Ramazan

Ramazan
@ramazan06
Hz. İbni Ömer’den (ra): Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: “Kıyamet günü mü’min, Rabbinin lütuf ve inayetine öyle yaklaşır ki, Allah ona, insanlardan gizli olarak işlediği bütün günahlarını teker teker saydırır. 'Filan günahını biliyor musun, falan günahını biliyor musun?'” diye sorar. Mü’min de: “Yâ Rab, biliyorum.” diye itiraf eder. Cenâb-ı Hak, sonunda ona: “Ben, senin bu günahlarını dünyada iken gizlemiş, kimseyi haberdar etmemiştim. Bugün de yine kimseye bildirmeden bağışlayıp, mağfiret ediyorum.” buyurur. (Tirmizi, Daavat, 98)
Reklam
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Allah’ı, sizlere verdiği bolca nimetlerinden dolayı sevin. Beni de, Allah’ı sevdiğinizden ötürü sevin. Ehl-i beytimi de benim sevgim sebebiyle sevin.” (Tirmizî, Menakıb, 31/ 3789)
Bir karınca baktı ki, bütün dost, ahbap ve akaribi, birbirinin peşi sıra göçmekte, ecel celladının elinde can vermekte, “Sıra bana gelmeden, ölüm yakama yapışmadan kaçıp gideyim buralardan!” dedi ve kaça kaça Fil-i Mahmud gibi bir filin kulağının içine kadar kaçtı. Filin kulağı rahatça bir yerdi. Üstelik pek de güvenlikli idi. “Bu dağ gibi filin mağara misal kulağının içindeyim! Ecel beni burada nasıl bulacak? Asla bulamaz.” dedi karınca; fakat ertesi gün hiç beklemediği bir şey oldu: Fil öldü!
Kâmillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük. Nâkıslarda, küçüklük mizanıdır büyüklük...” (Lemeât, Sözler, 724)
Genc-i istiğnâ kadar bir kûşe-i râhat mı var Lokma-i hân-ı kanâat gibi bir ni’met mi var — Fıtnat Hanım Günümüz Türkçesiyle: Gözü, gönlü tok olma (istiğna) zenginliği gibi rahat bir yer mi var. Kanaat lokması gibi tatlı bir nimet mi var?