Güzel bir kitap. Fakat sıkıldım. Sebebini birazdan açıklayacağım.
Güzel olan en iyi yanı yazarın iki farklı karaktere de kusursuzca bürünebilmesi. Çeviriden midir bilmiyorum ama biri bana gelip "bu kitabı iki kişi yazmış" dese şaşırmam.
Bir diğer güzel yanı da sanki gerçekten iki kişinin mektuplarını okuyormuşum hissi vermesi. Yani hitaplar, sevgi sözcükleri o kadar gerçek ki...
"Yaşamaktan utanıyorum Varenka!"
Şimdi gelelim neden sıkıldığıma; beni huysuz bir ihtiyar gibi görebilirsiniz fakat ben de Rus edebiyatı okumaktan utanıyorum. Yani, Rus edebiyatının bayağı veya kötü bir edebiyat olduğunu söylemiyorum. Kendimden utanıyorum Rus edebiyatını okurken. Hoşlanmıyorum çünkü, sevmiyorum. Herkes Dostoyevski överken ben ağzımı büzmekten hoşlanmıyorum. Pekala iyi bir yazar olabilir, bunu kabul ediyorum fakat bana tat vermiyor. Belki de bunun sebebi Dostoyevskinin "insanları sevme ve onlara acıma" duygusunu gözümüze sokmak isteyişidir. Oğuz Atay'ı niçin okuyamadığımı da çözmüş oldum böylelikle. Zorla değil ya.
Belki de bu yüzden Goran'a hayranım. Hiç orospuluğu yok. Paramount'la altı filmlik bir proje pazarlığı yapmayan tanıdığım tek kişi Goran. Resimlerini Musee d'Orsay'da sergilemek gibi bir derdi de yok. Dişlerini de kimyasallarla temizlemiyor. Goran neyse o. Aptal sinema ve sanat bilimlerinin aptal akademisinin zilyon kadar insan ayakta alkışlarken ona parlak bir heykelcik vermesi için dümen çevirmiyor. Piyasadaki payını artırmak için kampanya da yürütmüyor. Şu an her neredeyse ve ne yapıyorsa Goran hiç kimsenin onu kurtarmaya gelmeyeceğini bilen bir çocuğun açıklığıyla yapıyordur bunu.
Aylar önce yarım bıraktığım bu kitabı an itibari ile bitirmiş bulunuyorum. Yoruldum. Evet, okurken yoruluyorsunuz. Belki de benim ite kaka okumamdan ötürüdür bu yorgunluk, bilemiyorum. Köpek Kalbini bir çırpıda okumuştum oysa ki. Köpek Kalbi ve Ölümcül Yumurtalar gözümde iki ayrı kitap değil de birbirine entegre kitaplar gibi gelmişti her zaman, fakat maalesef Ölümcül Yumurtalar bana Köpek Kalbinin verdiği keyfi vermedi, veremedi. Üzgünüm.
Ve son olarak; bu kitap benim gözümde bir sistem eleştirisi değildir. Bu kitap Bulgakovun Rus halkına, Rus halkının cehaletine bir sitemdir. Bulgakov halkının cahilliğine fena kızmış anlaşılan.