Atlar gördüm ben dolu dizgin koşan hiç durmadan yorulmadan koşan atlar onlar çatlamadı. Karınca katarı gibi geçip giden trenler gördüm ne bir adım hızlı ne bir adım yavaş, kararlı ve kendinden emin ağaçlar gördüm köklerini korkusuzca toprağa salan taşı kayayı aldırmadan sesiz sesiz dallarını gökyüzüne açan dedemi gördüm sonra köklerini çok eski bir maziye atmış ufkunun ötesine salmış ne geçmişte ne adide nede şimdide kendine özgü bir zamanın tamda içinde bana bunca hayali kurduran buydu bu atlar, bu trenler, bu bozkır sevdalar, aşklar,umutlar ve dedem. Gecelerimi, Gündüzlerimi, Rüyalarımı süsleyen bu hayaller bana kurduran buydu bana boyumu aşan hayallerimi buydu ama hayallerim boyumu aşınca hayat çok acı bedeller ödetiyormuş insana ben bunu gördüm. Hiç kimse sana bu hayalleri yakıştıramıyormuş bunu gördüm sen basit bir taşyalı çocuksun senin neyine hayal kurmak senin neyine büyük büyük sevdalara tutunmak eğer bir ağaç kadar sağlam değilse köklerin ve eğer bir aşk kadar sağlam duramıyorsan rüzgarın önünde tökezleyip düşüyormuşsun ben bunu gördüm eğer yörük atı değilsen koşmaktan çiğerin çatlıyo parçalanıyorsun bunu gördüm eğer bir tren kadar kararlı değilsen hiç bir zaman hiç biryere yetişemiyormuşsun ben bunu gördüm deselerki bana ne olmak isterdin bu hayatta dedem gibi olmak isterdim çünkü ben onda herşey gördüm oda yetemedi belki ama kabullenmeyi bildi bense hiç kabullenemedim. Ben yetememeyi gördüm. Hiçbir şeye, hiç kimseye yetememeyi…