• Bir yerde bulunan bir yere bağlanan her yerde bulunur.
    Her yerde bulunan, hiçbir yerde bulunamaz.
    Aşık, sevgilinin cemalinden örtüyü kaldırmasıyla, gördüğü güzelliğe hayran olur.
    Selâmetten ayrılır, düşünen beyinler.
    Hata yapma fırsatını âdeme veren sendin.
    Ve dünyayı epey abartmıştım, hayret ile teheccüt vakti duada seyirdir işimiz.
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.



    Aklı da imanı da gider, artık âşık olmuştur.
    Gül dikiyordu gecenin çobanları teheccüt vakti duada ellerinin değdiği gönüllere.
    Eksikler sahip olmuş, fevkalade iyi yazılmış bir gizem aşk.
    Herkes kendisinde v/ar sanır kendini.
    Felek beyhude yere kuru dikenden taze gül yaprağı çıkarmıyor.
    Bu sessizlikte ne vardı?..
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.



    Muhtemelen bir soru.
    Zamanı geldiğinde, musallada cevabı gelecek olan.
    Belâ denilen şeyin aslında rahatlık olduğunu halka anlatmak içindir bu.
    Hayatınızdaki en önemli ilişki kendinizle olan ilişkinizdir.
    Çünkü ne olursa olsun, her zaman kendiniz olacaksınız.
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.



    B/öylece sevginin rahmetinin tadını çıkarabilirsiniz.
    Aşk tek gerçekliktir ve sadece bir duygu değildir.
    Doğa hoş bir akıl hocasıdır.
    Sevgiyle yaratılışın kalbindeki temel gerçektir.
    Kafi Nur dedim mi kişiyi aşk alıyor kanat kanat vuslatla birleştiriyor.
    Raks eden gece gibi her şeyin altından çıkabilir hiç olanlar.
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.



    Hakkıyla ram olmak için.
    Aman Ya Rabbi diyenin halini bilir, Ya Semi, Gani ile elele, eli Hakka olanlar.
    Artık yalnız değilim bu alemde.
    Şunu keşfettim doğmadan önce, hep vuslatta.
    Kendine güvenen, kendilerinin efendisi olanlarla yaşayanların kabirlerinde ot bile bitmez olmuş.
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.


    Ve hepsi sakin sanırsın kabirehlini.
    Hiçbiri de karşılık veremezmiş.
    Bu yol ıraktır, menzili çoktur, geçiti yoktur.
    Öteki, bizden olanı ve içeri gireni.
    Kısa sözcüklerle yanıt verdiğini duyuyorlardı.
    Rahmani deftere b/ak, hiçbir şey kalmamış.
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.



    Bu insanları düşündükçe daha güçlü hissediyorum kendimi.
    Metnini istersen aşkın, kula köle olanların suretine b/ak.
    İnsanı kamil olanda hak görünür.
    O zaman teheccüt vakti Estağfirullah ile gönlünü çapalamış olanların bağlarına girde g/ör.
    Hikmet nerede kime ne söylettiğini bir muttaki bulda gör.
    Hakikat bizi dünyaya getirir ve hiçbir şey söylemezler.
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.


    Duada teheccüt vakti iyi ve güzel olan s/aklanır.
    Aşk hayatı kolaylaştırmaz, ama anlam verir.
    Yakınlarda seni seven bir kişi olduğunda dua et.
    Hayat boyunca seyahat etmek daha kolaydır duada.
    İnsan olduğunuzu hatırlayın.
    Geriye kalan herşeyi unutsanız da olur.
    Kâbe’nin içine girene Kıbleye dön demek ne kadar abestir.
    (Y.ed - Güzide Mektuplar Albümü)


    Engin Demirci Şiirleri © Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

    https://www.antoloji.com/...u-garib-coban-siiri/
  • Sokrates: İstediğini yerine getirmem gerekiyor Meneksenos; zaten, bana "soyun da raks et" desen bile, yalnız olduğumuza göre, bu dileğini de karşılardım.
  • İmam el-Kadı Iyaz et-Tinnisî'den naklediliyor:

    İmam Malik'in yanında idik. Ashabı da oradalardı.
    Nusaybin halkından biri dedi ki:

    Bizim o tarafta 'sufiler' denilen bir topluluk var. Çok yiyorlar, sonra kasideler okumaya başlıyor ve kalkıp raksediyorlar. (Raks etmek; Sallanmak, dans etmek, vs.)

    Bunun üzerine İmam Malik dedi ki:
    - Onlar çocuk mu?
    Adam:
    - Hayır dedi.
    - Peki onlar mecnun mu? Diye sorunca adam dedi ki:
    - Hayır onlar şeyhtirler ve akıl sahibidirler.

    İmam Malik dedi ki:
    İslam ehlinden hiç kimsenin böyle yaptığını duymadım!.
    Adam dedi ki:
    -Onlar yiyorlar, sonra kalkıp ayakları üzerinde raksediyor, bazıları başlarını ve yüzlerini tokatlıyorlar.

    Bunun üzerine İmam Malik güldü ve kalkıp evine girdi.
    Malik'in ashabı adama dediler ki:
    - arkadaşımıza iyi gelmedin. Biz otuz küsur senedir onun meclisindeydik, bu gün dışında güldüğünü görmedik.

    Kadı Iyaz, Tertibu'l-Medari, (c. 2, s. 54)
  • ✔️❗️📝🌿🌹🌿📝❗️✔️

    Ey Sevgili..! Beni dünya çölünden,
    Aşk'ı özümseyen sevdâya götür..!
    Uzağım hal bilen gönül ehlinden,
    Mesâfeleri sil, leylâya götür...!
    Gâmla yazıyorum, arz-ı hâlimi,
    Al beni gurbetten sılâya götür...!
    Çok özledim çağırdığın iklimi,
    Mirâç eyle arş-î âlâya götür...!
    Bu âsî âşığa mânâ deminden,
    Sun bir bâde, özlenen rüyâya götür...!
    Kement at gönlüme, günah selinden,
    Pervâne döneyim, semâya götür...!
    Güneş raks etmiyor kirli sularda,
    Kerem et Sultânım, deryâya götür...!
    Unuttum ukbâyı mor uykularda,
    Savur küllerimi, Mevlâya götür..!!!

    ----"ALINTI"----

    ✔️❗️📝🌿🌹🌿📝❗️✔️
  • ''Kimseye acı verme, edebildiğin kadar herkese yardım et.''
  • Yüce Kitabımızı, biliyorum diyenlerin dahi anlamadan, bir kitap gibi seyretmeleri…
    Onun mânâsını eleştirmek şöyle dursun, her bir saniye içine sindirip ALLAH diye sokaklarda raks edecekken, onun karşısında şaşkın şakın «şu şöyle mi oldu, bu böyle mi oldu» gibi evhamlara düşmeleri…

    …Yüce kitabımız, sevgilisi Fahr-i Kâinat Efendimize lütfettiği çok özel bir nimettir. Yani, söylemesi çok tuhaf olur ama «ALLAH, MUHAMMED’E ÂŞIK OLMASAYDI, BÖYLE KİTAP FALAN GÖNDERİLMEZDİ.» Çünkü bu kitap Levh-i Mahfuz’un kendi tabiri ile (Sure-i Yusuf’daki tabiri ile) «kâinatın temel kompüter sisteminin Arapçaya tercüme edilerek şifrelenmiş bir halidir.» …

    …Gönlü olmayan bunu anlayamaz… Kimse gayret sarf etmesin! «Efendim, ben okudum da Türkçesinde şu kelime vardı, burasında bu kelime vardı»… Bırak kardeşim ya! Bu gönül penceresinden ALLAH’ın nurunun böyle şelale gibi aktığı bir hadise… Ne kadar ufacık bir zerresini dahi anlayabilirsen Allah’a şükür et! Delalette kalmadığına şükür et! Bir tek kelimesi dahi anlasan kâfi…

    …KAFASININ İÇİNDE BAĞIRSAK DEĞİL DE BEYİN OLAN BİR İNSAN, MUTLAKA KUR’AN KARŞISINDA SECDE EDER! Buna inanınız… Eğer secde etmiyorsa, beyninin içinde bağırsak dolaşıyor! Farkında değil… Kur’an’a karşı bir takım tenkitler veyahut da abes bakışlar, o bağırsağın ifrazatıdır… /Haluk Nur Baki