinliklerini hissedin, Mevla’ya sığının ve biraz susup iç sedanıza kulak verin.. Neler titretir,neler özletir sonsuzun nezdinde kimbilir…
  • KALEMİN VEBALİ

    Karışır adım aşk ihtirasına
    Kanadı kırılmış mahir bir kulum
    Kerem mirasına Aslı yasına
    Nesline vefalı tahir bir kulum

    Tutukludur sinem sevda nârında
    Kendi zararında kendi kârında
    Visalin hayali saklı yarında
    Yüreği yüzünde zahir bir kulum

    Ruhumu kavrayan dert bilmecesi
    Muammayı çözmez beşer hecesi
    Teheccüt ehline döndü nicesi
    Leylin seherinde sahir bir kulum

    Yedi renk nazarı yansır çırağan
    Rahmetle anılır toprağa yağan
    Kâinata nurdur her yeni doğan
    Vebali kalemde şair bir kulum

    Arayıp durduğum eşsiz bir mihman
    Âşıkan'ım şükret nizamı Rahman
    Münacata mecal vâkıf-ı iman
    Dergâhı lütfunda ahir bir kulum

    Ziya Ucer
  • Benim vücudumda bir damla kan bile kalsa
    Ben o kanı Allah yolunda cihad için kullanacağım ve tüm dünya karşı gelse de ben bu yoldan ayrılmayacağım

    Şehit Rahman Nizami
    11 Mayıs 2016