"O zaman dönelim," diye mırıldandığında Pamir, içimde bir sıkıntı hissettim. Kaşlarım çatıldı. Gerçekten bunu kastediyor olamazdı değil mi? Riski zaten biliyordu. "Dönelim, bir akşam yer erkenden jete bineriz. Kafesine döner Nil. Kalan ömrünü de duvarlar arasında geçirmeli tabii çünkü mazallah, döngü falan tetiklenir... Döngü tetikleneceğine kafesinde yaşasın Nil, öyle mi Çağrı? Tutsak gibi."
Çok silik, çok yorgun bir tebessümün sarmaya çalıştığı dudaklarımı birbirine bastırdım o an.
"Ne zaman görebiliriz gökyüzünü tam anlattığın şekliyle? Sabaha karşı mı?"
"Eskiden görmek için yapman gereken tek şey birinin gözlerine bakmaktı.
...
"Gözlerinde eskiden evren vardı."
"Baştan alalım, tamam, baştan alalım... Kaza öncesinde oldu. Altı ay öncesinde. Ardından Enstitü'ye nakledildim, anne babamın isteği üzerine... Neden bana öyle bakıyorsun?"
Hiç acıması yokmuş gibi bakıyormuş bana. Kaybetmiş ve kabullenmiş gibi. "Nil, beş yıldan fazla oldu."