Türk tarihinin yön oku, Osmanlı ile başlayan ve yüzyıllara yayılan sistemsel bir çöküş sürecidir. Türkiye Cumhuriyeti, imparatorluk yüklerini atarak bu serbest düşüşü durduran ve modern kurumların temelini atan 80 yıllık rasyonel bir "basamak" işlevi görmüştür.
Ancak bu dönem, kurucu elit (Merkez) ile geleneksel halk (Çevre) arasındaki tarihsel fay hattını kapatamamıştır. Son çeyrek yüzyılda yeniden başlayan düşüşün temel nedeni, bu fay hattının kırılmasıyla tetiklenen ve duygusal bir kimlik siyasetine dönüşen "tarihsel hesaplaşma"nın, rasyonel devlet aklına galip gelmesidir.
Bu irrasyonel sarmal, travmatik bir toplum yapısı ve dış etkenlerle beslenir. Bu döngüden çıkış ve rasyonel zemine dönüş; adil refah, eleştirel düşünceye dayalı eğitim, mutlak hukukun üstünlüğü ve geçmişin kavgalarını bitirecek yeni bir ortak gelecek hedefinin inşası gibi köklü ve zorunlu koşullara bağlıdır.