Yazarının sonraları 50 kadar sayfasını sevdiğini ama tamamından memnun olmadığını notladığı Dostoyevski eseri. En başarılı romanlarından biri olmayabilir, aynı zamanda çıkış romanlarından biridir. Sürükleyici başlar temposunu sürdürür ama sonlara dek koruyamaz. Öz yaşamsal izler taşır, yani; Ivan Petroviç (Vanya) Dostoyevskinin gençliğini çağrıştırır.
Ezilenleri aşağılanmışları anlatır ismine nazır. em şundan da bahseder; kendimize bile itiraf etmekten kaçındığımız şeyler vardır belki bazen zor da olsa itiraf edebildiğimiz yine de bir ikincilliğe müsaade edemeyecek kadar korkunç ve herkes bunları açığa çıkaracak olsa dünyayı saracak o pis kokuda hepimiz boğuluruz. İşte bunların hepsini Vanya'nın suratına Prens'le oturduğu içki masasında bir bir vurur, ki kitabın en ateşli diyalogunu içerir.
"Herkes, hepimiz, benliğimizin en gizli köşelerini olduğu gibi açığa vurabilseydik; başkalarına, hatta en yakın dostlarımıza, sırası gelince kendimize bile itiraf etmekten çekindiğimiz ne varsa, hepsini korkmadan ortaya dökebilseydik dünyayı saracak pis kokudan hepimiz boğulurduk."
İyi okumalar